Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Leyla Bilginel’e bir sevgi armağanı “Kayra Bebek”

2013-01-21 20:37:00
Leyla Bilginel’e bir sevgi armağanı “Kayra Bebek” |  görsel 1

  Türkiye'nin en çok konuşulan kadını Leyla Bilginel, Hatice Özbay'a herşeyi anlattı!   Leyla Bilginel’e bir sevgi armağanı “Kayra Bebek” Leyla Bilginel’in Amerika’ya gidip, sperm bankasından aldığı spermle, hamile kalması ve dokuz ay on gün süren hamilelik süresince, bunu yalnız göğüsleyecek olması, oldukça dikkat çekiciydi. Hatta bana göre, cesurca bir davranıştı. Ne idi bu genç, güzel ve başarılı oyuncuyu, anne olmaya iten nedenler? Ne kadar güçlü bir sevgi ve arzuydu anne olma isteği ki; anneliği, yerleşik toplumsal koşullanmalara karşı duran biçimde gerçekleştirdi. Sistemin dayatmalarının, geleneksel kadın imajının dışında ve inandığı doğrunun peşinden, tutkuyla yürüdü. Öncelikle kadının, toplumsal normların esaretinden kurtulmasına bir örnek, bir öncü olarak algıladım Leyla Bilginel’in çocuk sevdası yolunda yaşadıklarını. Oysa yaşamındaki acıların ve bir daha çocuk doğuramayacak olmanın korkusu ve inanılmaz çocuk aşkının bu kararında etkili olduğunu öğrendim söyleştiğimizde. Bu röportajı yaparken öncelikle çok duygulandım. Zaman zaman, karşımda ağlayan Leyla Bilginel’in gözyaşlarına eşlik ettim, zaman zamanda söyleşinin seyrini değiştirdim. Biliyoruz ki çocuklar, yaşamın en güzel rengi ve iyi ki varlar. Leyla Bilginel anne olmaya nasıl karar verdi ve tek başına bu zor kararı ne şekilde uygulamaya koyuldu? Ben anneliği otuz beş yaşımda planlamıştım. Otuz yaşımda anne olmam ise; ne bir tesadüf, ne sırf çocuk olsun diye oldu. Annelik ne anlatımı, ne de tarifi mümkün olmayan bir şey. Benim için kelimelerle ifade edilemeyecek bir duygu, kelimelere sığmıyor çünkü. Ben ölmeden anne olmak isteyenlerden biriydim. ... Devamı

Sokak Şarkıcısı Leman Sam

2009-07-13 23:21:00

Sokak Şarkıcısı Leman Sam Leman Sam’ı tanıdığımız ilk günden itibaren; abartılı makyaj, alışılan sahne kıyafetleriyle, şekli ve rengi değişen saçlarla görmedik. O, doğayı örnek alıp, bunu da yaşamının her alanına yerleştirmiş bir sanatçı. Sıklıkla albüm yapanlardan, magazin gündemine takılanlardan da değil. Her yaştan dinleyeni var ve şarkıları eskimiyor. Tercihlerini ve hedeflerini yıllar önce belirlemiş. Özgürlüğüne tutkun, şarkılarında duygusal, çevresinde olup bitenlere duyarlı, yaşamında gerçekçi ve coşkulu…   Leman Sam hakkında bu güne dek yazılanların, konuşulanların dışında söyleşelim istedik. Baharın kendini iyice hissettirdiği gün, Taksim’in orta yerinde buluşup bir Pazar keyfi yaşadık. Bilinen şeyleri tekrarlamamaya özen göstedik. “Öz geçmişe gerek yok. Adı üstünde geçmiş, geçmişte kalmıştır. Evlendim, boşandım çocuklarım oldu. Sıkıntı çektim. Mutlu oldum. Geçmişe bakmaktan hoşlanmıyorum. Bu güne ve geleceğe bakmak gerek.” Diyor, güzel sesiyle gönüllere taht kuran anarşist ruhlu Leman Sam. Bu gün Leman Sam nerede? Herkesin kafasında Bir Leman Sam var. Kendimi anlatmaktan hoşlanmıyorum. Herkesin kendine göre sevdiği bir şarkı var. Herkesin kendine göre benim şarkılarımdan derlediği bir beste, herkesin kendine göre bir Leman Sam imajı var. Ben diyorum ki; herkes kendi istediği gibi algılasın. İstanbul Üniversitesi’nde konferans için gittiğin bir gün; ‘Ben bir sokak şarkıcısıyım’ demiştin. ‘Sokak Şarkıcısı’ olmak nasıl bir duygu? Neden kendini sokak şarkıcısı olarak tanımlıyorsun? Güzel bir yerden girdiğin aslında Haticeciğim. Mesleğe başlarken tercihler ve hedef belirlemek çok önemlidir. Bu güne kadar bana &lsquo... Devamı

Heyecanlı Mütevazı Zarif Şerif Sezer

2009-07-14 09:20:00

  Heyecanlı Zarif Mütevazı Şerif Sezer   Bu ay uzun boylu, zarif oyuncu Şerif Sezer’in Göztepede’ki evine konuk olduk. Mütevazı oyuncu, oldukça samimi karşıladı bizi. “Bana bilinen şeyleri anlattırmayacaksınız değil mi?” diye gülüşerek başladık konuşmaya. Şerif Sezer Ankara Devlet Konservatuarında yatılı okur. Okul yıllarında tanıştığı bir gençle ilk evliliğini yapar. Eşinin kazandığı burs nedeniyle Fransa’ya giderler. Tatil için geldiği İstanbul’da eşinden ayrılır ve sevdiği kente yerleşir. Uzun zaman tiyatrolarda iş bulamaz. 1978 yılında Ergin Orbey'in Genel Müdürlüğü zamanında Devlet Tiyatrosu’nda çıkan afla yeniden tiyatro yaşamı başlar. Şerif Sezer’in ilk sinema filmi olan “Bir Günün Hikâyesi”yle de, sinemadaki oyunculuk kariyeri başlar. 1982 yılında Cannes'da Altın Palmiye ödülü alan “Yol” filminde Yılmaz Güney’le oynar. “O filmi gözyaşları içinde izledim” diyor kendisi. Arkasından galası durdurulan “Hakkâri’de Bir Mevsim”le Almanya’dan Gümüş Ayı ödülü gelir.  Hayatının ilk “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü Ankara Film Festivali'nde  “Herşeye Rağmen” den alır. Şerif Sezer “Asmalı Konak” dizisindeki rolüyle evlerimize konuk olur ve tanınır. Diziler, Sezer’e hak ettiği şöhreti kazandırır. “Mustafa Hakkında Herşey”, “Çemberimde Gül Oya” ve ona “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazandıran“Babam ve Oğlum” la artık aranan oyuncu olmuştur.   Fransa’da yaşadığınız günlerde podyuma çıkmışsınız? Abartılıyor, Fransa’da öğrencilik yıllarımda dikiş at... Devamı

Kamelyalı Kadın Çolpan İlhan

2009-07-14 04:05:00

    Kamelyalı Kadın Çolpan İlhan   “Hamileydim, oyunu korse takarak oynadım.”   Ağabeyi Attila İlhan’ın desteğiyle, babasından güçlükle izin alan Çolpan İlhan,  ‘Kamelyalı Kadın’ filmindeki Margutier Gautier rolüyle Yeşilçamın starları arasında girer. ‘Turist Ömer’ tiplemesiyle ünlenmiş Sadri Alışık’la 1959 yılında evlenir. Sadri Alışık’ın 1995 yılında ölümüne dek süren bu evlilikten Kerem Alışık dünyaya gelir. Çolpan İlhan, tiyatro, sinema, kostüm tasarımcılığı ile uğraşırken Sadi Alışık’ın ölümünün ardından Beyoğlu Atlas Pasajı’nda ki  Küçük Sahne’yi ‘Sadri Alışık Tiyatrosu’ olarak açar. 2000 yılında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü gibi, anlamlı bir günde de sahneye çıkar ve o sahnede tek kişilik oyun sergiler. Otuz beş yıllık sevgi dolu beraberlikleri süresince Sadri Alışık’ın başarılarının arkasındaki kadın olan Çolpan İlhan yaşamı ile haklı bir gurur duyuyor. Son yıllarda oğlu Kerem Alışık ile dayanışarak oluşturdukları Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde gençlere dersler vermekten de çok mutlu. “Okul kazanan öğrencilerimiz arıyorlar ‘Hocam şurayı kazandık, teşekkür ederiz’ diyorlar, bunlar beni çok mutlu ediyor” derken yüzüne çok yakışan aydınlık tebessümüyle hala çok güzel olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.   Ailece büyük bir devre damganızı vurdunuz. Geçmişten günümüze yolculuk yapalım mı? Çolpan İlhan’ın öğrencilik yılları, ilk tiyatro oyununu konuşalım ister misiniz? Ben tiyatroya başladığımda, babam İzmir valisiydi. ... Devamı

Aysel Gürel'in Son Röportajı

2009-07-13 18:00:00

      Şarkıların Kadını Anne Aysel Gürel Aysel Gürel ile yapılan son söyleşi oldu... Bu röportajı Aysel Gürel’le yaptığımda son röportaj olacağına asla inanmazdım. Ne yazık ki sevgili Aysel Gürel’in son röportajı oldu. Anne Aysel Gürel’i ve anneanne Aysel Gürel’i söyleşmek üzere, akşam saatlerinde, ekip arkadaşlarımla birlikte Mehtap Ar’ın Fulya’da ki evine konuk olduk. Bu röportaja canım arkadaşım Mehtap’ı da dâhil ettim. Dudaklarında kırmızı ruju ve kırmızı çerçeveli gözlüklerinden taşan, gözlerindeki sımsıcak gülümsemesiyle Aysel Gürel karşımızdaydı. Samimi tavırlarıyla bizleri karşılayıp, kenara çekilen yemek masasının çevresine oturmamızı elleriyle işaret etti. Çünkü evin salonunda, Mehtap Ar’ın kurduğu ve yönettiği Art Tiyatro ekibi, “Arkadaş” isimli yeni oyunun provasını yapıyorlardı. Mehtap Ar’ın tiyatro yaşamı, henüz beş, altı yaşlarında Lale Oraloğlu Tiyatrosu’nda “Kötü Tohum” ve “Karanlığın İçinden” oyunları ile başlar. Sonra Nejat Uygur, Tevfik Gelenbe, Üç Maymun Kabare çalıştığı bazı tiyatrolar olur. Çocukluk yılları; kulislerde, bekleme salonlarında ve sahnelerde geçer. Gençlik yıllarında TV dizileri,  sahne, sinema derken, en büyük ideallerinden olan Anadolu’da tiyatro yapma isteğini de sponsoru Sabancı Vakfı, sayesinde gerçekleştirir. İlkini 2007 yılında Anadolu turnesinde de sergiledikleri “Sevgi Emek İster” isimli oyunu toplamda da 84.680 kişiye ulaştırır. Mehtap Ar ve tiyatro ekibi evin salonunda yaptıkları çalışmalarına bir müddet ara verdiklerinde sevgili Aysel Gürel’e; anne Aysel Gürel ve anneann... Devamı

Türkiye'nin İlk Yaşam Koçu Nevşah Fidan

2008-01-17 14:29:00

Röportaj : Hatice Özbay   Nevşah Fidan   Anne Nevşah Fidan Türkiye’nin İlk Yaşam Koçu Aramızda huzurlu ve mutlu bir yaşam arzulamayan var mıdır? Sanmıyorum. Hangimiz istemeyiz sağlıklı, güçlü, başarılı, zamanı iyi kullanabilen ve bağımlılıklardan arınabilmiş olmayı? İsteriz ama kimimiz yaşamı olduğu gibi kabullenir, kimimiz isyan eder, kimimiz gerçekten başarır, kimimizde başarıları alkışlarız. Bu söyleşimize konuk olan Nevşah Fidan’ın, gerek yaşama bakışı, gerek yaptığı iş, gerekse kızı Melisa’yla ilişkileri bize enteresan geldi ve paylaşalım istedik. Otuz iki yaşındaki Nevşah Fidan, altı yaşında bir kız çocuk annesi. Genç anne, düzgün fiziğiyle bir sporcu esnekliğine sahip… Sürekli gülümseyerek konuşuyor ve “ Koşulsuz sevgi, anlayış, sağlık öyle uzaklarda, ulaşılmaz diyarlarda olan ve yaşanan tecrübeler değil, nefesimiz kadar yakın bize” diyor. Oldukça ilginç bir mesleği var. O bir “Nefes Koçu”  “Yaşam Koçu” ve ‘Başarmanın özünün önce istemek, sonra doğru nefes almak’ olduğunu iddia ediyor ve bunu da dünyanın dört bir yanında seminerler vererek anlatıyor. “Nefesinizle dans edin, onunla oynayın… Onunla öğrenin yaşamı, kendinizi ve dünyayı yeniden keşfedin… Kendi cennetinizi yaratın…” diyor ve doğru nefes almanın yaşamımızı olumlu yönde değiştireceğine özellikle vurgu yapıyor. Türkiye’nin ilk Yoga Dergisi’ni çıkaran Nevşah Fidan’ın yayınlanmış iki, yayına hazır bir kitabı bulunuyor.  ‘Nefesinizi Değiştirin Yaşamınız Değişsin’ sloganı ile yola çıktınız ve dünyanın birçok yerinde seminerler veriyorsunuz. Bu yolculuğa nasıl başladınız? Nefes değiştirerek yaşam değiştiri... Devamı

Ortak aklın sözcüsü olacağım

2007-08-28 19:10:00

Ufuk Uras ile söyleşi Temmuz yeni Harman /Hatice Özbay   İstanbul 1. Bölge Bağımsız Milletvekili adayı olarak seçim yarışına katılan eski Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Mehmet Ufuk Uras "Meclis'e Ufuk Gerek" sloganıyla 17 Haziran Pazar günü Haydarpaşa garında yaptığı açıklamayla seçim startı aldı. Akademisyen kimliği, koruma istememisiyle bilinen Ufuk Uras, ÖDP’nin %10 barajına takılacağını düşünen parti meclisi üyelerinin aldıkları kararla bağımsız aday olarak gösterildi. Ufuk Uras’ın bağımsız milletvekilliği adaylığı’nı destekleyenlerin kimler olduğunu sorduğumda; “Başta ÖDP olmak üzere, DTP, EMEP, SDP, DSİP, Türkine Yeşiller’i ile toplumsal muhalefetin çok çeşitli bileşenleri tarafından aktif olarak destekleniyoruz” yanıtını aldım. Milletvekili adayı olduğunuzu neden Haydarpaşa Garı’nda açıkladınız? Dediğim de “Anadoluya açılan kapı olması nedeniyle. Arkadaşlar tünel kazalım dediler aslında ama... Hem de aynı gün eylemde olan emekçilere destek vermek nedeniyle oradan duyurduk.” Yanıtını aldım. Sistem mağdurlarının, emekçilerin, halkın sesi olmak için aday olduğunu söyleyen Uras, önce seçim bürosu olarak 11 ilçede açılan yüzün üzerinde ki büroyu milletvekili olduktan sonra da kapatmayıp, milletin sesinin yansıyacağı bürolar olarak kullunmak istediğini de belirtti. Ayrıca “Kim bir kişiyle, bir şey olmaz diyorsa yanılıyor. Asla tek değiliz, arkamızda toplumsal muhalet, onbinlerce yurttaş ve kitle örgütleri var. Ben de vaatlerin değil ortak aklın sözcüsü olacağım. Diğerleri mazot fiyatları ile uğraşsınlar biz de bunlarla uğraşalım. Vaatlerle uğraşanlara baktığımızda hepsi iktidar olmuşlar... Devamı

Nazlı Eray yeni kitabında da düşsel kurgular sarmalında gezinmiş

2007-08-28 19:34:00

Nazlı Eray’ın Merkez Kitapçılıktan çıkan son kitabı ‘Farklı Rüyalar Sokağı’ ile başlayan sohbetimiz, siyasete de uzandı.   Kaçak yayın Temmuz - Ağustos söyleşi Hatice Özbay Nazlı Hatice Özbay - Hem tarihi bir belge hem de geçmişe gidip gelmelerle bu kitapta da başarılı sıçramalarla dolu bir yolculuk var. Nazlı H.Ö. Kadının sıçraması bilinçli bir sıçrama mı? N.E. Onu bilemiyoruz, çünkü Eva Peron tahsilli bir kadı H. Ö. Bunu kitapta vermişsiniz zaten.sı olarak buluyor. Evita’nın ikinci hayatı başlıyor. İlk önce alışamıyor aslında bu duruma, zorluk bile çekiyor. O zamana kadar ona verilmeyen o şaşaa, debdebe, her şey Evita’nın oluyor. Günde yirmi saat çalışıyor ve çok kısa bir süreç bu, yedi yıl sürebilmiş. . Konuşmaları, o halka hitabeti, Peron’la Casa Rosada’nın o pembe evin balkonundan yaptıkları, milyonlar toplanıyormuş. Onları coşturuyor., gömleksizlerle, işçi sınıfı arsında ki olağanüstü ilişki, dikiş makineleri dağıtıyor, protezler, evler dağıtıyor, arabalar dağıtıyor. Evita bir yerde çocukluğunda ve ilk gençliğinde kendine verilmemiş her şeyi insanlara vererek, insanların yaşamını bir nevi güzelleştiriyor. Peron’un iyi bir yanı. O diktatörün, halka serinletici ve mutlu edici bir yelpazesi gibi bir şey aslında Evita. H.Ö. Tabi Fa N.E. Zaten Peron ve Evita bir arkada ş gibi, onların arasında cinsellik olduğunu da sanmıyorum son yıllarda. Çünkü Evita kendi farkında değil ama hasta, söylenmiyor da.Belki 1951 yılında Amerika dışında, kanserde bilinen ve tedavi edilebilen bir hastalık değil. Tabi bu kısım çok hazin, Evita’nın birden bire halsizleşmeye başlaması, hastalanışı ve bütün onu seven kitleler tarafından payl... Devamı

Ataol Behramoğlu/ Aralık -Ocak Kaçak Yayın Dergisi Hatice Özbay

2007-05-10 15:05:00

 BU YANGIN YERİNDE Yaşamak bu yangın yerinde Her gün yeniden ölerek Zalimin elinde tutsak Cahile kurban olarak Yalanla kirli havada Güçlükle soluk alarak Savunmak gerçeği, çoğu kez Yalnızlığını bilerek Korkağı, döneği, suskunu Görüp de öfkeyle dolarak Toplanıyor ölü arkadaşlar Her biri bir yerden gelerek Kiminin boynunda ilmeği Kimi kanını silerek Kucaklıyor beni Metin Altıok "Aldırma" diyor gülerek "Yaşamak görevdir bu yangın yerinde Yaşamak, insan kalarak" Bu dizelere bakıp da Ataol Behramoğlu ile şiir üzerine konuştuğumu sanmayın... Behramoğlu’nun son yıllarda makale ve köşe yazılarındaki vurguları, bu söyleşimizin yönünü Başbakan Tayyip Erdoğan ve yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimine kaydırdı. Cumhuriyet Gazetesinin 5. katındaki yazarlar odasında  Başbakan Erdoğan, nasıl Başkomutan Erdoğan olur’ u söyleştik. “Erdoğan Başkomutan”olursa... Hatice Özbay / Kaçak Yayın Aralık- Ocak ayı söyleşi yayınlanmıştır.  Hatice Özbay-  “Başkomutan Erdoğan” başlıklı  yazınızda: “1960’lardan bugünlere, üst düzeydeki hiçbir politikacının konuşmasının içeriğinde ve tarzında bu ölçüde bir saldırganlık ve hemen sonrasındaki alttan alışlar arasında şaşırtıcı gidip gelmeler, bu kadar tutmazlık, bu ölçüde tedirgin edici ve ürkütücü bir yapaylık görmedim”diyorsunuz. Böyle bir saptamaya nasıl vardınız. Başbakanı ne kadar zamandır tanıyor ya da izliyorsunuz? Ataol Behramoğlu -   Demirel nasıl bir adam dersen daha çok espiriler yapan yani bir nüktedan dersin.  Özal da bu dediğim şey kısmen vardı. Yani konuşurken de bir alt ses... Devamı