Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Sokak Şarkıcısı Leman Sam

2009-07-13 23:21:00

Sokak Şarkıcısı Leman Sam Leman Sam’ı tanıdığımız ilk günden itibaren; abartılı makyaj, alışılan sahne kıyafetleriyle, şekli ve rengi değişen saçlarla görmedik. O, doğayı örnek alıp, bunu da yaşamının her alanına yerleştirmiş bir sanatçı. Sıklıkla albüm yapanlardan, magazin gündemine takılanlardan da değil. Her yaştan dinleyeni var ve şarkıları eskimiyor. Tercihlerini ve hedeflerini yıllar önce belirlemiş. Özgürlüğüne tutkun, şarkılarında duygusal, çevresinde olup bitenlere duyarlı, yaşamında gerçekçi ve coşkulu…   Leman Sam hakkında bu güne dek yazılanların, konuşulanların dışında söyleşelim istedik. Baharın kendini iyice hissettirdiği gün, Taksim’in orta yerinde buluşup bir Pazar keyfi yaşadık. Bilinen şeyleri tekrarlamamaya özen göstedik. “Öz geçmişe gerek yok. Adı üstünde geçmiş, geçmişte kalmıştır. Evlendim, boşandım çocuklarım oldu. Sıkıntı çektim. Mutlu oldum. Geçmişe bakmaktan hoşlanmıyorum. Bu güne ve geleceğe bakmak gerek.” Diyor, güzel sesiyle gönüllere taht kuran anarşist ruhlu Leman Sam. Bu gün Leman Sam nerede? Herkesin kafasında Bir Leman Sam var. Kendimi anlatmaktan hoşlanmıyorum. Herkesin kendine göre sevdiği bir şarkı var. Herkesin kendine göre benim şarkılarımdan derlediği bir beste, herkesin kendine göre bir Leman Sam imajı var. Ben diyorum ki; herkes kendi istediği gibi algılasın. İstanbul Üniversitesi’nde konferans için gittiğin bir gün; ‘Ben bir sokak şarkıcısıyım’ demiştin. ‘Sokak Şarkıcısı’ olmak nasıl bir duygu? Neden kendini sokak şarkıcısı olarak tanımlıyorsun? Güzel bir yerden girdiğin aslında Haticeciğim. Mesleğe başlarken tercihler ve hedef belirlemek çok önemlidir. Bu güne kadar bana &lsquo... Devamı

Heyecanlı Mütevazı Zarif Şerif Sezer

2009-07-13 23:20:00

  Heyecanlı Zarif Mütevazı Şerif Sezer   Bu ay uzun boylu, zarif oyuncu Şerif Sezer’in Göztepede’ki evine konuk olduk. Mütevazı oyuncu, oldukça samimi karşıladı bizi. “Bana bilinen şeyleri anlattırmayacaksınız değil mi?” diye gülüşerek başladık konuşmaya. Şerif Sezer Ankara Devlet Konservatuarında yatılı okur. Okul yıllarında tanıştığı bir gençle ilk evliliğini yapar. Eşinin kazandığı burs nedeniyle Fransa’ya giderler. Tatil için geldiği İstanbul’da eşinden ayrılır ve sevdiği kente yerleşir. Uzun zaman tiyatrolarda iş bulamaz. 1978 yılında Ergin Orbey'in Genel Müdürlüğü zamanında Devlet Tiyatrosu’nda çıkan afla yeniden tiyatro yaşamı başlar. Şerif Sezer’in ilk sinema filmi olan “Bir Günün Hikâyesi”yle de, sinemadaki oyunculuk kariyeri başlar. 1982 yılında Cannes'da Altın Palmiye ödülü alan “Yol” filminde Yılmaz Güney’le oynar. “O filmi gözyaşları içinde izledim” diyor kendisi. Arkasından galası durdurulan “Hakkâri’de Bir Mevsim”le Almanya’dan Gümüş Ayı ödülü gelir.  Hayatının ilk “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü Ankara Film Festivali'nde  “Herşeye Rağmen” den alır. Şerif Sezer “Asmalı Konak” dizisindeki rolüyle evlerimize konuk olur ve tanınır. Diziler, Sezer’e hak ettiği şöhreti kazandırır. “Mustafa Hakkında Herşey”, “Çemberimde Gül Oya” ve ona “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazandıran“Babam ve Oğlum” la artık aranan oyuncu olmuştur.   Fransa’da yaşadığınız günlerde podyuma çıkmışsınız? Abartılıyor, Fransa’da öğrencilik yıllarımda dikiş at... Devamı

Kamelyalı Kadın Çolpan İlhan

2009-07-13 18:05:00

    Kamelyalı Kadın Çolpan İlhan   “Hamileydim, oyunu korse takarak oynadım.”   Ağabeyi Attila İlhan’ın desteğiyle, babasından güçlükle izin alan Çolpan İlhan,  ‘Kamelyalı Kadın’ filmindeki Margutier Gautier rolüyle Yeşilçamın starları arasında girer. ‘Turist Ömer’ tiplemesiyle ünlenmiş Sadri Alışık’la 1959 yılında evlenir. Sadri Alışık’ın 1995 yılında ölümüne dek süren bu evlilikten Kerem Alışık dünyaya gelir. Çolpan İlhan, tiyatro, sinema, kostüm tasarımcılığı ile uğraşırken Sadi Alışık’ın ölümünün ardından Beyoğlu Atlas Pasajı’nda ki  Küçük Sahne’yi ‘Sadri Alışık Tiyatrosu’ olarak açar. 2000 yılında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü gibi, anlamlı bir günde de sahneye çıkar ve o sahnede tek kişilik oyun sergiler. Otuz beş yıllık sevgi dolu beraberlikleri süresince Sadri Alışık’ın başarılarının arkasındaki kadın olan Çolpan İlhan yaşamı ile haklı bir gurur duyuyor. Son yıllarda oğlu Kerem Alışık ile dayanışarak oluşturdukları Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde gençlere dersler vermekten de çok mutlu. “Okul kazanan öğrencilerimiz arıyorlar ‘Hocam şurayı kazandık, teşekkür ederiz’ diyorlar, bunlar beni çok mutlu ediyor” derken yüzüne çok yakışan aydınlık tebessümüyle hala çok güzel olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.   Ailece büyük bir devre damganızı vurdunuz. Geçmişten günümüze yolculuk yapalım mı? Çolpan İlhan’ın öğrencilik yılları, ilk tiyatro oyununu konuşalım ister misiniz? Ben tiyatroya başladığımda, babam İzmir valisiydi. ... Devamı

Aysel Gürel'in Son Röportajı

2009-07-13 18:00:00

      Şarkıların Kadını Anne Aysel Gürel Aysel Gürel ile yapılan son söyleşi oldu... Bu röportajı Aysel Gürel’le yaptığımda son röportaj olacağına asla inanmazdım. Ne yazık ki sevgili Aysel Gürel’in son röportajı oldu. Anne Aysel Gürel’i ve anneanne Aysel Gürel’i söyleşmek üzere, akşam saatlerinde, ekip arkadaşlarımla birlikte Mehtap Ar’ın Fulya’da ki evine konuk olduk. Bu röportaja canım arkadaşım Mehtap’ı da dâhil ettim. Dudaklarında kırmızı ruju ve kırmızı çerçeveli gözlüklerinden taşan, gözlerindeki sımsıcak gülümsemesiyle Aysel Gürel karşımızdaydı. Samimi tavırlarıyla bizleri karşılayıp, kenara çekilen yemek masasının çevresine oturmamızı elleriyle işaret etti. Çünkü evin salonunda, Mehtap Ar’ın kurduğu ve yönettiği Art Tiyatro ekibi, “Arkadaş” isimli yeni oyunun provasını yapıyorlardı. Mehtap Ar’ın tiyatro yaşamı, henüz beş, altı yaşlarında Lale Oraloğlu Tiyatrosu’nda “Kötü Tohum” ve “Karanlığın İçinden” oyunları ile başlar. Sonra Nejat Uygur, Tevfik Gelenbe, Üç Maymun Kabare çalıştığı bazı tiyatrolar olur. Çocukluk yılları; kulislerde, bekleme salonlarında ve sahnelerde geçer. Gençlik yıllarında TV dizileri,  sahne, sinema derken, en büyük ideallerinden olan Anadolu’da tiyatro yapma isteğini de sponsoru Sabancı Vakfı, sayesinde gerçekleştirir. İlkini 2007 yılında Anadolu turnesinde de sergiledikleri “Sevgi Emek İster” isimli oyunu toplamda da 84.680 kişiye ulaştırır. Mehtap Ar ve tiyatro ekibi evin salonunda yaptıkları çalışmalarına bir müddet ara verdiklerinde sevgili Aysel Gürel’e; anne Aysel Gürel ve anneann... Devamı

Aysel Gürel’in Ardından!

2008-05-16 10:10:00

    Aysel Gürel’in Ardından Şarkılar Öksüz Kaldı Hatice Özbay     Aysel Gürel… Geleceğe kalan bir şiir…  Geleceğe kalan bir şarkı…  O, bir ressamın yapabileceği, en renkli tablo… O, korkunun insanı cüceleştirdiğine inanan korkusuz kadın… Aysel Gürel; Türkolog, şair, şarkı sözü yazarı, tiyatro ve sinema oyuncusu… Yıllarca radyofonik temsiller seslendiren, türü tükenen Anka Kuşu. Aysel Gürel savcı, Ali Rıza Gürel ve ebe Kamile Kezban Hanım’ın üçüncü çocukları olarak dünyaya gelir. Ağabeyi avukat İhsan Gürel, ablası yüksek fizikçi Ahsen (Gürel) Karasu ile klasik batı müziği, opera, caz dinlenen evde ve binlerce kitabın arasında büyür. Çorum’da yaşadıkları günlerde, babası küçük kızına bir kuzu alır. Aysel Gürel, henüz sekiz yaşındayken; ‘Gezip dolaşan bu varlığın bir ismi olması lazım’ der ve kuzuya ‘Mido’ adını verir. ‘Mido’nun niye ninnisi ve şarkısı olmasın?’ diyerek de, ona şarkı yapar ve besteler. “İlk sözüm ve bestem ‘Mido’dur” der bir söyleşimizde. Dokuz yaşında Türkiye’nin dahi çocuğu seçilir. Üniversiteyi bitirdiğinde, hemen hemen tüm arkadaşları evlenmiştir. Aysel Gürel’de,‘Üremek için geç kalıyorum’ hissine kapılır. Kendisiyle yapılan bir röportaj sırasında, tanıştığı gazeteci Vedat Bey’e evlenme teklifinde bulunur. Dört ay sonra da evlenirler. Bu evlilikten; Türk Sinemasında bir döneme damga vuran Müjde Ar ve Mehtap Ar dünyaya gelir. Kızları Müjde ve Mehtap Ar’ı büyütürken eşinde... Devamı

Artık hiçbir eflatun onun kadar Eflatun olmayacak!

2008-05-16 10:15:00

  Artık hiçbir eflatun onun kadar Eflatun olmayacak. Mizahın Acı Günü   Renk körü değilim ama Eflatun’um yok artık! Bu ülke önemli bir sanatçısını, karikatüristini, mizahçısını, desinatörünü; ben ise çok yakın bir dostumu kaybettim. Gözümüzü açtığımız günden itibaren tanıdığımız ve aynı süreci aynı topraklarda birlikte yaşamaktan büyük mutluluk ve onur duyduğumuz; bizi “biz” yapan “Dev insanlar” birer birer bizi terk ediyorlar. Dökülen her yaprağın yerine başka yapraklar açsa da, nev-i şahsına münhasır yaprakların yerini tutan, aynı renkte bir yaprağı görebilmek neredeyse imkansız. ***   Yakından tanıyordum Eflatun’u, çok yakındık. Zaman zaman ağabeyim zaman zaman hocam, zaman zamanda sırdaşım oldu.  Onu anlatan bir yazıyı hiç zorlanmadan yazabileceğimi sanıyordum. Yıllardır yazı yazan biri olarak, hele hele onu iyi tanıyan biri olarak. Hayatımın en kolay yazısını yazacağımı umuyordum ki, öyle değilmiş. Eflatun’u anlatmakta zorlanıyorum. Yaşamımın çok çeşitli alanlarına saçılmış Eflatun tonlarını bir araya getirip, ortaya bir resim çıkartamıyorum. Eflatun’un hangi tonundan başlasam, öbür tonu itiraz ediyor. Birini ön plana çıkartmak istiyorum, diğer tonları gözüme batıyor. Öyle Eflatun bir tablo var ki zihnimde; her bir tonu tek başına onu anlatmaya yetecek, ama sadece bir tanesini bile eksik bıraksam Eflatun tablo eksik kalacak… ***   1927 yılında İstanbul’da doğdu. Liseye kadar Adil Nuri Erkoç olarak geldi. Beden eğitimi dersinde öğretmen herkesten soyunmasını isteyince, önceleri gönülsüz de olsa öğretmenin zorlamasıyla pantolonunu &c... Devamı

Eflatun Nuri'yi kaybettim

2008-05-04 20:56:00

Türk karikatürünün duayenlerinden, mizah dünyamızın gelmiş geçmiş en renkli kişiliklerinin başında gelen Eflatun Nuri’yi kaybettik.   Asıl adı Adil Nuri Erkoç olan çizerimiz mizah dünyasına adını ‘Eflatun Nuri’olarak kazıdı.   1927 yılında İstanbul’da doğan Eflatun Nuri’nin meslek yaşamı 1946 yılında Akademili olması ile başlamıştır. Bu uzun meslek yaşamında, Medet Siyasi Gazete, Bülent Ecevit’in Gıcık Dergisi, Vatan, İktam, Ankara Ulus, Ege Ekspres, Yeni Asır, Demokrat İzmir gazetelerinin yanısıra Dolmuş, Devrim Dergisi, Yön Dergisi, Ant, Akbaba, Şaka, Gırgır ve Halit Refik Karay’ın çıkardığı Aydede gibi daha bir çok yayında çizmiştir. Eflatun Nuri’nin karikatürleri yurt dışında da uzun yıllar yayımlandı. 1969 yılında Yugoslavya’nın Üsküp şehrinde yapılan uluslararası yarışmada jüri özel ödülü kazandı. Londra’da kişisel sergi açtı. İlk 1967 yılında başladığı mizahi yazılarına, sonrasında Öküz Dergisinde devam eden Usta, son yıllarında Yeni Harman, Kaçak Yayın ve Forum Edebiyat dergilerinde düzenli mizah yazıları yayımlıyordu. Eflatun Nuri’nin  anılarını öyküleştirdiği ‘Benim Adım Eflatun’ isimli kitabı 2005 yılında Cadde Yayınları tarafından yayınlandı.   Altmış yıllık mizah kavgası süresince, yarattığı ‘oya işi’ karikatürlerde de inanılmaz sabrı; insanı büyüleyen desen ve figürlerden yansıdı.   Büyük ustanın cenazesi   6 Mayıs Salı günü öğlen namazını müteakip Teşvikiye Camiinden kaldırılacaktır.       ... Devamı

Şarkıların kadını Aysel Gürel'i kaybettik

2008-02-17 20:10:00

  Şarkıların annesi Aysel Gürel'i kaybettik. Onu yakından tanımanın ayrıcalığını yaşadım.Ne yazacağımı bilmiyorum ama kısacık hatırlatma koyacağım buraya...Şarkıların annesi Aysel Gürel hakkında ne yazsam az derim. Aysel Gürel ‘le yaptığım söyleşilerden birisinde; “Biz birbirimizden çok şey öğrenen bir aileyiz” demişti. Ben de ondan çok şey öğrendim. Her zaman kırmızı ruju, sapsarı boyalı saçları, renkli giysileri, ne olursa olsun yüzünden eksik olmayan gülümsemesiyle bakışlarını unutamam ki. Unutmak istemem ki. Hastaydı yatağında doğrulmakta güçlük çekiyordu. İnanılmaz nüktelerine yattığı yerden de devam ediyordu. Aykırıydı düzene, ayrıksıydı, farkındalıklarıyla yaşamaktan mutluydu.“Kleopatra gibi yaşadım, bu devrin Kleopatra'sı benim” diyordu. Rahmetle anıyorum, sevgimle... “…Bir yandan da Ayselimiz Gürelimiz’in pastel saçları, ağır makyajı, pembe gözlükleri ve püsküllü kıyafetleriyle objektiflere fırlattığı o “cartlak” bakışıyla anımsayın." Anneyiz.biz dergisinde kasım ayında yayınlanan röportajın,son röportaj olacağı hiç aklıma gelmemişti... Dergide geniş biçimde yer alan söyleşinin bir bölümü aşağıdaki linkle takip edilebilir. http://www.anneyiz.biz/haber/haberdtl.php?hid=10808   Arşiv bölümünde Mehtap AR ve Aysel Gürel ile ilgili söyleşimi okuyabilirsiniz."Sevgi Emek İster Anadolu Yolunda"Saygı ve sevgimle...... Devamı

röportaj

2008-01-17 17:28:00

  Röportaj : Hatice Özbay   Aslı Durgut Aslı Durgut ile hamilelik sürecini, iş yaşamını ve gelecek planlarını konuştuk. Bize tüm samimiyeti ile hamileliğinde yaşadıklarını anlattı.     Röportaj : Hatice Özbay Ceren Kurtoğulları ve Hale Akınlı Ünlü tiyatrocu Hale Akınlı’nın kızı Ceren Kurtoğulları, bebeğini doğurmaya nasıl karar verdiğini, hamilelik sürecini, doğuma dair planlarını, eşinin bebeğe olan yaklaşımlarını anlattı bize. Annesi ile olan ilişkisinden de bahseden Ceren Kurtoğulları’nın röportajından çok keyif alacaksınız.     hamileyiz.biz Ocak sayısından okuyabilirsiniz.     www.hamileyiz.biz   Devamı

Türkiye'nin İlk Yaşam Koçu Nevşah Fidan

2008-01-17 14:29:00

Röportaj : Hatice Özbay   Nevşah Fidan   Anne Nevşah Fidan Türkiye’nin İlk Yaşam Koçu Aramızda huzurlu ve mutlu bir yaşam arzulamayan var mıdır? Sanmıyorum. Hangimiz istemeyiz sağlıklı, güçlü, başarılı, zamanı iyi kullanabilen ve bağımlılıklardan arınabilmiş olmayı? İsteriz ama kimimiz yaşamı olduğu gibi kabullenir, kimimiz isyan eder, kimimiz gerçekten başarır, kimimizde başarıları alkışlarız. Bu söyleşimize konuk olan Nevşah Fidan’ın, gerek yaşama bakışı, gerek yaptığı iş, gerekse kızı Melisa’yla ilişkileri bize enteresan geldi ve paylaşalım istedik. Otuz iki yaşındaki Nevşah Fidan, altı yaşında bir kız çocuk annesi. Genç anne, düzgün fiziğiyle bir sporcu esnekliğine sahip… Sürekli gülümseyerek konuşuyor ve “ Koşulsuz sevgi, anlayış, sağlık öyle uzaklarda, ulaşılmaz diyarlarda olan ve yaşanan tecrübeler değil, nefesimiz kadar yakın bize” diyor. Oldukça ilginç bir mesleği var. O bir “Nefes Koçu”  “Yaşam Koçu” ve ‘Başarmanın özünün önce istemek, sonra doğru nefes almak’ olduğunu iddia ediyor ve bunu da dünyanın dört bir yanında seminerler vererek anlatıyor. “Nefesinizle dans edin, onunla oynayın… Onunla öğrenin yaşamı, kendinizi ve dünyayı yeniden keşfedin… Kendi cennetinizi yaratın…” diyor ve doğru nefes almanın yaşamımızı olumlu yönde değiştireceğine özellikle vurgu yapıyor. Türkiye’nin ilk Yoga Dergisi’ni çıkaran Nevşah Fidan’ın yayınlanmış iki, yayına hazır bir kitabı bulunuyor.  ‘Nefesinizi Değiştirin Yaşamınız Değişsin’ sloganı ile yola çıktınız ve dünyanın birçok yerinde seminerler veriyorsunuz. Bu yolculuğa nasıl başladınız? Nefes değiştirerek yaşam değiştiri... Devamı