Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Çağdışı Zihniyet (2)

2013-01-21 23:04:00
Çağdışı Zihniyet (2) |  görsel 1

  Çağdışı Zihniyet (2) Geçtiğimiz günlerde toplumumuza hakim olan erkek egemen kültürün Halis Toprak - Nazlıcan Tağızade şahsında tezahürünü ele almış ve bu durumun kadının toplumsal konumunu gösterdiğini yazmıştım. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, son 7 yılda 185 kız çocuğu, dedeleri yaşında adamla evlendirilmiş. Yani bu olay tek değilmiş... İstatistiklere yansımayanları da hesaba katarsanız, Türkiye’de kadın olmanın ne demek olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Sakın ola ki yanlış anlaşılmasın, burada yetişkin iki insan arasındaki ilişkiyi eleştirmiyorum. Erkek egemen ideolojinin kadına bakışını eleştiriyorum. Kadını metalaştıran, alınıp satılan bir değer olarak kabul eden yaygın toplumsal kültürü şiddetle kınıyorum.   Genç-yaşlı çift ilişkisi; alt düzeyde edebiyatın, üst düzeyde ise psikiyatrinin ilgi alanı içindedir. Beni ilgilendirmez. Tarafların evliliğe nasıl yaklaştıkları, birbirlerinden ne bekledikleri, sadece kendilerini ilgilendirir. Eşlerin ille de benzer yaşlarda olması gibi tuhaf bir yaklaşım içerisinde değilim. Herkes tercihini aşk ve sevgiden yana kullanmayabiliyor. Bu durum sadece bu günümüzün gerçeği değil ki. Hep vardı ve var olacak da. Edebiyatta aşkın yüceliğini öne çıkartan ve ona vurgu yapan eserler olduğu gibi, “Aşkın ilk nefesinin, mantığın son nefesi olduğunu...” anlatan eserler de vardır. “Mantık evliliği” deyimi herhalde günümüz ekonomik kriz koşullarında icat edilmedi. Toplumsal kültürde önemli olan; kadının, tıpkı erkek gibi kendisine bir “birey” olarak yer bulabilmesidir. Birey olduktan sonra; ne yaptığı, kararlarını hangi amaçlarla verdiği bir tek kendisini ve muhatabını, bir de etraflarındaki be... Devamı

Çağdışı Zihniyet (1)

2013-01-21 22:56:00
Çağdışı Zihniyet (1) |  görsel 1

  Çağdışı Zihniyet (1) Kendini Ele Veren Çağdışı Zihniyet mi demeliyim? Çocuk yaşta evlendirilen, üzerlerinden başlık parası alınan, mal ile takas edilen kızlar konusunu yazıyorum ve ömrüm yettiğince yazmaya da devam edeceğim. Bu sorunun sadece ülkemizin değil, geri kalmış tüm ülkelerin sorunu olduğunu da bilerek yazıyorum.   Bu bir insanlık sorunu! The New York Times gazetesinin foto muhabirliğini yapan Stephanie Sinclair, Afganlı kız çocuklarının dramını objektifiyle yakaladı. Henüz on bir yaşındaki kızların, elli beş yaşındaki adamlarla evlendirilmelerini görüntüledi. Afganistan’da da durum bizden farklı değilmiş, genellikle başlık parası, borç karşılığı verilen küçük kızlar, kumaları ve onların çocuklarıyla birlikte yaşadıkları ve tarlada, ev işlerinde çalıştırıldıkları da haber konusu oldu. Ülkemizde bu konularda gündemimizi son aylarda çokça meşgul eden iki ünlü isim var bildiğiniz gibi: Hüseyin Üzmez ve Halis Toprak. Üzmez’le ilgili çok haber yapıldı, yazılar yazıldı, ben de yazdım defalarca. Konu adliyede ve Üzmez cezaevinde. Dillere destan olan Adli Tıp ise yer ile yeksan olmak üzere. Oradaki depremlerin ardı arkası kesilmiyor. Dilerim kesilir bir gün. Halis Toprak’la ilgili de yazıldı ve yazılmaya da devam ediliyor. Tüm kadın kuruluşları ve Ağa’nın kızları teyakkuz halinde... Dileyen dilediğini yazsın, söylesin de, birileri de çıkıp neden hala kadınlar kendi haklarını savunmak zorunda kalıyorlar, bunu bir açıklasınlar artık. Halis Ağa evlenince yedi kızı birleşti, avukat tutup bu evliliğe itiraz ettiler. Halis Ağanın erkek çocukları ise bacılarının tam tersini yapıp, babalarını savundular. Bu ne yaman çelişki annem?.. ... Devamı

Leyla Bilginel’e bir sevgi armağanı “Kayra Bebek”

2013-01-21 20:37:00
Leyla Bilginel’e bir sevgi armağanı “Kayra Bebek” |  görsel 1

  Türkiye'nin en çok konuşulan kadını Leyla Bilginel, Hatice Özbay'a herşeyi anlattı!   Leyla Bilginel’e bir sevgi armağanı “Kayra Bebek” Leyla Bilginel’in Amerika’ya gidip, sperm bankasından aldığı spermle, hamile kalması ve dokuz ay on gün süren hamilelik süresince, bunu yalnız göğüsleyecek olması, oldukça dikkat çekiciydi. Hatta bana göre, cesurca bir davranıştı. Ne idi bu genç, güzel ve başarılı oyuncuyu, anne olmaya iten nedenler? Ne kadar güçlü bir sevgi ve arzuydu anne olma isteği ki; anneliği, yerleşik toplumsal koşullanmalara karşı duran biçimde gerçekleştirdi. Sistemin dayatmalarının, geleneksel kadın imajının dışında ve inandığı doğrunun peşinden, tutkuyla yürüdü. Öncelikle kadının, toplumsal normların esaretinden kurtulmasına bir örnek, bir öncü olarak algıladım Leyla Bilginel’in çocuk sevdası yolunda yaşadıklarını. Oysa yaşamındaki acıların ve bir daha çocuk doğuramayacak olmanın korkusu ve inanılmaz çocuk aşkının bu kararında etkili olduğunu öğrendim söyleştiğimizde. Bu röportajı yaparken öncelikle çok duygulandım. Zaman zaman, karşımda ağlayan Leyla Bilginel’in gözyaşlarına eşlik ettim, zaman zamanda söyleşinin seyrini değiştirdim. Biliyoruz ki çocuklar, yaşamın en güzel rengi ve iyi ki varlar. Leyla Bilginel anne olmaya nasıl karar verdi ve tek başına bu zor kararı ne şekilde uygulamaya koyuldu? Ben anneliği otuz beş yaşımda planlamıştım. Otuz yaşımda anne olmam ise; ne bir tesadüf, ne sırf çocuk olsun diye oldu. Annelik ne anlatımı, ne de tarifi mümkün olmayan bir şey. Benim için kelimelerle ifade edilemeyecek bir duygu, kelimelere sığmıyor çünkü. Ben ölmeden anne olmak isteyenlerden biriydim. ... Devamı

Yıldız Yaralanması

2013-01-21 09:13:00
Yıldız Yaralanması |  görsel 1

Perihan Maden'in yeni kitabı Everest Yayınevinden çıktı.           Açıklama : Dönmemiş Yıldız. Dönseydi duyar uyanırdı zaten. Beni yaraladı yine, diye düşünüyor. Sonra da yok oldu. O bitmeyen ufak kaçamaklarından birine gitti. Nereye gitti ki? Cengiz Beyle Maldivlere gidiyor yarın! Teo Man, diye geçiriyor içinden, anında içi üşüyor. Tabii ya, onunla olmaya gitti. Cengiz Beyle bir nevi mecburiyetten çıktığı seyahatten önce, hakiki aşkına koştu. Kavuştu. Beni niye yaraladın peki? Beni niye hep, habire yaralıyosun? Neyim ben? Kırıp dökeceğin oyuncak bi bebek mi? Hikmet Hanımın saçının kesildiği gece oyuncak demesi geliyor aklına. Haklı işte! Ahçı da haklı, Muhittin de. Onu Yıldıza karşı uyarmakta haklılar. Hıncını benden çıkarıyosun. Annenin sana yaptıklarının, herkesin sana yaptıklarının hıncını, intikamını- Aynaya bakarak bağıra bağıra söylüyor bu lafları.    Barkod : 9786051415673 Boyut : 135-195 Sayfa Sayısı : 320 Basım Yeri : İstanbul Basım Tarihi : 2012-11 Kapak Türü : Karton Kağıt Türü : 2. Hamur Dili : Türkçe  ... Devamı

Taciz Serbest Tecavüz Serbest!

2013-01-21 00:01:00
Taciz Serbest Tecavüz Serbest! |  görsel 1

  Taciz Serbest Tecavüz Serbest! Bu kadar da olmaz ki… 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının bir gün öncesi gazetelerde iki ayrı başlık yine tecavüzle ilgiliydi. Birincisi hani şu sıralar meşhur kasklı motosikletli tenor Şahin Ö., yakalanması ve linçten korumak için de üç kişilik koğuşa konması haberi. (Tecavüzün cezaevlerinde linç nedeni olduğu biliniyor!) Diğeri on dört yaşındaki kıza cinsel istismar suçundan sanık olan Hüseyin Üzmez’in tahliyesi… Bu kadarı olmaz ki dedirten haberler. *** Günler önce bir yasa geçirilmek istenmişti. Yazayım mı, yazmayayım mı derken hepsini birden yazmaya karar verdim. Hüseyin Üzmez Vakit Gazetesi yazarı ve yetmiş altı yaşında. On dört yaşında bir çocuğa tecavüz gerekçesiyle tutukluydu (ama salıverildi). ‘Hüseyin Üzmez’e borcumuz mu var ödenmesi gereken ki, ülke gündeminin en sıcak olduğu ve hatta dünya ekonomik krizinin patlak verdiği şu sıralarda tecavüzcü yasası geçirilmek isteniyor!’ diyordum ki, 29 Ekim kutlamaları arifesinde tahliye edildiğini öğrendik hep birlikte.   Dünya kamuoyu ülkemizi ne yazık ki, son günlerde sıklıkla gündeme gelen basın sansürleri, yolsuzluk tartışmaları, bitmeyen terör cinayetleri ve bir de: İtalya'nın Milano kentinden dünya barışına dikkat çekmek için Tel Aviv'e gitmek üzere  yola çıkan fakat Kocaeli'nin Gebze İlçesi'nde tecavüz edildikten sonrada öldürülen Aktivist ‘Pippa Bacca’ utancıyla tanıdı. ‘Pippa Bacca’ adıyla tanınan 33 yaşındaki Giuseppina Pasqualino di Marineo’nun katili tecavüzcü Murat Karataş, olay sonrası mahalle kahvehanesinde televizyon haberlerini... Devamı

Tecavüze Uğradım

2013-01-19 22:23:00
Tecavüze Uğradım |  görsel 1

  Tecavüze Uğradım Tecavüze uğradı(m) başlıklı yazımı 2008 yılında yazdım bugün (m) harfinin yanındaki parantez kaldırdım. Tecavüze Uğradım Bugün gazetelerde okuduğum 'Köpekler tecavüz edilip, yakıldı' haberiyle insanlığımdan utandım. Okuduklarıma inanamadım tekrar Tanrım bu doğru olmasın deyip gözlerimi kapadım. Açtığımda aynı haber tüm çıplağıyla karşımda duruyordu. Ankara’nın Etimesgut İlçesi’nde son 3 günde 7 köpeğin yakılarak telef edilmesi hayvanseverlerin tepkisini çekti. Hayvan Hakları Federasyon Gönüllüsü Hülya Karaman, köpeklere önce tecavüz edildiğini ardından işkence yapıldığını belirterek, "Köpeklerin çoğu yakılarak öldürülmüş. Böyle bir vahşet yok" dedi. Soruyorum durmadan Bu sadece vahşet mi? Bu sadece vandallık mı? Bu sadece sapıklık mı? Dondum ve cevap bulmadım.   Aşağıdaki yazımı yeniden yayınlamak isterken  31 Mart2008’de  tecavüze uğrayan Pippa Bacca’ adıyla tanınan (o gün 33 yaşındaki) Giuseppina Pasqualino di Marineo’ yu da yeniden saygıyla anıyorum.   Tecavüze uğradı(m)   Evinizde ki hayvanınıza sahip çıkın, her an karşısına tecavüzcü çıkabilir. Sapıklık ya da sapkınlık eylemi midir, tecavüz? Ya da saldırganlık?   Abant’da otuzlu yaşlarda bir makine mühendisi ‘At’a tecavüz ederken suç üstü!... Kayseri’de keçisiyle sevişen köylü!... Sakarya’da komşusundan çaldığı tavuğa, kendisi İstanbul'da yaşayan imamın boş evinde tecavüz ederek öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan, on yedisinde ki genç... Ehh yani yıllardır ‘Eşek’lerle olanlarını du... Devamı

Onları Önce Deprem Vurdu

2013-01-18 18:53:00
Onları Önce Deprem Vurdu |  görsel 1

  Onları Önce Deprem Vurdu İlin Adı Van Türkiye’nin doğusunda. Sınırda… Van bu günlerde yaşanan o acı deprem ve artçı sarsıntılarıyla dilimizden düşmüyor. Bu durumdayken düşmesin ki, yardımlar devam edebilsin.  Yaralar var sarılacak. İnsanlar var yardım edilecek. Yıkılan evler gibi yıkılan umutlar var. Kaybolan insanlar gibi kaybolan hayaller var. Sarılacak tümünün yaraları dense de, sarılabilir mi? Ya henüz 13 ündeki Yunus’un gözlerindeki korku ile acının bize hissettirdikleri sarılabilir mi? Unutulabilir mi? Kimimiz kendimizi Yunus’un anası, kimimiz Yunus’un babası, ablası, kız kardeşi ya da ağabeyi yerine koymadık mı? O ışıltıyla bakan gözlerin kapandığını öğrendiğimizde gözümüzden bir damla yaş süzülmedi mi? İnanın benim sadece gözlerimden yaş süzülmedi, göğsümde bir yerlerim sıkıştı ve sızı kapladı tüm yüreğimi ve sonrasında tüm bedenimi. O, sadece akşamüstü yer sarsıntısıyla kaybettiklerimizden birisiydi. O, dünyaya veda eden gözlere kader mi diyeceğiz veya Allah’ın hikmetinden sual olunmaz mı diyeceğiz? Demeli miyiz bunlardan birini! Ya da çürük binalar yapan müteahhitlere küfredip, imar izni verenlere dokundurup unutup gidecek miyiz? Göreceğiz zaman içerisinde, yaşayacak ve göreceğiz hep birlikte. Bunlar çok yazıldı, söylendi, konuşuldu, aynı konuları yazarak yaraları kaşımayacağım. **** Depremden önce Van’a gittiğimi yazmıştım. İzlenimlerimi yazacağımı da eklemiştim yazımın dibine. Orada hayatını kaybeden öğretmelerin anısına Van’da tanıştığım idealist öğretmenlerden bahsedeceğim kısacık. Sabah 07 uçağıyla 22 Nisan 2011’de rotamız Van. Merter Platformu olarak bekleniyoruz.... Devamı

Bir Kıvılcım Yeter Bazen

2013-01-18 18:47:00
Bir Kıvılcım Yeter Bazen |  görsel 1
Bir Kıvılcım Yeter Bazen |  görsel 2

  Bir Kıvılcım Yeter Bazen Orda bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da o köy bizim köyümüzdür La la la laaa la la la laaa Ya da; “Gitmesek de,  kalmasak da o köy bizim köyümüzdür.”  Şeklinde söyleriz, ama hep söyleriz. Çok duygulanırım dinlerken, küçüklüğüm canlanır derinden. Uzun süre aynı ilde ve başladığım okulda, okulumu bitiremediğimden midir, alıştığım arkadaşlarımdan tam da işte arkadaşlarım dediğim sırada ayrıldığımdan mıdır, özlediğim öğretmenlerimden midir, komşumuz Sadriye abla veya Fatmagül Hanım teyzelerden mi bilemedim.  Hep o köye özlemim oldu. Babam askerdi. İlkokula İstanbul ve Osmaniye’de ortaokula Erzincan’da, liseye Mersin’de, üniversiteye Ankara’da gitmiş biri olarak anlamını hiç yitirmedi “O köy” benim için. Önceleri “O köy” dediğimde aklıma hep Mersin gelirdi. Okul tatillerinde Mersin’e giderdik çünkü. Köy değildi elbet ama benim için uzaktakiydi.  Gidemesem de, kalamasam da, özlesem de… ---- Nisan ayı başında Coşkun Ergün’den bir çağrı aldım, “Bir oluşum içerisindeyiz, senin de el atmanı istiyorum”  diyordu.  Konuyu bir gün önce özetlemiş olduğundan biliyordum. “Ulaşılmayan köy kalmayacak” diyordu. “İnternet sitesi açıldı, önce bir bak. Kitap götüreceğiz, giysi götüreceğiz Anadolu’ya.” Heyecanlandım ve hemen verdiği internet sitesi adresini açtım. Çocukluk şarkım “Orda bir köy var uzakta” sözleriyle karşıladı Merter Platformu internet sitesi. Başlıkta &... Devamı

Ali Kırca Birand'ı Böyle Anlattı -video izle

2013-01-18 00:20:00
Ali Kırca Birandı Böyle Anlattı -video izle |  görsel 1

Duayen gazeteci Mehmet Ali Birand'ın ölümünün ardından bir diğer duayen isim Ali Kırca'nın vefası, duygusal sözleri herkesi ağlattı... Show TV ve Kanal D'nin Birand icin ortak ana haber yayında Kırca, hem rakibi hem dostu Birand için "Bu yola Mehmet Ali Birand ve bir çok arkadaşla beraber çıktık. Birand gitti, yan ekranda Birand'ı görmüyorum, çok yalnız kaldım.. Hissettiğim yalnızlık" dedi... Siyaset Meydanı'nda 32. Gün logosunu kullanacağını da belirten Ali Kıca, "Mehmet Ali Birand ekranda olmadığı zaman ben de ekrana çıkmazdım" diye konuştu. HAYATIYLA DERS VERDİ Bugün ölüm haberini duyduğumuz ve yüreğimizin dağlandığı Birand aslında çok zor bir süreç geçirdi iki yıl... ...Kaynak : kaanil.blogcu.com Devamı

Mehmet Ali Birand'ı Kaybettik

2013-01-18 00:03:00
Mehmet Ali Birand'ı Kaybettik |  görsel 1

  Mehmet Ali Birand'ı kaybettik       Basın camiasının acı kaybı. Gazetecikte çığır açan Mehmet Ali Birand 32. Gün'de Türkiye'de bir ilki başardı.  Mesleğini yaşam biçimi haline getiren ender insanlardan. Hala çok sevdiği kanalında "Kimler Geldi Kimler Geçti" müziği eşliğinde anılıyor. Uğurlar olsun büyük usta... ... Devamı