Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Türkiye'nin İlk Yaşam Koçu Nevşah Fidan

2008-01-17 14:29:00

Röportaj : Hatice Özbay

 

Nevşah Fidan

 

Anne Nevşah Fidan Türkiye’nin İlk Yaşam Koçu

Aramızda huzurlu ve mutlu bir yaşam arzulamayan var mıdır? Sanmıyorum. Hangimiz istemeyiz sağlıklı, güçlü, başarılı, zamanı iyi kullanabilen ve bağımlılıklardan arınabilmiş olmayı? İsteriz ama kimimiz yaşamı olduğu gibi kabullenir, kimimiz isyan eder, kimimiz gerçekten başarır, kimimizde başarıları alkışlarız. Bu söyleşimize konuk olan Nevşah Fidan’ın, gerek yaşama bakışı, gerek yaptığı iş, gerekse kızı Melisa’yla ilişkileri bize enteresan geldi ve paylaşalım istedik.

Otuz iki yaşındaki Nevşah Fidan, altı yaşında bir kız çocuk annesi. Genç anne, düzgün fiziğiyle bir sporcu esnekliğine sahip… Sürekli gülümseyerek konuşuyor ve “ Koşulsuz sevgi, anlayış, sağlık öyle uzaklarda, ulaşılmaz diyarlarda olan ve yaşanan tecrübeler değil, nefesimiz kadar yakın bize” diyor. Oldukça ilginç bir mesleği var. O bir “Nefes Koçu”  “Yaşam Koçu” ve ‘Başarmanın özünün önce istemek, sonra doğru nefes almak’ olduğunu iddia ediyor ve bunu da dünyanın dört bir yanında seminerler vererek anlatıyor. “Nefesinizle dans edin, onunla oynayın… Onunla öğrenin yaşamı, kendinizi ve dünyayı yeniden keşfedin… Kendi cennetinizi yaratın…” diyor ve doğru nefes almanın yaşamımızı olumlu yönde değiştireceğine özellikle vurgu yapıyor. Türkiye’nin ilk Yoga Dergisi’ni çıkaran Nevşah Fidan’ın yayınlanmış iki, yayına hazır bir kitabı bulunuyor.

 ‘Nefesinizi Değiştirin Yaşamınız Değişsin’ sloganı ile yola çıktınız ve dünyanın birçok yerinde seminerler veriyorsunuz. Bu yolculuğa nasıl başladınız?

Nefes değiştirerek yaşam değiştiriyoruz. Aslında mimarım. Yoga benim ilgi alanımdı ve ilgilenmeye başladım ‘İyi insan nasıl olurum? Daha mükemmel nasıl yaşarım?’ sorularına cevap ararken ‘Hayatım artık değişmeli’ dediğim noktada, yoga ile tanıştım. Yoga eğitimi aldım. Sonrasında yoga eğitmenliği yaptım.

Mimarlık eğitiminiz ile yaptığınız iş çok farklı…

Mimarlık eğitimimi İstanbul’da aldım. Bir süre İstanbul’da yaşadım. Yerleşik düzenim İzmir’de. Orada evlendim. Evliliğimin ilk üç senesi, eşimin yerel bir TV kanalının başında geçti. Önce dekorasyon ile başladım sonra TV’nin başında buldum kendimi. O sırada amatör olarak yoga, meditasyon yapıyordum. Bu metotları ve kendimi geliştirerek İzmir’in ilk yoga okulu ‘Living Yoga Merkezi’ni kurdum. 

İlk eğitimi ne zaman ve nereden aldınız?

İlk eğitimim 1992 yılında. Amerika’da sertifikalı programlara katıldım. Çevremdekilerin ısrarı ile bir anda merkezimi kurmuş vaziyette buldum kendimi. Sadece içimde dingin olmak, sakin olmak değil, yaşamımdaki olumsuzluklardan da kurtulmak istiyordum.

Nefes almak bir alışkanlıktır. Nefesini düzenleyerek, yaşamını değiştirmek mümkündür.

Bir anlamda benliği arındırma diyebilir miyiz?               

Evet, yaşamımı arındırmayı hedeflediğim zaman ‘Transformal Metod’ la karşılaştım. İyi gitmeyen bir evliliğim vardı. İçimdeki bir takım olumsuzluklarla yaşıyordum ve o zaman radikal kararlar aldım. İşe, yaşamımı değiştirmeye karar vermekle başladım. Amerikalı hocam Dr. Judith Kravitz (Transformal Nefes Metafizik Doktoru) ile konuştum, o da ‘Yapabilirsin’ dediğinde, bu sistemi Türkiye’ye getirmeye karar verdim. Gelişimlerimi ve eğitimlerimi tamamladım. Önceleri zorlandım. Kimsenin bilmediği bir metodu anlatıyor ve sadece kendi hayatımdan örnekler verebiliyordum. Bu çalışmalara katılanlarda, kendi hikâyelerini diğer insanlarla paylaşmaya başladıklarında; baktılar ki bu gerçekten bir formül ve bu formülü uygulamaya başladılar. İnsan ne kadar bilinçlenirse bilinçlensin, nefes alışkanlığının yaşamındaki etkilerini fark edemiyor. Nefes almak, bir alışkanlık ve farkında olmadan yaptığımız bir şey.

Sizden başka ‘Nefes Koçu’ var mı? Nefes Koçu olmakla neleri başarıyorsunuz?

Türkiye’de benden sonra bu eğitimi tamamlayan yedi Nefes Koçu var. Yirmi kişi de bu ay mezun oluyor. Eğitmenliğe hazırlananlar var. Seminer düzenleyen henüz yok. Bana destek olan bir ekibim var artık. Nasıl ki ‘Basket Koçu’ dışarıdan izleyip oyuncuları yönlendiriyorsa aynı şekilde bir Nefes Koçu’da dışarıdan izleyip, kişide ki hareketi yönlendiriyor. Baskette hedef, basket atıp sayı kazanmaksa, kişide de hedef, nefesini açmak ve yaşamının akış içerisinde, seyrinde gitmesini sağlamak. Kişi hayatından memnunsa ille de nefesini değiştir demiyoruz kimseye.

Transformal Metodun, insanlara olumlu katkılarını anlatıp, ‘İnsanlar bilinçli nefes alırlarsa, yaşamlarını değiştirirler’ diyorsunuz. Bu çok iddialı değil mi?

Bu bir iddia değil, olanı anlatıyorum. Türkiye’de ve yurtdışında bu bir iddia olmaktan çıktı. Nefesi değiştirdiğiniz anda hayatınız değişiyor. İstediğiniz her şey olmaya başlıyor.

İşinizle ilgili bilgilendik. Anneliği konuşalım, çocuk yapma kararını nasıl ve ne zaman aldınız? İstediğiniz bir hamilelik miydi?

Çok, çok istedim. Evliğimizin üçüncü senesinde oldu. Çocuk yapma kararı aldıktan sonra, işlerimi yavaş yavaş azaltmaya başladım. Hamileliğim benim yeniden doğumum oldu. Kızıma, benim mastırım diye bakıyorum. Hamileliğim, hayatımın dönüm noktası oldu. Yaptığım çalışma ve araştırmalardan biliyorum ki; bir kadının doğurgan olabilmesi için siprtüel anlamda, bağlantısının tam olması lazım. Her hamile kadın aslında bir bakıma aydınlanıyor. Her hamile kadın, bir bakıma arınma tesisinden geçiyor. Hamilelerden kimisi ağlamalar, kimisi duygusal travmalar yaşıyor. Bunların asıl sebebinin vücudun hormonsal olarak negatif enerjileri atmak istemesi olduğu görülüyor. Çünkü başka türlü bebeğin olabilme ihtimali yok. Kadın yaratıcı oluyor. Yaratıcı olabilmesi için tamamen o negatif enerjileri dışarı atması lazım. Bunun için de,  pozitifliğe,  anlayışa, sevgiye ters olan bütün enerjiler akmaya başlıyor. O yüzden de duygusal boşalmalar yaşanıyor. Ben bunu, günde beş altı saat meditasyon yaparak attım. Bilinçli olarak hamile kaldığım içinde, bu olayı duyarak, bizzat yaşadım. İnanılmaz bir duyguydu. Bana kalsa yüz kere hamile kalırdım.

Çocuğunuzu kucağınıza aldınız, ilk temas, duygularınızdaki değişiklikler ve bu gün nasıl bir annesiniz?

Müthiş doğulu bir anne oldum. İlk bir sene, Melisa’yı yarım saat bile yalnız bırakamıyordum. Hiçbir şey kızımın önüne geçemedi. Acayip bağımlı, her şeyine dikkat eden, saatli yemek yediren, saatle uyutan bir anne oldum. Bir yıldan sonra ikimizde rahatladık. Şu anda altı yaşında ve okul öncesi anaokuluna gidiyor. Ben Melisa’ya bağırdığımı, kızdığımı hatırlamıyorum. Geçen yıl okul arkadaşları ile yurt dışına gittik. Orada annelerle, çocuklar arasındaki diyaloglar çok dikkatimi çekti. Biri bağırır, diğeri yemeğini yemez, anneler saçını başını yolar, birileri öfkelenir. Fenalık geçiren anneler oldu.

Aranızdaki diyalogu neye bağlıyorsunuz?

Bilmiyorum… Hem bana, hem ona bağlıyorum. Melisa babasına gidiyor, bazen laf dinlemiyormuş, buna inanamıyorum. Ben bunların hiç birini yaşamıyorum, benim yanımda Melisa: oldukça iyi niyetli, laf dinleyen, içli, son derece uysal ‘Peki anneciğim’ diyen müthiş güzel bir çocuk. İki arkadaş gibi, iki dost gibiyiz, eğleniyoruz biz.

Ben de anneyim, çocuklarımın her lafımı birebir dinlemesini ya da karşı çıkmamasını doğru bulmuyorum. Sürekli ‘Peki anneciğim’ diyen çocuğumun kişiliğinin yeterince gelişebileceğine inanmıyorum.

Ben, tüm ilişkilerimde dayatmacı değilim.

Bu durumda kontrol kimde oluyor?

Ben tavsiyede bulunuyorum çoğunlukla. Bazen annemle, çocukluğumda yaşadığım ya da başka örneklerde izlediklerimden uzak duruyorum. ‘İlle de şunu yap’ demiyorum. Anlayışla yaklaşıyorum. Onun önerileri olduğunda, ‘Önce beni dinle, sonra da istediğini yap’ diyorum. Hep bir anlaşma yolu buluyoruz. Anlayışla ve çocuğa birey olarak yaklaşılması kadar güzel bir şey yok. Ona güvenmenin önemli olduğuna inanıyorum.

Doğduğu andan itibaren mi böyle düşünmeye başladınız?

Bir buçuk- iki yaşındaki çocuğun alabileceği, alamayacağı kararlar var. Üç yaşında giysi seçimini ona bırakamazken, altı yaşında tamamen bırakabiliyorsun. Bu bir gelişim. Çocuğun alamayacağı kararları almasını beklersek gelişimi zedelenir. Alması gereken kararlar var, onlarında hepsini ben alırsam yine gelişimi zedelenir. Çok hassas bir çizgi…

Bir kez daha çocuk yapmayı düşünüyor musunuz?

Özellikle bir çocuğum olsun diye hiç düşünmedim, ama çok güzel bir beraberliğim var. Ruh ikizimi bulduğuma inanıyorum. Her şeyin en üst noktasını yaşayabiliyoruz, o yüzden düşünebilirim.

Melisa sizin seanslarınıza katılıyor mu? Yoğunun iş temposu içerisinde kızınızla ilişkilerinizi nasıl düzenliyorsunuz?

Sürekli katılıyor. Kızım genellikle hafta sonları babasına gidiyor. Bende seminerlerimi hafta sonlarına alıyorum.

Bu seanslarda hangi müzikleri dinliyorsunuz?

Seansların başında daha çok davul sesleri olan müzikler kullanıyoruz. Yapmak istediğimiz şey, mümkün olduğunca nefesi, diyaframa doğal bir şekilde yönlendirmek. Diyaframı harekete geçiren sesin, davul sesi olduğu için ritim ağırlıklı sesler dinliyoruz. Kişi rahatladıktan sonra daha yumuşak müzikleri dinliyoruz.

Yaptığınız işin geçmişini araştırdınız mı?

Yüzyıllardır kullanılan bir yöntem bu. Daha tıp ortaya çıkmadan önce, Etiler, Şamanlar tarafından nefes ilaç olarak görülüyor. Nefes doğal bir şekilde alındığı sürece, bedeninizin hastalanması mümkün değil. Bilimsel olarak hastalığın oluştuğu ana bakıldığında; bu mental bir tıkanıklıkta olabilir, negatif bir duygu da olabilir, herhangi bir hastalıkta olabilir hücrelerin içindeki tıkanma. Sizin o anda nefesinizi tutuyor olmanız lazım.

Sizin çocuğunuz hiç hastalanmadı mı?

Ben çocuğumu hiç hasta görmedim şu ana kadar. On yıldır bende hastalanmıyorum. İlaç kullanmıyorum, çocuğuma da ilaç kullandırmıyorum. İnsan hastalık üretmek için programlanmadı. İnsan mutluluk üretmek, sağlık için programlandı. Hastalık oluyorsa bu bir arıza…

Hasta olmuş bir insanın üzerinde sizin metotlarınız etkili oluyor mu?

Hastalık oluşmadan önce bu tek başına etkili bir yöntem…  Bir kişide bize gelmeden daha önce hastalık oluşmuşsa, tıptan yardım alınıyor. Bu işi Türkiye’ye getiren ve şu anda dünyanın en iyi eğitmenlerden olan Judith Kravitz gırtlak kanserini hiçbir ilaç almadan tamamen isteyerek ve doğru nefes alarak yenmiştir.

Bu güne kadar kaç kişi sizin seanslarınızdan yararlandı? Nefesi açmayı öğrenmek uzun zaman alıyor mu?

Beş bin kişiden fazla oldu sayıları. Çok zaman almıyor ilk seanstan sonra nefes açmayı öğreniyorsunuz.

Kaç merkezde bu çalışmaları yapıyorsunuz?

İstanbul’da üç, Ankara’da bir, Antalya’da bir salonum var. İzmir’de de yaşam merkezim var. Bir yıl önceye kadar İstanbul’da yaşıyordum. Artık İzmir’de yaşıyorum, artık yeni Nefes Koç’ları yetişti.

Bu kadar yoğunlukla annelik bir arada nasıl yürüyor?

Bu tamamen kendinizi organize etmekle ilgili… Tüm salonların başında sorumlu eğitmenler var. Ben İzmir’den yönlendiriyorum. Kızım saat dörtte eve geldiğinde beni evde buluyor. Seminerler de, hafta sonlarında oluyor çoğunlukla. O zamanda kızım babasının yanında oluyor. Bu nedenle de Melisa, benim çalıştığımın farkında bile değildir. Çocukluğumu, çocuk gibi yaşamadığım için çocukluğumu yaşıyorum kızımla iken. Annem evimize geldiğinde evin annesi gelmiş gibi hissediyoruz.

Yaşam Koçu’sunuz eşinizden ayrıldınız.

Bir ilişki var yürümüyor. Bizim görevimiz insana gerçeği göstermek. Hem çok iyisin iz’i, hem de berbatsınızı göstermek. Önce kendi gerçeğimi gördüm ve bitirdik.

 

 

Hatice.ozbay@yahoo.com

1478
0
0
Yorum Yaz