Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Sergenler’in Cansın Bebek Heyecanı

2013-02-20 15:29:00
Sergenler’in Cansın Bebek Heyecanı |  görsel 1

 

Sergenler’in Cansın Bebek Heyecanı

Sadece kocam değil, hocamdır Burak. Onun yanında ağzımı açmam.”

2009 yılında yaptığım röportaj:

Bu ay sizler için Sergen çiftinin, içi sevgi dolu yuvalarının kapılarını araladık. “Zerda” dizisinin ”Mahmut Ağa”sı ve “Dicle” dizisinin “Seyithan”ı Burak Sergen ile aynı dizide ”Zişan” karakterini canlandıran Işıl Sergen çiftine konuk olduk.

 

Ankara Konservatuarı mezunu olan Burak Sergen ve yine kendisi gibi oyuncu olan eşi Işıl Sergen’le on yıla yaklaşan mutlu evliliklerini, hamilelik sürecini, işlerini ve yeni projeleri olan: “Ömer Hayam Üçlemesi”ni konuştuk.

Güler yüzle bizi ağırlayan Sergen çiftinin evi; iç dünyalarını yansıtan sadelik, şıklık ve bir o kadar da titizlikle döşenmişti. Sorularımızı samimiyetle yanıtlayan usta oyuncu Burak Sergen’in: “Ben de otuz iki haftalık hamileyim.” derken attığı kahkaha ve sıklıkla eşine sevgiyle dokunuşları görülmeye değerdi.

 

Birbirinize ilk görüşte aşık olduğunuzu duyduğumda çok etkilendim.

Burak Sergen: Ben bir oyun yönetiyordum Ankara’da bundan on yıl önce. Prova için şöyle bir kapıyı açıp içeri girdiğimde ve bir baktım güzel bir kız: “Siz lütfen yanıma gelir misiniz?” dedim ve: “Asistanım olun benim.” diye ekledim.

Işıl Sergen: Bende de durum farklı değil. Burak’ın inanılmaz güzel parfümü vardı, daha doğrusu ona çok yakışıyor. “Öyle bir içeri girdiniz ki acayip güzel parfüm koktu.” dedim. Beni yanına çağırınca da: “Aa pek tabii, zevkle, memnuniyetle, benim için onurdur.” dedim.

 

İlk kez mi bir oyunda rol alacaktınız?

I.S: Öncesinde amatör çalışmalarım vardı ama ilk kez profesyonel bir aktör ve yönetmenle çalışacaktım.

 

Orada birçok duygu vardı sanırım; hayranlık, saygı, heyecan gibi değil mi?

I.S: Olmaz mı? Üstelik ben o zaman daha konservatuar okumamıştım. Burak o zaman da Burak Sergen’di. Elim ayağım titriyor. Daha ne isteyeyim ki?

 

İlk görüşte aşk ve sonrasında yıllar süren mutlu bir evliliği şimdi de bir bebekle taçlandırıyorsunuz.

B.S: Bunu bu günlere kadar, özellikle bizim camiada ve Türkiye’de taşıyabilmek çok zor bir iş. Avrupa’da çok kolay çünkü bir yuva kurmak, sevdiğinden çocuk sahibi olmak, çok düzgün bir işi olmak, sağda solda spekülasyonu olmamak; süper kadın, süper erkek olarak adlandırılıyor. Bizde magazin basınında: “Ya abi sende de hiç malzeme yok!” şeklinde karşılanıyor. Bu bir tezat. Evlenince magazin basının gündeminden düşüyorsunuz.

I.S: Avrupa ve Amerika’da evlenen ve düzgün yaşayan insanların önleri açılıyor.

 

Kaç yıllık evlisiniz?

I.S: Kasım’da on yıl doluyor. Bebeğimiz onuncu yıl hediyesi oldu.

 

Bu on yıl nasıl geçti? Birbirinizi kıskandığınız, özlediğiniz, anlar olmadı mı?

I.S: Özlediğimiz milyonlarca...

B.S: On yılda her savaştan açık alınla çıktık diyebilirim. Biz gerçekten Işıl’la ruh ikiziyiz. Bugün bu deyimi her şey için kullanıyorlar. Bana göre içeriği çok farklı... Biliyorsunuz ikiz insanlar birbirinin aynısıdır. Aynı şekilde davranırlar, aynı şekilde ağlarlar, aynı şeyi düşünür, aynı acıyı hissederler. Uzak kaldıkları zaman birbirlerini çok fazla özlerler. Birisinin bir yeri ağrıdığı zaman, diğerinin de aynı yeri ağrır. Biz birebir aynısını yaşıyoruz. Ve birbirimize aşığız.

 

Evliliğinizin onuncu yılını kutlamak üzeresiniz. Bebek yapmak için neden bu kadar yıl beklediniz?

B.S: Hep işlerimiz vardı. Birimizin işi bitiyor diğerimizin başlıyordu ve hep tiyatro vardı.

I.S: İlk dört sene ben okula gittim, sonra da işler başladı. “Daha yeni kariyere adım attım, öncelikle bir şeyler yapayım.” derken bu günlere geldik. Dünya’yı gezmeyi de çok seven bir çiftiz. Gezdik eğlendik...

B.S: Tabii bu arada tren de kaçıyor...

 

Doğru treni de kaçırmamak gerek. Karar verdikten sonra hemen hamile kalabildiniz mi?

I.S: İlk sekiz, dokuz ay olmadı. Çok panik yaptık. Yakın bir arkadaşımızın önerisiyle şimdiki doktorumuzu bulduk. Muayene olduktan bir ay sonra hamile kaldığımı öğrendim. Çok mutlu olduk. 

 

Hamile kaldığınızı nasıl öğrendiğiniz ve ilk tepkiniz ne oldu?

B.S: Çok komik aslında, ritüeller düşünmüştük ama hiç biri olmadı. Gerçek hayat hiç de öyle filmlerdeki gibi olmuyor.

 

Üstelik bu sözü söyleyen bir aktör!

I.S: Evet. Evde bir takım eşyaların yerini değiştiriyorduk. Periyodum geciktiği için bir test çubuğu almıştım. Evin içinde bir sürü adam var… Banyoya girdim, bu testi yaptım ve bıraktım. Sonra tekrar banyoya girip çubuğa baktığımda çift çizgiyi gördüm. Evdekilerin gitmesini beklerken inanın on dakika evin içerisinde ruh gibi dolaştım. Evdekiler gidince Burak’ı banyoya çağırdım ve: “Bak ben hamileyim” çığlıklarıyla çubuğu gösterdim.

B.S: Hemen dışarı çıktık. Işıl’a kırk bir tane gül aldım, kırk bir kere maşallah diye...

 

Bu test sonucundan emin miydiniz? Ayrıca doktor muayenesine gerek duydunuz mu?

I.S: Doktorumuzun yurt dışından dönüşünü bekledik birkaç gün. Muayene olduğumda iyice emin olduk o zaman sevinçle bir:”Ohh” çektik ve birbirimize sarıldık.

B.S: Şimdiye dek hiç çocuk malzemeleri satan yerlere bakmamışız ilk bunu fark ettim. Hamile bir kadına alıcı gözüyle bile bakmamışız bunu hissettim. Hamile kadın gördüğümde artık kaç aylık olabileceği ve neler yaşayabileceği ile ilgili fikir yürütmeye başladım. Biz hemen alışverişe başladık. Önümüze ne gelirse renk renk aldık.

                                                                                    

Hamilelik süresince kendinizde ne gibi değişiklikler hissettiniz?

I.S: Ben yaramaz bir anne adayıyım. Sigara içiyordum. Öğrendiğimizden bir hafta sonra kokulara karşı olan duyarlılığım başladı. Kokular anormal derecede hayatımı zehir etti. O an sigarayı bıraktım. Evde bir buçuk ay hiç yemek pişmedi. Çok uykucu oldum. Tam: “Bitti.” derken bacağımda bir problem yaşadım. Belimde sinir baskısı oldu, bu da bacağımı etkiledi ve üç ay kadar inanılmaz acılar yaşadım. Gece uykudan uyanıp soğuk sulara giriyordum. Düşünün bir de kış aylarıydı.

 

Hamilelikle ve lohusalık dönemiyle ilgili bilgilendiniz mi?

I.S: Olabildiğince çok kitap okudum. Dergiler okudum sizin dergilerinizden de çok faydalandım. İnterneti çok kullanmadım.

 

Beslenme alışkanlıklarınızda değişme oldu mu?

I.S: Damak tadı olarak tamamen Burak’a benzedim. Hiç tatlı yemezdim, şimdi yiyorum. Çiğ domates yiyemezdim, şimdi çok yiyorum.  Çilek, üzüm bolca tüketiyorum. Otuz iki haftada on yedi kilo aldım.

 

Bebeğinizin cinsiyetini öğrendiniz mi?

I.S: Oğlumuz olacak. Burak’ın annesi kız istiyordu, benim annem de erkek istiyordu. Cansın koyacağız adını da.

 

Cansın ailelerin kaçıncı torunu?

I.S: İki ailenin de ilk torunu ve çok değerli. Sevgiyle, heyecanla bekleniyor.

 

Bebek dünyaya geldikten sonra bakımını kim üstlenecek?

I.S: İlk üç ay kendim ilgilenirim, kimseye bırakamam. Sonrasında bakıcı düşünürüz.

 

Oyunculuğa devam edebildiniz mi?

I.S: İki buçuk aylıkken hem hamilelik, hem de zaten başka problemler de oldu ve işime devam etmedim.

B.S: Eylül ayında “Ömer Hayam Üçlemesi” diye bir projemiz var o zaman devam edeceğiz. Bütün kadınları Işıl oynuyor.

 

Bu “Ömer Hayam Projesi” isminden anladığım kadarıyla iddialı bir proje gibi. Yeni bir haber veriyorsunuz.  

B.S: Evet, iki kişilik bir müzikal. Bütün erkeleri de ben oynuyorum. Müziklerini Vedat Sakman, yönetmenliğini Şakir Gürzumar, dekorlarını Ali Cem Köroğlu yapacak. Bayağı iddialı bir proje… 2010 Kültür Başkentleri çerçevesinde verdik bu projeyi. Çok sıcak baktılar umarım oradan olumlu bir şey çıkacak ve dünya prömiyeri olur diye düşünüyoruz.

 

 “Neyzen”de unutulmayacak bir oyun çıkarmıştınız.

B.S: Teşekkür ederim. Işıl oyunculuk dışında bestecidir de. Daha yeni on iki parçalık bir rock müzikal besteledi. Çok dişlidir, onun için Işıl’la çalışmak büyük zevk.

I.S: Sadece kocam değil, hocamdır Burak. Onun yanında ağzımı açmam.

 

Birbirinizi bulduğunuz için ikinizde şanslısınız demek ki…

B.S: Sanat dünyasında, birbirleriyle evlenen, flört eden çok insan var. Ama çok enteresandır ki, karısının işini kıskanan ya da kocasının işini kıskananlar var. Bu bizim aramızda olmaz, olamaz. Özellikle Işıl’ın arkasında duruyorum ki yapsın ve başarsın istiyorum. Projelerde beraber çalışmayı da çok isterim eşimle.

I.S: Aynı seti, aynı sahneyi paylaşmaktan söz ediyoruz, ülkemizde çok sık rastlanan bir durum değil ama!

B.S: Düşünsenize ne şahane bir durum halbuki. Ülkemizde sanki:”Karı koca aynı sette çalışmaz.” gibi bir görünmeyen kural var. Kötü tabii... Hiç böyle bir şey olamaz. Amerika’da, Avrupa Sineması’nda böyle bir durum yok.

I.S: Set ortamları çok ağır ortamlardır. Bizim zaten ayrı setlerde olduğumuzda en büyük sıkıntımız birbirimizi görememek. Aynı set ortamında olsak bu sorun ortadan kalkacak. Daha keyifli, daha verimli, daha sıcak olacak.

B.S: Ben bir sinema ya da dizi yönetmeni olsam; özellikle evli çiftleri seçerim ki; tiyatroda çok denedik bunu. Türk Sineması’nda örneğin cinsellik içeren, erotik bir sahne çekilecek olsa ben karımla daha sıcak olurum. Hiç rol yapmaya gerek yok, sıcak, erotik ve çok da inandırıcı olur üstelik.

 

İkinizdeki dövmeler dikkatimi çekti!

B.S: İsimlerimizi yazdık. Sevgimizden eminiz. Dövmecinin uyarısına rağmen hiçbir sakınca görmedik.

 

Hamilelik sırasında duygusal anlamda değişiklikler yaşadınız mı?

I.S: Çok duygusal oldum. Hiç olmayacak şeylere ağlamaya başlıyordum. Özellikle de ilk aylarda ani iniş ve çıkışlarım oldu.

B.S: Ben otuz iki haftalık hamileyim.

 

Siz de hamile babalardansınız demek ki?

B.S: Evet aynen öyle... “Işıl böyle davranmazdı ama demek ki bebekten.”dedim hep. Bir ara: “Bu dokuz ay geçecek mi?” diye kaygılanmadım dersem yalan olur.

 

Cinsel yaşamınız etkilendi mi?

B.S: Hiç etkilenmedik.

I.S: Dikkat ettik ama sorun yaşamadık. Benim çok yorgun olduğum anlar, uykudan kalkamadığım anlarım oldu tabii. Bir dönem karnım büyümeye başladığında, kilo aldığım dönem, kendimi kötü hissettiğim oldu. Burak o kadar abartılı sevgi gösterdi ki bana, çok rahat atlattım o dönemi.

 

İkinci çocuk düşünüyor musunuz?

I.S: Şimdiden: ”Niye bu kadar beklemişiz?” diyoruz ama doğsun bir görelim.

B.S: Biraz ara verelim bir bakalım duruma. Neyle karşılaşacağımızı görelim.

 

Evinizde gitar görüyorum, hanginiz gitar çalıyorsunuz?

I.S: Burak çalıyor, sesi de çok güzeldir. Ara sıra oğlumuza da dinletiyoruz.

 

Biz de dinledik Burak Sergen’i. Müzikli, çaylı, bol kahkahalı bir günün ardından Sergen çiftine sağlıklı sorunsuz bir doğum  olması dilek ve sevgilerimle...

2009 Ulus/İstanbul

 

1429
0
0
Yorum Yaz