Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Kanım Dondu

2014-01-12 01:51:00
Kanım Dondu |  görsel 1
Kanım Dondu |  görsel 2
Kanım Dondu |  görsel 3

  Kanım Dondu! İnsanlığa ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Kanım dondu ve anlamakta güçlük çekiyorum. Artık bu kadarı da çok fazla... “İki yaşındaki çocuk fuhuş çetesine satılmış.” Çocuğu satan anne(mi) ve baba(mı) çıkarıldıkları mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. O kadın ve adam ellerini kollarını sallayarak dışarıda geziyorlar. Olacak şey mi bu? Kesinlikle anlayamıyorum. Olayı hangi yanından tutsam aklım iflas ediyor. Olayın bir boyutu; nikahsız yaşayan (anne sıfatını taşıyan) kadın ve (baba sıfatını taşıyan) adam; şu an iki yaşında olan öz çocuklarını satmış olmaları.  Diğer bir boyutu satın alanların aile boyu fuhuş yapmaları ve fuhuşa araç olarak çocuğu kullanmaları. Hiç anlayamayacağım diğer boyutu da bu çocuğa veya çocuklara talip olanlar. Kim bunlar? Eğer bunlar insansa, ben insan olduğum için utanıyorum. Üstelik, tüm bunlar açığa çıktıktan sonra olaylara sebebiyet veren kadın ve adam mahkemece serbest bırakıldı. Bu hakkaniyet mi? Yargı sistemimiz o kadını ve adamı, yani ilk satıcıları ‘Soyağacı değiştirmek’ suçundan yargılıyor. Suç tekrarı var çünkü! Daha önce de öz çocuklarını satmışlar. Zavallı bebeciğin ağzı var, dili yok. Karşı koyma gücü, hiç yok. Neden geldi bu dünyaya, haberi bile yok. Alınıp satılıyor mal gibi. Fuhuş denen bataklığa da sokuluyor, çünkü bedeni para ediyor. Birileri yargılanıyor, fakat sonra serbest bırakılıyor ve her şeyden habersiz bebecik, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne teslim ediliyor. Geçen sene de benzer bir haber vardı: On yedi aylık (kız)bebek tecavüze uğramış ve dönemin Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu acı... Devamı

Leman Sam'dan MEN DAKKA DUKKA

2013-06-06 09:27:00
Leman Sam'dan MEN DAKKA DUKKA |  görsel 1

Sayın Başbakan, bugünlerde herkes size mektup yazıyor, ben de eksik kalmayayım dedim. Geçen gün bir konuşmanızda ''Biz neyi eksik yaptık da insanlar böyle gösteri yapıyorlar '' diye soruyordunuz, haklısınız. Sizin pencerenizden bakınca öyle görünüyor. Çünki etrafınızdaki herkes herşeyi mükemmel yaptığınızı söylüyor ve siz bizlerin fikrini hiç sormuyorsunuz. Ay sonunda Kuzey Afrika ülkelerine, iş adamlarını ve sevdiğiniz gazetecileri de yanınıza alıp, görüşmeler yapmak üzere diplomatik bir geziye gittiniz. Tam da siz geziye çıkmak üzereyken, Taksim Gezi Parkının olduğu gibi korunmasını talebeden gençler masum bir itiraz nöbeti tuttukları için, polis tarafından basılıp gaza maruz bırakıldılar. Adına gösteri veya eylem bile diyemiyorum çünki oturup kitap okuyorlardı. Büyükannem uyurken ve su içerken yılan bile dokunmaz derdi. Bu arada ben yılanları da çok severim sizin hiç hayvan sevmediğinizi çok yakın bir arkadaşınızdan öğrenmiştim ürperdiyseniz mazur görün. Polis o gençleri bir düşman gibi gördüğü için acımadan dövdü ve bununla başlayan toplumsal talepler daha geniş halk kitleleri tarafından dile getirilmeye başladı. Topluluk gitgide büyüdü, gençler, yaşlılar, her renkten hiç birbirine benzemeyen insanlar, kartopu gibi büyüyerek ve polise sadece bedenlerini siper ederek, kendilerini gayet adaletsiz bir karmaşanın içinde buldu. İşte tam da ülkede göz gözü görmezken, keşke bu geziyi erteleyip, bir çift güzel sözle insanların gönlünü alıp, akil bir tavırla insanlara itidal tavsiye etseydiniz, çok faydalı olurdu. Her zamanki öfkeli halinizle giderayak insanlara çapulcu d... Devamı

Çapulcu Kızımdan Ne Düşünüyorum Biliyor musun?

2013-06-05 17:26:00
Çapulcu Kızımdan Ne Düşünüyorum Biliyor musun? |  görsel 1

Asuman, üniversite öğrencisi sosyoloji okuyor ve aynı zamanda bir nefes koçu. Ben ona iflah olmaz şifacı diyorum. Anadolu Jam’in 2011 yılında Türkiye’de düzenlediği ilk programda katılımcı idi. Anadolu Jam, Türkiye’nin her köşesinden, sosyal, ekolojik ve ekonomik değişime ve toplumsal dönüşüme kendilerini adamış 30 genç lideri 5 gün için bir araya getirdiğinde o 30 kişiden birisi de Asuman’dı.    Asuman, sevecen, sempatik, duyarlı, doğa ve insan sevgisiyle dopdolu bir yüreğe sahip. Kötülük nedir bilmez, ekmeğini bölüşür, yolda gördüğü köpeği, kediyi harçlığından bütçe ayırarak besler. Acı bir olayı televizyonda dahi gördüğünde gözleri dolar.  Osho Meditasyon Festivali’ne katılıp gördüklerini, yaşadıklarını notlar alarak sakladı yarınlara.  Osho Meditasyon Festivali’nde arkadaşlarıyla dayanışmayı, paylaşmayı, eğlenmeyi öğrendi.  Liseyi burslu okudu. İngilizce eğitim veren Toros Kolleji’nde okurken başarılıydı, voleybol oynuyordu, okul takımındaydı. İkincilikle mezun olduğunda “Anne aslında bu yanlış her sene ben birinci idim bu haksızlık, benim not ortalamam 4 senedir 98” dedi ikinciliği bile kabullenemediğinde.   Sadece bir kaç satır başı koydum buraya... Asıl anlatmak istediklerime yer kalmayacak çünkü... Çocuklarım bugüne dek hiç bir politik eyleme katılmadılar. Hiç bir örgüt ve parti üyesi de değiller. Sadece insan, hayvan, doğa sevgisiyle dolu yürekleri. Ben bir anneyim ve "Annelik Ömür Boyu" kitabının yazarıyım. Asuman üzerinden yazdım bu yazdıklarımı çünkü Asuman kendisi yazdı bundan sonra yazdıklarımı.  Asum... Devamı

Melek Baykal

2013-06-03 18:54:00

Melek Baykal'dan anlamlı program açılışı. http://www.youtube.com/watch?v=IHUO4M9CbD0 Devamı

Kadınız Biz

2013-03-08 01:19:00
Kadınız Biz |  görsel 1

  Kadınız Biz   Birileri 365 günü ve hatta olsa, 366’ncı günü bile dolduracak... ‘Adı konulmuş’ günlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok! Anneler günü... Babalar günü... Sevgililer günü...  Yerli malı haftası... Şu günü...  Bu haftası... Liste uzar gider... Bir gün değil, her gün diyenlerdenim ben... Hiç bir biçimde bunların arasında sayılmaması gereken bir gün var ki, neredeyse bu günü de sıradanlaştırıp, tüketime araç edecekler.   ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’artık oldu  ‘Dünya Kadınlar Günü’ Umarım, tüm özel günlerde, haftalar öncesinden kasırga(vari) yayılan tüketim çılgınlığı, ortalığı kasıp kavururken, bu günü de kasıp kavurmaz.    *** Geçtiğimiz yıllarda aşağıdaki haberi hepimiz okuduk. “8 Mart 2007 yılında Türkiye Parlamenterler Birliği, en yaşlı beş kadın parlamentere şükran plaketi verdi. Haber aynen şöyle: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla en yaşlı 5 kadın parlamentere şükran plaketi veren TBMM Başkanı Arınç, burada yaptığı konuşmada "Bayanların parlamentoda temsil edilmesinin, bugün yaşadığımız bazı olumsuzlukların çaresi olduğunu düşünüyorum" dedi.” Hangi Çare?   O günden bugüne yıllar geçti ve çare arıyoruz hala…   *** Haberin devamında “Bugün de Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Türk Parlamenterler Birliği'nin çok anlamlı bir toplantıya ev sahipliği yaptığını ifade eden Bülent Arınç, geçmişte milletvekili olarak, Meclis'te bulunmuş kıdemli p... Devamı

Sergenler’in Cansın Bebek Heyecanı

2013-02-20 15:29:00
Sergenler’in Cansın Bebek Heyecanı |  görsel 1

  Sergenler’in Cansın Bebek Heyecanı “Sadece kocam değil, hocamdır Burak. Onun yanında ağzımı açmam.” 2009 yılında yaptığım röportaj: Bu ay sizler için Sergen çiftinin, içi sevgi dolu yuvalarının kapılarını araladık. “Zerda” dizisinin ”Mahmut Ağa”sı ve “Dicle” dizisinin “Seyithan”ı Burak Sergen ile aynı dizide ”Zişan” karakterini canlandıran Işıl Sergen çiftine konuk olduk.   Ankara Konservatuarı mezunu olan Burak Sergen ve yine kendisi gibi oyuncu olan eşi Işıl Sergen’le on yıla yaklaşan mutlu evliliklerini, hamilelik sürecini, işlerini ve yeni projeleri olan: “Ömer Hayam Üçlemesi”ni konuştuk. Güler yüzle bizi ağırlayan Sergen çiftinin evi; iç dünyalarını yansıtan sadelik, şıklık ve bir o kadar da titizlikle döşenmişti. Sorularımızı samimiyetle yanıtlayan usta oyuncu Burak Sergen’in: “Ben de otuz iki haftalık hamileyim.” derken attığı kahkaha ve sıklıkla eşine sevgiyle dokunuşları görülmeye değerdi.   Birbirinize ilk görüşte aşık olduğunuzu duyduğumda çok etkilendim. Burak Sergen: Ben bir oyun yönetiyordum Ankara’da bundan on yıl önce. Prova için şöyle bir kapıyı açıp içeri girdiğimde ve bir baktım güzel bir kız: “Siz lütfen yanıma gelir misiniz?” dedim ve: “Asistanım olun benim.” diye ekledim. Işıl Sergen: Bende de durum farklı değil. Burak’ın inanılmaz güzel parfümü vardı, daha doğrusu ona çok yakışıyor. “Öyle bir içeri girdiniz ki acayip güzel parfüm koktu.” dedim. Beni yanına çağırınca da: “Aa pek tabii, zevkle, memnuniyetle, benim için onurdur.” dedim.   İlk kez mi bir oyunda rol alacaktın... Devamı

Kadınız Biz (1)

2013-02-06 21:36:00
Kadınız Biz (1) |  görsel 1

  Kadınız Biz  (1) Kadın olmanın ve evdeki yangını en çok hisseden olmanın duyarlılığıyla yazıyorum bu köşeyi. Bu köşeden sizlere seyahatlerimi anlatabilirim. Ki çok gezenlerdenim. Son on ay içerisinde aldığım on sekiz kiloyu, nasıl vermeye başladığımı ve günlük kaç kaloriye kendimi endekslediğimi de anlatabilirim. Ya da son günlerde evlenen biricik yeğenim Evrim için yaptığımız alışverişleri yazabilirim. Ki çok keyifli alışverişler ve herkese böylesi güzel hazırlıklar dilerim. Ancak kadınız biz. Duyarsız olamayız ve duyarsız kalamayız ki çevremizde tüm olup bitenlere. Geçen haftalarda ardı ardına yaşanan olaylara olan kırgınlığım, kızgınlığım “Kızları Okutmayın” başlıklı yazımın oluşmasına neden oldu. Neler olduğuna kısacık da olsa birlikte göz atalım istedim.   “BURSA'nın Mudanya İlçesi'nde Vakit Gazetesi Yazarı Hüseyin Üzmez (76) tarafından cinsel istismara uğradığı öne sürülen 15 yaşındaki B.Ç., Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'nda yatırılarak psikolojik tedavi altına alındı.” "İntihar etmeyi düşünüyorum" diyen çocuk  için "Psikolojisinde bozulma yok" diyen İstanbul Adli Tıp  Kurumu 6. dairesi ve Adalet Bakanının duyarsız tavrı sizce çok mu normal? Elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün henüz on beş yaşında korumasız bir kız çocuğunun dramını. Ve Üzmez serbest kalırken karısının yüzündeki tebessüm de cabasıydı... ·       “Evlenmek istemeyen kızı döverek öldürdüler. Birazdan okuyacağınız bu haberle tüyleriniz diken diken olacak.Henüz 19 yaşındaki genç kız ev... Devamı

Tuğçe'nin Masalı

2013-01-31 11:46:00
Tuğçe'nin Masalı |  görsel 1

  Tuğçe'nin masalı   Röportaj: Hatice ÖZBAY 1 Eylül 2009 Evlatlık olduğunu 6 yaşındayken öğrenen 2005 Best Model of the World birincisi Tuğçe Güder, şimdi kendisini büyütenlere torun verecek olmanın heyecanı içinde TUĞÇE GÜDER FOTOĞRAFLARI       Hamileyiz.Biz dergisi, ünlü mankenle eşi Uğur Karas'ın Yalova'daki ekolojik konut projesi 'Masal Köyü'nde buluştu, hakkında merak edilenleri konuştu.  Eşinizle nasıl tanıştınız ve evlenmeye nasıl karar verdiniz?      - Mankenliğe başladığım yıllarda arkadaşlarımız vasıtasıyla tanışmıştık Uğur’la. Yalova’da devekuşu yetiştiriyordu. Burada çiftliği vardı. ıki sene önce yolumuz tekrar kesişti. Etiler’de bir restorana ortak olduk, orada başlayan aşkla da evliliğe karar verdik.  Ortaklığınızın başladığı işe devam ediyor musunuz? - Uğur’un ekolojik evler projesinin gündeme gelmesi ve benim yeterince zaman ayıramamam neticesinde o işi seven, bilen bir arkadaşımıza devrettik ve Yalova’ya geldik.  Ekolojik evler projesinin adını “Masal Köyü” koymuşsunuz. Hayalden yola çıktığınız için mi bu ismi belirlediniz? - Bu proje, alternatif yerlerde yaşamak isteyenler için oluşturuldu. Uğur “Artık evlerimiz nefes almıyor” derken kerpiç fikri ortaya çıktı. Ben “Anlattığın şeyler artık masallarda kaldı” deyince, o da “Aaa masal ismi de çok iyi olur” dedi ve bu isim ortaya çıktı. HAMİLEYİM DEYİNCE BABAMIN GÖZLERİ DOLDU  Gelelim annelik heyecanınıza... Bebe... Devamı

Kanım Dondu

2013-01-27 16:10:00
Kanım Dondu |  görsel 1

  Kanım Dondu! İnsanlığa ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Kanım dondu ve anlamakta güçlük çekiyorum. Artık bu kadarı da çok fazla... “İki yaşındaki çocuk fuhuş çetesine satılmış.” Çocuğu satan anne(mi) ve baba(mı) çıkarıldıkları mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. O kadın ve adam ellerini kollarını sallayarak dışarıda geziyorlar. Olacak şey mi bu? Kesinlikle anlayamıyorum. Olayı hangi yanından tutsam aklım iflas ediyor. Olayın bir boyutu; nikahsız yaşayan (anne sıfatını taşıyan) kadın ve (baba sıfatını taşıyan) adam; şu an iki yaşında olan öz çocuklarını satmış olmaları.  Diğer bir boyutu satın alanların aile boyu fuhuş yapmaları ve fuhuşa araç olarak çocuğu kullanmaları. Hiç anlayamayacağım diğer boyutu da bu çocuğa veya çocuklara talip olanlar. Kim bunlar? Eğer bunlar insansa, ben insan olduğum için utanıyorum. Üstelik, tüm bunlar açığa çıktıktan sonra olaylara sebebiyet veren kadın ve adam mahkemece serbest bırakıldı. Bu hakkaniyet mi? Yargı sistemimiz o kadını ve adamı, yani ilk satıcıları ‘Soyağacı değiştirmek’ suçundan yargılıyor. Suç tekrarı var çünkü! Daha önce de öz çocuklarını satmışlar. Zavallı bebeciğin ağzı var, dili yok. Karşı koyma gücü, hiç yok. Neden geldi bu dünyaya, haberi bile yok. Alınıp satılıyor mal gibi. Fuhuş denen bataklığa da sokuluyor, çünkü bedeni para ediyor. Birileri yargılanıyor, fakat sonra serbest bırakılıyor ve her şeyden habersiz bebecik, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne teslim ediliyor. Geçen sene de benzer bir haber vardı: On yedi aylık (kız)bebek tecavüze uğramış ve dönemin Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubuk&cce... Devamı

Çağdışı Zihniyet (2)

2013-01-21 23:04:00
Çağdışı Zihniyet (2) |  görsel 1

  Çağdışı Zihniyet (2) Geçtiğimiz günlerde toplumumuza hakim olan erkek egemen kültürün Halis Toprak - Nazlıcan Tağızade şahsında tezahürünü ele almış ve bu durumun kadının toplumsal konumunu gösterdiğini yazmıştım. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, son 7 yılda 185 kız çocuğu, dedeleri yaşında adamla evlendirilmiş. Yani bu olay tek değilmiş... İstatistiklere yansımayanları da hesaba katarsanız, Türkiye’de kadın olmanın ne demek olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Sakın ola ki yanlış anlaşılmasın, burada yetişkin iki insan arasındaki ilişkiyi eleştirmiyorum. Erkek egemen ideolojinin kadına bakışını eleştiriyorum. Kadını metalaştıran, alınıp satılan bir değer olarak kabul eden yaygın toplumsal kültürü şiddetle kınıyorum.   Genç-yaşlı çift ilişkisi; alt düzeyde edebiyatın, üst düzeyde ise psikiyatrinin ilgi alanı içindedir. Beni ilgilendirmez. Tarafların evliliğe nasıl yaklaştıkları, birbirlerinden ne bekledikleri, sadece kendilerini ilgilendirir. Eşlerin ille de benzer yaşlarda olması gibi tuhaf bir yaklaşım içerisinde değilim. Herkes tercihini aşk ve sevgiden yana kullanmayabiliyor. Bu durum sadece bu günümüzün gerçeği değil ki. Hep vardı ve var olacak da. Edebiyatta aşkın yüceliğini öne çıkartan ve ona vurgu yapan eserler olduğu gibi, “Aşkın ilk nefesinin, mantığın son nefesi olduğunu...” anlatan eserler de vardır. “Mantık evliliği” deyimi herhalde günümüz ekonomik kriz koşullarında icat edilmedi. Toplumsal kültürde önemli olan; kadının, tıpkı erkek gibi kendisine bir “birey” olarak yer bulabilmesidir. Birey olduktan sonra; ne yaptığı, kararlarını hangi amaçlarla verdiği bir tek kendisini ve muhatabını, bir de etraflarındaki be... Devamı