Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

EDEBİYAT DÜNYASINDA YENİ BİR DERGİ

2008-01-05 13:56:00

    EDEBİYAT DÜNYASINDA YENİ BİR DERGİ: FORUMEDEBİYAT 5 OCAK’TA OKURLARIYLA BULUŞUYOR… “Kültür, sanat, hayat” sloganıyla yayın hayatına iki ay önce web sitesi olarak başlayan FORUMEDEBİYAT 5 Ocak’ta dergisiyle okurlarının karşısına çıkıyor… Çok kısa sürede büyük bir heyecanla ve özveriyle, dostlarımızın da destek ve katkılarıyla hazırladığımız dergimiz edebiyat dünyasına iddialı bir giriş yapıyor… Dergimizin ilk sayısında Cezmi Ersöz, Eflatun Nuri, İbrahim Ersaraç, Kemal Bilbaşar, Cemal Şener, Cihan Demirci, Erhan Tığlı, İhsan Topçu, Ali Vahap Uzal, Ahmet Taşçıoğlu ve tiyatrocu Ali Erdoğan ile Kerem Alışık gibi isimlerin yanısıra sitemiz yazarları ve üyelerinin de çalışmaları bulunuyor. Deneyimli gazetecilerden, Yeni Harman ve Kaçak Yayın’da yazan Hatice Özbay da kadromuzda yer aldı… Ercan Akyol, Aziz Yavuzdoğan, Haslet Soyöz, Vahit Akça, Şevket Yalaz, Mustafa Bilgin ve Bülent Karaköse de Forum Edebiyat’ta çizgileriyle yer alan isimlerden… Daha çok kendilerini internet sitelerinde ifade etme uğraşında olan amatör edebiyatçılarla buluşmayı hedefleyen FORUMEDEBİYAT dergimiz, basında 27 yıllık deneyimi olan Aziz Yavuzdoğan’ın genel yayın yönetmenliğinde, genç bir kadronun bir araya gelmesiyle oluştu… Eskiay Yayıncılık’tan üç ayda bir yayımlanacak olan FORUMEDEBİYAT dergimizin ilk sayısında yazılarıyla yer alan isimler şunlar: Kemal Bilbaşar, Cezmi Ersöz, Eflatun Nuri, İbrahim Ersaraç, Cemal Şener, Prof. Atila Özer, İhsan Topçu, Cihan Demirci, Ali Vahap Uzal, Aziz Yavuzdoğan, Nazan Ergun, Hatice Özbay, Ali Erdoğan, Erhan Tığlı, Bülent Karaköse, Gülay Garip, Belda Dülger, Sevcan Özaras, Gökçen ... Devamı

Ezber bozan kadın

2007-12-26 20:41:00

Ezber Bozan Kadın Yelda Karataş   (Multi Kulti söyleşi - Hatice Özbay) Sevgili Yelda Karataş’ın “İstanbul Bir Dişi Orospu – Beyoğlu Altın Dişi-" isimli şiir kitabı Telos Yayınları’ndan çıktı. Sevgili diyorum çünkü Yelda benim yıllardır arkadaşım. Dili kullanışına, bilgi birikimine, yürekliliğine, cesaretine, en çokta üretkenliğine hayranım. Onu takip ederken şaşırıyorum. Çok kimliklilerden Yelda Karataş… Şair, şiirler yazdı,  kitapları var. ıÜüİlk şiir kitabı, Ürperme ile Orhon Murat Arıburnu, ikinci kitabı Alacaydınlık ile Dünya Globus Ödülü’nü kazandı. 2007 yılı başında Japon Uluslararası 10. Mainchi Haiku Büyük Ödülünü aldı.ıÜü Reklamcı, sektörde reklam filmi senaryoları yazdı ve yaratıcı yönetmenlik yaptı, Kristal Elma aldı. Eğitmen, Yelda Karataş, yıllarca okullarda reklamcılık dersleri verdi. Söz yazarı Yelda Karataş, Sezen Aksu’nun ve daha bir çok sanatçının şarkılarına söz yazdı. Yazdığı öykü ile 44. Ulusal, 18. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Şenlikleri Hece Vezni, Serbest Vezin ve Öykü Yarışması´nda Gecenin Sütü Öyküsü ile Birincilik Ödülü aldı. Yelda Karataş'ın Telos Yayıncılık'tan çıkan yeni şiir kitabının önsözünde Cezmi Ersöz “.. Yelda Karataş, bu kitabında, İstanbul artık yazılamaz, demişse de, tükenişini iliklerinde hissettiği bu şehirden bir sevda masalı yaratmış. Kirlenin bütün insan ilişkilerine inat... Evet, İstanbul ve onun altın dişi Beyoğlu çamura batmıştır.  Ama çamurun dibinde ışık vardır. O ışıkta kimsesiz aşklar çırpınıp durur. Bence İstanbul: Bir dişi orospu, Beyoğlu Altın Dişi adlı bu kitap geçmişin kaybolmuş güzellikl... Devamı

O sensin

2007-11-18 21:37:00

  Sen olsaydın başlıklı denemden sonra, şu satırları da yazmak istedim.   O sensin Sancılarından arınmış, Küfelerini boşaltmış, Kanatlarını benden alıp uçmayacaksan, O sensin.   Kozasından yeni çıkmış kelebekler gibiyse duyguların, Gelincik tarlasında yürüyormuşcasına ürkekse adımların, Nilüferlere dokunmak istercesine, istençliyse heyecanların, Kardelenleri bulmuşcasına sevinçli bakıyorsa gözlerin, Sonu olmayan bir vadide yürüyormuşcasına tutkulu, O sensin. Devamı

Sen Olsaydın

2007-11-03 23:49:00

Sen Olsaydın Seçilmez Seçerdim Milyarlarca insanın ortasında, kelimelerin, gürültünün, çığlıkların, ağız dolusu küfürlerin, iki gözü iki çeşmelerin, gözyaşlarının! Olmayan arkadaşlıkların, yaşanmayan dostlukların, düşmanlıkların, çekiştirmelerin, çekişmelerin, çekip gitmelerin, tabuların, ayıpların, günahların, töre cinayetlerinin, ortasında yaşamak istemiyorum. Ön sevişmelerin, son birleşmelerin, bir dakikada sonlanan ve adında seks denen, fantezilerin ayyuka çıktığı, doyumsuzlukların sınır tanımadığı, yaşadıklarına yaşamadıklarını da ekleyerek ağız dolusu masalarda anlatanların! Çocuk katillerinin, sübyancıların, …mış gibilerin,  …miş lerin, …muş gibilerin arasında kaybolmak istemiyorum. Hamburgerin, koka kolanın, lahmacunun, çiğ köftenin, kokorecin! Birbirine benzeyen TV kanallarının… Kendini tekrarlayan gazetelerin, dergilerin, reklâm afişlerinin, kampanyaların içinde boğulmak istemiyorum. Mini, süper, mega, gross marketlerin, türkü barların, ucuz meyhanelerin, eğlence ile ilgisiz eğlence merkezlerinin, halk otobüslerinin ve kilitlenmiş trafiğin, paranın, paralarının hesabını bilmeyenlerin, paraları olmadığı için hesap yapamayanların, yalıda, villada, kondu da, sokakta yaşayanların ve daha bir çoğunun ortasındaki ıssızlıkta yaşamak istemiyorum… Çokluğun ortasında ıssızlıkta yaşıyorum!… O zaman işte o zaman, hayallerime kapanıyorum. Olmasını istemediklerimden arınarak, içinde zorlarda olan benim hayallerimin. Hayallerim olmasa, ben olmam ki, olamam ki… Onlarla varım, onlarla tutunuyorum, onlarla gülüyorum ağlıyorum, üzülüyorum, seviniyorum, onlarla yürüyor, onlarla yaşıyorum. Hayallerimi kimse g&o... Devamı

Kocaeli Üniversitesi’nden

2007-06-28 20:27:00

  I. Ulusal Şiir Kongresi / haber / Hatice Özbay  İstanbul’da, “II. Uluslar arası İstanbul Beyoğlu Şiir Festivali”, dolu dizgin sürerken, 16- 18 Mayıs tarihlerinde Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birimi’ de Türkiye’de bir ilk olan “I. Ulusal Şiir Kongresini” gerçekleştirdi. Kocaeli Üniversitesi, eğitim bilim ve güzel sanatların her dalına yıllardır destek verdiği bilinir. Güzel sanatların bir kolu olan şiire ise 1996 yılından bu yana destek vermiş ve ilk şiir etkinliklerini de 1997 yılında düzenlemiştir. O yıllarda başlayan Prof. Dr. M. Nejat Gajar ve Şener Aksu’nun şiir aşkı, şiir etkinliklerinin 2007’ de kongreye dönüşmesine neden olmuştur. Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birimi, 16-18 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen “I. Ulusal Şiir Kongresi” Türkiye Şiir tarihinin de bir dönüm noktasıydı. İlk kez yapılan kongre de yetmiş bildiri sunumu gerçekleşirken, üç konferans, panel ve iki de gösteriyle son buldu. Şiirin kongresi bal gibi olur Uzun ve yorucu çalışmaların ardından gerçekleşen bu kongrenin mimarı Prof. Dr. Nejat Gacar ile konuştuğumda; “Şiirin kongresi mi olurmuş? Diyenlere işte cevap: Şiirin kongresi olur, bal gibi olur.” Dedi, başarmış olmanın heyecanı ve rahatlığıyla konuşuyordu. Nejat Gacar, Tıp Fakültesi Profesörlerinden bilim ve sanatı aynı potada eritmeye çalışanlardan. “I. Ulusal Şiir Kongresi” çerçevesinde katılımcılara baktığımızda 1916 doğumlu İlhan Berk’ den 1984 doğumlu Fırat İlim’ e uzanan üç kuşağı bir araya getiren geniş bir panoramayı gözlemledik. Üç ayrı salonda gerçekleşen oturumlara ilgi oldukça yoğun idi. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen şiir sevdalıları kongreyi takip ... Devamı

Ortak aklın sözcüsü olacağım

2007-08-28 19:10:00

Ufuk Uras ile söyleşi Temmuz yeni Harman /Hatice Özbay   İstanbul 1. Bölge Bağımsız Milletvekili adayı olarak seçim yarışına katılan eski Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Mehmet Ufuk Uras "Meclis'e Ufuk Gerek" sloganıyla 17 Haziran Pazar günü Haydarpaşa garında yaptığı açıklamayla seçim startı aldı. Akademisyen kimliği, koruma istememisiyle bilinen Ufuk Uras, ÖDP’nin %10 barajına takılacağını düşünen parti meclisi üyelerinin aldıkları kararla bağımsız aday olarak gösterildi. Ufuk Uras’ın bağımsız milletvekilliği adaylığı’nı destekleyenlerin kimler olduğunu sorduğumda; “Başta ÖDP olmak üzere, DTP, EMEP, SDP, DSİP, Türkine Yeşiller’i ile toplumsal muhalefetin çok çeşitli bileşenleri tarafından aktif olarak destekleniyoruz” yanıtını aldım. Milletvekili adayı olduğunuzu neden Haydarpaşa Garı’nda açıkladınız? Dediğim de “Anadoluya açılan kapı olması nedeniyle. Arkadaşlar tünel kazalım dediler aslında ama... Hem de aynı gün eylemde olan emekçilere destek vermek nedeniyle oradan duyurduk.” Yanıtını aldım. Sistem mağdurlarının, emekçilerin, halkın sesi olmak için aday olduğunu söyleyen Uras, önce seçim bürosu olarak 11 ilçede açılan yüzün üzerinde ki büroyu milletvekili olduktan sonra da kapatmayıp, milletin sesinin yansıyacağı bürolar olarak kullunmak istediğini de belirtti. Ayrıca “Kim bir kişiyle, bir şey olmaz diyorsa yanılıyor. Asla tek değiliz, arkamızda toplumsal muhalet, onbinlerce yurttaş ve kitle örgütleri var. Ben de vaatlerin değil ortak aklın sözcüsü olacağım. Diğerleri mazot fiyatları ile uğraşsınlar biz de bunlarla uğraşalım. Vaatlerle uğraşanlara baktığımızda hepsi iktidar olmuşlar... Devamı

Nazlı Eray yeni kitabında da düşsel kurgular sarmalında gezinmiş

2007-08-28 19:34:00

Nazlı Eray’ın Merkez Kitapçılıktan çıkan son kitabı ‘Farklı Rüyalar Sokağı’ ile başlayan sohbetimiz, siyasete de uzandı.   Kaçak yayın Temmuz - Ağustos söyleşi Hatice Özbay Nazlı Hatice Özbay - Hem tarihi bir belge hem de geçmişe gidip gelmelerle bu kitapta da başarılı sıçramalarla dolu bir yolculuk var. Nazlı H.Ö. Kadının sıçraması bilinçli bir sıçrama mı? N.E. Onu bilemiyoruz, çünkü Eva Peron tahsilli bir kadı H. Ö. Bunu kitapta vermişsiniz zaten.sı olarak buluyor. Evita’nın ikinci hayatı başlıyor. İlk önce alışamıyor aslında bu duruma, zorluk bile çekiyor. O zamana kadar ona verilmeyen o şaşaa, debdebe, her şey Evita’nın oluyor. Günde yirmi saat çalışıyor ve çok kısa bir süreç bu, yedi yıl sürebilmiş. . Konuşmaları, o halka hitabeti, Peron’la Casa Rosada’nın o pembe evin balkonundan yaptıkları, milyonlar toplanıyormuş. Onları coşturuyor., gömleksizlerle, işçi sınıfı arsında ki olağanüstü ilişki, dikiş makineleri dağıtıyor, protezler, evler dağıtıyor, arabalar dağıtıyor. Evita bir yerde çocukluğunda ve ilk gençliğinde kendine verilmemiş her şeyi insanlara vererek, insanların yaşamını bir nevi güzelleştiriyor. Peron’un iyi bir yanı. O diktatörün, halka serinletici ve mutlu edici bir yelpazesi gibi bir şey aslında Evita. H.Ö. Tabi Fa N.E. Zaten Peron ve Evita bir arkada ş gibi, onların arasında cinsellik olduğunu da sanmıyorum son yıllarda. Çünkü Evita kendi farkında değil ama hasta, söylenmiyor da.Belki 1951 yılında Amerika dışında, kanserde bilinen ve tedavi edilebilen bir hastalık değil. Tabi bu kısım çok hazin, Evita’nın birden bire halsizleşmeye başlaması, hastalanışı ve bütün onu seven kitleler tarafından payl... Devamı

CUMHURİYET ve BİZ

2007-05-21 13:20:00

CUMHURİYET ve BİZ Asuman Yalçıner / Toros Kolleji / Lise öğrencisi Cumhuriyet, ne kadar kolay söylemek! Bilir miydi insanlar böyle bir yönetim gelecek, bilir miydi insanlar Cumhuriyet ne demek? Bilebilirler miydi her şey değişecek, onlarda istemez miydi Cumhuriyet'i yaşamak? O kadınlar insan değil miydi? Onlarında hakkı yok muydu? Böyle bir devlete dönüşebileceklerini bilirler miydi? Saçlarının rüzgarla dalgalanmasının nasıl bir şey olduğunu, seçmeyi hatta seçilebileceklerini bilirler miydi? Özgür olmayı kendin ve sevdiklerin için yaşamayı, yöneten kişiyi kendi seçebileceğini, halkın egemen olduğu bir toplum; yani demokrasinin geleceğini bilebilirler miydi? Cumhuriyet özgürlüktü, bağımsızlıktı, kendi isteklerine bir parça bakılmasıydı. Cumhuriyet; halkın seçtiği milletvekilleri ile kullandığı devlet şekliydi belki. Ama yine de özgürlüktü, insan olduğunu hatırlatmaydı, bazıları için güvendi. İnsanlar kendilerine bir parça güvenmeliydi artık. Kızlar, kadınlar için mucizeydi belki de; olmayanı gerçekleştirecek! Analar artık kız doğurdum diye üzülmeyecekti, onun kızı da yaşayacaktı bu sefer! Okula bile gidebilecekti belki, erkeklerden daha zekiydi belki de. Onun kızı saçlarını açabilecek, istediğini giyebilecekti. Belki iş sahibi bile olacaktı. Erkekler kadınlardan güçlü müydü; hayır... Artık insanlar bunu biliyorlardı. Türkçemiz vardı artık, artık seçme seçilme hakkı vardı, artık güven vardı, artık huzur... Artık şapka kanunu vardı, laiklik vardı; din işlerini dünyadan uzak tutan. Halkçılık vardı halkın sözü egemendi, ayırt edilmeden bütün halkın... Artık hürriyetçilik vardı, özgürlük, serbestçilik,&nbs... Devamı

Onlar Hepimizin / Asuman Yalçıner

2007-05-21 13:44:00

ONLAR HEPİMİZİN Asuman Yalçıner / Lise öğrencisi / Toros Kolleji Çocuklar; umudumuz, yarınımız çocuklar, deniyor. Peki onların gelecek olabilmesi için gerekenler yapılıyor mu? Tabiki bu sorunun cevabı; hayır! Herkes kendi çocuğunu düşünüyor, doğal gibi gözükse de.  Ama ya o, kimsesiz olan çocuklar!.. Bir çocuğun gözleri onun değerli varlılığıdır mutluluğunu, üzüntüsünü, hüznünü, sevgisini, sevgisizliğini sadece gözlerine bakarak anlayabilirsiniz... Gözler beynin aynasıdır deniyor, ama insanlar kontrol altına alabiliyor artık! Artık sadece gözlere bakıp bu doğru söylüyor diyemiyoruz. Artık gözler çocukların masumiyeti, onların umudu... Geleceğe ümitle bakabiliyorlar ama geçmişlerinin hüznünü de unutmuyorlar... Bir kız tanıdım, adı Dilber; kimsesizler yurdunda, dört kardeşmiş meğer, sonrada öğrendim annesi ölmüş! Üçümüz almıştık dört çocuğu yanımıza, parka... Gözleri çok güzeldi, parlıyordu. Bana umutla bakıyordu, parklarına götürdüm sallıyordum! Gülüyordu, gözleride öyle... Birden ağzından bir sözcük çıkıyor "Benim babam hapiste!" ne diyeceğimi şaşırdım, üzülmesin diye bozuntuya vermiyorum; sadece gülüp "Niye?" diyorum isteksiz... Gelen cevap insanı hayrete düşürüyor. Düşüncesiz anneler, düşüncesiz babalar... Hapse girmesinin sebebi içler acısı;ama Dilber bunu gülerek söylüyor "Annemi damdan attı" bir çırpıda söylüyor... İçim eziliyor ;fakat tepki veremiyorum. Beynim ve mimiklerim ters orantılı sadece gülüyorum "Hıı öyle mi?" diyip usulca sallamaya devam ediyorum, bir yandan gıdıklıyorum. Gıdıklanmadığı her halinden belli ama o halinden memnun gülücükler, kahkahalar saçıyor etrafa... Sallarken;şarkı biliyor musun, aslancığı biliyor musun? Ama söyleyemiyorum aslan baba dememek için; hatırlatmamak için acısını... Sonra diğer küçüğüm geliyor; biri bir salıncakta, diğeri diğerinde, bir onu sallıyorum bir onu. Biri diyor onu daha çok sallıyorsun, diğeri diyor onu daha çok gıdıklıyorsun. Ben bile iki minikle ilgilenemezken, onlara yetemezken anne dedikleri ... Devamı