Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Eflatun Nuri / Hatice özbay / Kaçak Yayın Kasım sayısı

2008-05-04 21:54:00

Delikanlı Usta Eflatun Nuri seksenine bastı Hatice Özbay / Kaçak Yayın Kasım sayısı   Tarih, ondokuz Ekim, gün Perşembeydi.  Koşuşturmalarım sırasında, cevaplayamadığım telefon kayıtlarıma göz atarken, Eflatun Nuri’nin beni bir çok kez aramış.olduğunu gördüm. Üstelik beş sesli mesaj vardı ve hepsi Eflatun Nuri’den gelmişti. Neydi bu kadar önemli olan?  Bilirdim Eflatun Nuri bir ya da iki kez arar, kendisini arayacağımı düşünerek tekrar aramazdı.   Altmış yıllık mizah kavgası süresince, yarattığı ‘oya işi’ karikatürlerde de insanı büyüleyen desen ve figürlerde yansıyan, inanılmaz bir sabrı vardır. Bunu bildiğim içinde kafamda şüpheler ve sorular oluştu. Ne de olsa büyük karikatür ustası delikanlı tavrı ve edasına rağmen, seksenine gelmişti. İçimde büyüyen tedirginlik ve kuşkunun ses tonuma yansımasından çekinerek, ev telefonundan aradım. Eflatun Nuri’nin ahizenin ucundaki sesi oldukça heyecanlıydı. “Yav nerdesin? Fırıl, fırıl seni arıyorum...” dediğinde, vücudumdan ani bir elektrik akımı ayak ucuma kadar yayıldı. Kısık  bir sesle; “Ne oldu ki hocam? Nedir bu kadar sizi telaşlandıran?” diyebildim. Eflatun Nuri, bu kez de şaşırtan  bir sükunetle “Bu gün ondokuz ekim ve benim doğum günümmüş.” dedi. Hayretler içinde, “Sizin doğum gününüz değil, bir yanlışlık olmalı!...”  cümlesi çıktı ağzımdan.  Eflatun ise, oldukça sakin devam ediyordu konuşmasına; “Bak dinle... Gazeteci Semih Poroy beni aradı. Akşam Sefası’nda küçük bir doğum günü kutlaması yapmak istediklerini söyledi.” Üzerimdeki ürküntü yerini şaşkınlığa bıraktı. Kulaklarıma inanamadı... Devamı

Ataol Behramoğlu/ Aralık -Ocak Kaçak Yayın Dergisi Hatice Özbay

2007-05-10 15:05:00

 BU YANGIN YERİNDE Yaşamak bu yangın yerinde Her gün yeniden ölerek Zalimin elinde tutsak Cahile kurban olarak Yalanla kirli havada Güçlükle soluk alarak Savunmak gerçeği, çoğu kez Yalnızlığını bilerek Korkağı, döneği, suskunu Görüp de öfkeyle dolarak Toplanıyor ölü arkadaşlar Her biri bir yerden gelerek Kiminin boynunda ilmeği Kimi kanını silerek Kucaklıyor beni Metin Altıok "Aldırma" diyor gülerek "Yaşamak görevdir bu yangın yerinde Yaşamak, insan kalarak" Bu dizelere bakıp da Ataol Behramoğlu ile şiir üzerine konuştuğumu sanmayın... Behramoğlu’nun son yıllarda makale ve köşe yazılarındaki vurguları, bu söyleşimizin yönünü Başbakan Tayyip Erdoğan ve yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimine kaydırdı. Cumhuriyet Gazetesinin 5. katındaki yazarlar odasında  Başbakan Erdoğan, nasıl Başkomutan Erdoğan olur’ u söyleştik. “Erdoğan Başkomutan”olursa... Hatice Özbay / Kaçak Yayın Aralık- Ocak ayı söyleşi yayınlanmıştır.  Hatice Özbay-  “Başkomutan Erdoğan” başlıklı  yazınızda: “1960’lardan bugünlere, üst düzeydeki hiçbir politikacının konuşmasının içeriğinde ve tarzında bu ölçüde bir saldırganlık ve hemen sonrasındaki alttan alışlar arasında şaşırtıcı gidip gelmeler, bu kadar tutmazlık, bu ölçüde tedirgin edici ve ürkütücü bir yapaylık görmedim”diyorsunuz. Böyle bir saptamaya nasıl vardınız. Başbakanı ne kadar zamandır tanıyor ya da izliyorsunuz? Ataol Behramoğlu -   Demirel nasıl bir adam dersen daha çok espiriler yapan yani bir nüktedan dersin.  Özal da bu dediğim şey kısmen vardı. Yani konuşurken de bir alt ses... Devamı

Tepe Üstü Palas Gelinleri/ Nisan KaçakYayın Dergisi

2007-05-10 15:18:00

  Ahmet Necdet’e ikinci gelinde Tepe Üstü Palas’tan     Hatice Özbay  / Kaçak Yayın Nisan sayısı   “Ben Hazzo Pulo Restaurant’ta Nilgün’e iki defa “seni seviyorum” dedim. Böyle başladık. Akşam Sefası’nda, Saygı’nın yerinde de ona, “he” dedirttiğimi hatırlıyorum. İşte buradayız.” Dedi Ahmet Necdet. Masanın etrafında oturan bir avuç insan bu gün Ahmet Necdet (Şair - Çevirmen) ile Nilgün Demirağ’ın (Bestekar), evliliklerini kutlamak için toplanmıştık. Çok hızlı bir tanışma ve evlilik olduğunu düşündüğümden, “Hocam bizim için sürpriz oldu. Ancak bu habere çok sevindik.” Dediğimde, Ahmet Necdet, “A aa hakkaten onca yalnız geçen aylardan sonra...” Diye karşılık verdi. Nilgün hanım heyecanla açıklama yapma gereği duydu. “O öyle zannediyor, Biz daha önceden tanışıyoruz. Yaklaşık 20 yıl öncesinde tanımıyorum açıkçası. Ahmet Necdet’in eski eşi Somay, bizim apartmanımızda üst katımızda otururdu. Onların efsane aşkını hep duyardık. Hoşumuza giderdi. Ben Ahmet Necdet’i tanıyordum. İki yıldır tanıyorum ama, bu kararı üç buçuk ay  içinde verdik. Ona duyduğum saygı, sevgi getirdi. Garip bir tesadüftür ki Tepeüstü Palas Apartmanından Ahmet Necdet ikinci gelini aldı.” Ben  anlamaya çalışarak “enteresan” dediğimde söyleşmeye başladık.   Nilgün Demirağ.- Aynen öyle oldu. Ahmet Necdet -Nilgün bir roman üzerine kafa yoruyor. Romanın adı da ‘Tepeüstü Gelinleri’ olacak. N. D. - Evet, bu evlilik kararı bana böyle bir ilham verdi. Daha önce de denemelerim var. Bu romanda Somay’ı ve kend... Devamı

Sevgi Emek İster/ Yeni Harman Nisan sayısı

2007-05-10 15:10:00

“Sevgi emek ister” Anadolu yolunda…   Hatice Özbay / Yeni Harman Nisan sayısı  ‘Mehtap Ar Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu, şarkı sözlerinin tamamı Aysel Gürel’e ait olan “Sevgi Emek İster” adlı oyun, 8 Nisan tarihinden itibaren Mardin köylerinde, mezralarında sahnelenecek.  Bu Anadolu yolculuğu, Urfa, Batman, Diyarbakır illeri, köy ve mezralarında da sürecek.    Mehtap Ar’ın henüz beş, altı yaşlarında Lale Oraloğlu Tiyatrosu’nda “Kötü tohum” ve “Karanlığın İçinden” oyunları ile başlar tiyatro yaşamı. Sonra Nejat Uygur, Tevfik Gelenbe, Üç Maymun Kabare çalıştığı bazı tiyatrolar olur. Kulislerde, bekleme salonlarında ve sahnelerde geçen, çocukluk yıllarının ardından, TV dizileri,  sinema  derken, Mehtap Ar, nihayet Anadolu’da çocuk tiyatrosu yapmak üzere yola çıkıyor. Mehtap’ı tanıdığımda, Anadolu’da tiyatro yapmak en büyük idealiydi. Cumartesi akşamı, geçmiş olsun dileğinde bulunmak, hem de ideallerini gerçekleştireceği yolunda, aldığım bu duyumla arkadaşıma başarı ve şans dilemek, birde söyleşmek üzere, Sinan Göksel’le birlikte Mehtap’ın evine ziyarete gittim. Sevgili Aysel Gürel ve Mehtap Ar,  içten ve samimi bir sıcaklıkla bizi karşıladılar. Mehtap Ar’ın heyecanı ve coşkusu gözlerinden okunuyordu. Sinan görüntülemek isterken, Mehtap hızla anlatmaya başladı. “Yıllardır bu günü bekliyordum” dediğinde gözleri ışıl ışıldı. Burada susmak bize düştü.  “Yedi yıldır çocuk tiyatrosu yapıyorum. Fakat bu  defa oldukça heyecanlıyım. Anadolu’ya gidiyorum. Karış karış, Mardin Diyarbakır, Batman Urfa, Midyat, Birecik…&nbs... Devamı

ŞAKA GECESİ / KAÇAK YAYIN Mayıs sayısı

2007-05-10 15:20:00

Geleneksel Şaka gecesindeydik   Hatice Özbay / Kaçak Yayın Mayıs sayısı Karikatürcüler Derneği’nin Şaka Gecesi bu yıl da 31 Mart Cumartesi gecesi Armada Otel’de yapıldı. Anıların ve fıkraların anlatıldığı gecede mizahçılar hem söyleyip hem de eğlendiler. Karikatürcüler Derneği’nin düzenlediği geleneksel Şaka Gecesi 31 Mart akşamı Armada Otel’de ki yemekte kahkahalarla, anılarla, fıkralarla, sazla, sözle ve birarada olmanın coşkunluğuyla kutlandı. Karikatürcüler Dernek Başkanı Metin Peker’in yaptığı açılış konuşmasının ardından gazeteci Musa Ağacık’ın  esprili konuşmaları hem düşünürdü, hem de güldürdü. Geleneksel Şaka Gecesi’nde gözlerimiz, önceki yıllarda açılış konuşmasını yapan  İlhan Selçuk’u aradı. Bedri Koraman, Turhan Selçuk, Tan Oral, Metin Peker (Başkan), Aziz Yavuzdoğan (Sekreter), Ergül Aktaş, Faruk Karaçay, İbrahim Tapa, Eflatun Nuri Erkoç, Tonguç Yaşar,  Semih Poroy, Turgay Karadağ, Ferit Öngören, Ahmet Erkanlı,  Ahmet Gülüm, Ergin Gülen, Mahmut Akgün, Mustafa Kıraç, Semih Bulgur, Kamil Yavuz, Ramazan Ünlü, Muhammet Tunçsan, Cafer Zorlu, Orhan Büyükdoğan, Canol Karagöz, Güngör Kabakçıoğlu, Yurdagün Göker, Ahmet Erkanlı, Oğuz Gürel, Muhittin Köroğlu, Musa Kart, Ekrem Borazan, Köksal Çiftçi, Çetin Tacir, Erdoğan Bozok, Raşit Yakalı, ve Akdağ Saydut ile çok sayıda mizah ustasının, eşlerinin ve davetlilerin olduğu şaka gecesinde ustalarla hatıra fotoğrafları çekildi. Bu nedenle de masalar arası trafik oldukça yoğundu. Gecenin ilerleyen saatlerinde İbrahimTapa bir ud konseri de verirken karikatürcü Bülent Okutan gür sesiyle konukları coşturdu.  Sohbetlerin ve kahkahanın bol olduğu gecede, Leman Dergi Gurubu olarak  bizde ustaların arasındaydık. Ustalara sorduğum şaka sorularını, Sinan Göksel’de sizler için görüntüledi. Geleneksel şaka  gecesinde ulaşabildiğimiz mizahçılar sorularımıza bakın ne yanıtlar verdiler.   ·    &... Devamı

Devrimci kadınların mistisizm yorumlaması /Yeni Harman Mayıs say

2007-05-10 16:02:00

Devrimci kadınların mistisizm yorumlaması Söyleşi: Hatice Özbay, Yeni Harman, Mayıs 2007   Ressam Gülsün Erbil ve Şair Yelda Karataş mistizmi nasıl yorumladılar…   Ressam Gülsün Erbil ve Şair Yelda Karataş ile mistisizmi nasıl yorumladıklarını konuştuk. Bu iki kadın sanatçının ortak yanı mistisizmi sanatlarında icra etmeleri ve konularında ilk olmaları. Mistik sözcüğünün temeli sırdır. Bu sözcüğün kökü Yunanca’da dudakları yada gözleri kapamak anlamına gelir. Mistik kişi ise, sırları bilen, gizemlere vakıf olmuş kişidir.   Türk modern resim sanatçılarından Gülsün Erbil yapıtlarında sarmallar, girdaplar, hortumlar aracılığıyla, “gizemli yolun” taklit edilemez heyecanını ustaca aktarmıştır. New York Üniversitesi Prof. Talat S. Halman, Gülsün Erbil için, “Anadolu’nun önde gelen mistiklerinden Mevlana Celaleddin Rumi’nin gönlünde yaratmış olduğu - ve yüzyıllara yaydığı - aşk ikliminin sadık müritlerindendir. Erbil’in yapıtlarına tek tek derinlemesine bakın. Her biri, bir görsel maceraya davettir. Dahası her birinde bir “gözden - öte”lik, benden - öte”lik vardır. Birer göz aldatmacası değil, birer hayal üreticisidir bunlar.” Diyor.   Ressam Gülsün Erbil 1978’den bu yana resimlerinde mistik sarmalları konu ederken, Şair Yelda Karataş ise Türkiye’de ilk, belki de dünyada ilk kez Mevlana ve Şems Tebriz-i ile mistisizmi konu eden şiirler yazıp, bunu da  “Bir Kadının Kaleminden Şems ve Mevlana,” isimli kitap olarak Alfa Yayınları’ndan yayımlandı. İlk şiir kitabı, Ürperme ile Orhon Murat Arıburnu, ikinci kitabı Alacaydınlık ile Dünya Globus Ödülü’nü kazandı. &Uu... Devamı