Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Nazlı Eray yeni kitabında da düşsel kurgular sarmalında gezinmiş

2007-08-28 19:34:00

Nazlı Eray’ın Merkez Kitapçılıktan çıkan son kitabı ‘Farklı Rüyalar Sokağı’ ile başlayan sohbetimiz, siyasete de uzandı.

 

Kaçak yayın Temmuz - Ağustos söyleşi Hatice Özbay

Nazlı

Hatice Özbay - Hem tarihi bir belge hem de geçmişe gidip gelmelerle bu kitapta da başarılı sıçramalarla dolu bir yolculuk var.

Nazlı

H.Ö. Kadının sıçraması bilinçli bir sıçrama mı?

N.E. Onu bilemiyoruz, çünkü Eva Peron tahsilli bir kadı

H. Ö. Bunu kitapta vermişsiniz zaten.sı olarak buluyor. Evita’nın ikinci hayatı başlıyor. İlk önce alışamıyor aslında bu duruma, zorluk bile çekiyor. O zamana kadar ona verilmeyen o şaşaa, debdebe, her şey Evita’nın oluyor. Günde yirmi saat çalışıyor ve çok kısa bir süreç bu, yedi yıl sürebilmiş. . Konuşmaları, o halka hitabeti, Peron’la Casa Rosada’nın o pembe evin balkonundan yaptıkları, milyonlar toplanıyormuş. Onları coşturuyor., gömleksizlerle, işçi sınıfı arsında ki olağanüstü ilişki, dikiş makineleri dağıtıyor, protezler, evler dağıtıyor, arabalar dağıtıyor. Evita bir yerde çocukluğunda ve ilk gençliğinde kendine verilmemiş her şeyi insanlara vererek, insanların yaşamını bir nevi güzelleştiriyor. Peron’un iyi bir yanı. O diktatörün, halka serinletici ve mutlu edici bir yelpazesi gibi bir şey aslında Evita.

H.Ö. Tabi Fa

N.E. Zaten Peron ve Evita bir arkada

ş gibi, onların arasında cinsellik olduğunu da sanmıyorum son yıllarda. Çünkü Evita kendi farkında değil ama hasta, söylenmiyor da.Belki 1951 yılında Amerika dışında, kanserde bilinen ve tedavi edilebilen bir hastalık değil. Tabi bu kısım çok hazin, Evita’nın birden bire halsizleşmeye başlaması, hastalanışı ve bütün onu seven kitleler tarafından paylaşılan ölümü.

H.Ö. Bunlardan dolayı

bu kitapta, Evita’yı ana karakter olarak görüyoruz.

N. E. Böylece, Evita bizim ana karakterimiz gibi meydana çı

kıyor, çünkü güçlü bir karakter.

H.Ö. Ölümünden sonra mumya olayı

da çok enteresan. Doktor Perdo Ara, iki yıl mumyaladıktan sonra, yirmi iki yıl saklanması olayı…

N.E. Evet, doktor o mumyaya bağ

lı, bir nevi kendi yarattığı bir şey gibi görüyor. Ona bir düşkünlüğü var. Belki bir bebeği sever gibi. Belki onun bir zamanki canlı halini tahayyül ediyor. Ondan bir film bile olabilir.Her halde Arjantin’de bu olaylar tabu olduğu için böyle filmler yapılmamış ama yapılabilir.

H.Ö. Geçmi

N.E. Evet, o zaman Koyun Dolly yoktu, ama

H.Ö. “Farklı

Rüyalar Sokağı”nda da klonlama olayları var ve çok ilginç. Adamdan alınan hücrelerle ortaya çıkan Mehmet Ali bey farklı bir adam, diğerleri de öyle.

N. E. Evet ba

H.Ö. Makbule hanı

mı da dikkate almayan biri..

N. E. Saygı

sız değil ama saygılı kaçıyor gidiyor bu adam.

H.Ö. Yazarlı

k sürecinize baktığımda çok uzun zamandır yazdığınızı görüyoruz. İlk kitabınız 1976 yılında çıktı, bu gün 2007 yılının ortalarındayız, otuz bir yıl içerisinde 28 yapıt var ortada. Yani hemen hemen her yıl bir kitabınız okurlarınızla buluştu. Bundan öncede henüz ondört yaşında iken yayınlanan öyküleriniz var.

N.E. Evet her yı

l bir tane. Yayınlamadığım iki kitabım vardı, “Eski Suadiye”ldız Olur musunuz” diye bir oyunum da vardı, bununla da otuz ediyor. Demek ki her yıl bir kitap oluyor.

H.Ö. Bu arada bası

lmamış kitapları da öğrenmiş olduk. Bu üretkenliği ve düş gücünün bu kadar parlak olmasını nasıl açıklayacağız?

N. E. Aslı

nda yılda sadece bir buçuk ay yazıyorum. Basılmamış ama “Eski Suadiyep diğer kitaplarımda kullanmışımdır. Mesela, “z Öpme Kuyruğu” nda ki ananaslı bölüm, Havai bölümü, ama yine de kendi kendine duran iki kitap. H.Ö. Bir de çocukluğunuzu geçirdiğiniz Tepebaşı’nı anlatan benim de çok sevdiğim “Beyoğlu’nda Gezerken” isimli kitabınız var. Bu tür kitaplara devam edecek misiniz?

N. E. Aa evet,

Şişhane Yokuşu’nu anlatır, güzeldir. Birde “Yazarların İstanbul” unda yazdım “Benim İstanbul’um”. O da Merkez Kitaplardan çıktı.

H.Ö. Sizin kitapları

nızın diğerlerinden farkı hazır yaşanmışlıkları yazmıyorsunuz? Kitaplarınızda bir gerçek üstücülük hakim.

N.E. Benim roman anlayışı

m bu, modern roman, büyülü gerçekçilik benim yazdığım tür. Olmadık, dümdüz bir çöldesin, hayat platformunda yürüyorsun. Orada birden bire veya yavaş yavaş bir dünya kurgulamak, bu kurgunun içine yavaş yavaş kişilerin girmesi, kapılardan, yollardan, koridorlardan. Bu kurgunun içinde rüyaların ve yoğun gerçeklerin olması…. Ama şu anda, şu saatte, dünyanın şu tarihinde ki olaylar olamayabilir. Başka bir dünya yaratıp onun kurallarını kendim koyup, ama bunu çok inandırıcı kılıp, sizleri bir kapıdan içeri alıp okurları, bütün bu olaylarla da etkileyip, her şeyi inandırıcı kılıp, yaşatıp sonra artık bir başka kapıdan da dışarıya bırakmak ben bu olduğuna inanıyorum.

H.Ö. Sizin okurunuz olarak benim de gözlemlerim, gerçekten bu konuda çok ba

şarılı olduğunuz yönünde. Kitaplarınız İngilizce’ye , Almanca’ya çevrildi, Amerika’da yayınlandı. Hatta öykülerinizden birisi Angelo Savalli tarafından İtalya’da sahnelendi, Sera Yılmaz’da oyuncu bu oyunda. Gelecekte Avrupa’da veya Amerika’da sahnelenecek yada başka dillere çevrilecek eserleriniz ile ilgili hazırlıklar var mı?

N.E. İ

talyan yönetmen Angelo Savalli “Monte Cristo” ve “Rüya Sokağı” adlı iki öykümü oyunlaştırmış, tiyatro oyunu. İki yıldan fazla oldu hala kapalı gişe oynuyor oyun. Davet ettiler beni gittim, olağan üstü idi. Çok mutlu oldum, çok güzel yapmışlar.

H.Ö. Peki bir Türk yazarı

nın öykülerinin İtalya’da oyunlaştırılıp, üstelik de iki buçuk yıldır kapalı gişe oynamasını nasıl karşılıyorsunuz?

N.E. Çok olağ

H.Ö. “Ada, verdiğşk Artık Burada Oturmuyoriniz gibi, özel yaşamınızda da Marilyn Monroe hayranlığı seziliyor.

N. E. Evet seviyorum, naif bir kadı

n. Angelo Savelli muazzam bir Marilyn Monreo yapmış. Marilyn Monroe Rüya Sokağında akşam olurken ve kadının sevgilisi kaçmış üzülür, kadın sahnede akıyor onu nasıl yaptıklarını anlamadım. Ayakta dakikalarca alkışlıyorlar onu ve ağlıyorlar.

H.Ö. Öyküleriniz de ondört dile çevrildi…

N.E.

H:Ö. Hangi dillere çevrildi?

N.E. İ

ngilizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca, Urduca, Arapça, Çekçe, İbrani’ce, Hintçesveççe ve daha bir çok dillere çevrildi. Japonya’da bir öyküm var, eskiden çevrilen. İsterim Japonya’da okunsun kitaplarım ilgilerini çeker onların. Kitap fuarlarında rastlıyorlar bir tesadüf olarak çevriliyor. Bunda benim hiç katkım yok. “Orpfée”de öyle… Çevirmen Robert Finn hem Türkolog, hem de Amerika’nın sefirlerinden biri. En problemli günlerinde okuyor. Afganistan’da, Tacikistan’da Büyük Elçi iken okuyor. Bana ulaştı, “Bu kitap bana meditasyon gibi geldi. En zor günlerim de okudum ve İngilizce’ye çevirmek istiyorum” dedi. Ben de kabul ettim. Romanım “Orpheus” adıyla ABD’de Austin Univercity Press tarafından yayınlandığı hafta 400 tane satılmış. Bu müthiş bir şey. Çağırdılar ama gidemedim Amerika’ya. “Yeni kitabınızı bekliyoruz” dediler. İmparator çay Bahçesi’ni çok servim keşke o çevrilse

H.Ö. Artı

k Türkiye’de de yazar ajanları var. Onlarla çalışmıyor musunuz?

N.E.Var olabilir tabi.

H.Ö. Bu ajanlar sayesinde artı

N.E. Ke

k Türk Edebiyatı da uluslararası platforma taşınacak gibi görünüyorşke… Bizim edebiyatımız çok güçlü bilmedikleri ve okuyamadıkları için taşınamıyor.

H.Ö. Türkiye’de yazarlar ,

şairler zor koşullarda, üretiyorlar. Yazarlık yada şairlik meslek olamadı. Halide Edip Adıvar, Nezihe Meriç, Orhan Hançerlioğlu gibi isimler de öğretmenlik yada memurluk yaparak geçimlerini sağlamışlar yıllar geçse de durum değişmedi.

N.E. Hikayeci bir yerde çalışı

yor,çocukları var. Yazdıklarını yayınevine bastırmak için uğraşıyor yada bastırmış. Şair meyhane köşesinde şiirini yazmış… Bu insanlar nasıl Amerika’ya gidebilir? Paris’e veya Frankfurt Kitap Fuarına… Yazarlar arsında da mutlu azınlık var aslında. Gidebilenlerin de belki hepsi yetenekli olanlar değil.

H.Ö. Geçmi

şte gazetecilikle uğraşan yazarlarımız da vardı. Oktay Akbal, Peyami Safa, Tarık Dursun K. Tahir Lütfi Tokay gibi…

N.E. Tahir Lütfi Tokay benim dedem. İ

stanbul Gazetesinin de başyazarıydı. Derinliği olan insanlardı.

H.Ö. Sizce Türkiye’de kültür emperyalizmi var mı

?

N.E. Var ve kötü tabi…

H.Ö. Yazarı

n ürettikleri ile kazanmasının zor olduğu bu dönemde kitap okuma oranının az olmasını neye bağlıyorsunuz?

N.E. Kitaba sarı

lma durumu yok. Eğitim diyorum. Kitap okuyan çok iyi okuyor. Ben bu konuda çok şanslılardanım aslında. 12 yaşında okurumda, 70 yaşında okurum da var.

H.Ö. Yakla

şan seçimler arifesinde biraz da siyaset konuşalım. Oniki yıl chp parti meclisi üyeliği yaptınız. Nazlı Eray2ın politik yaşamında en üst nokta CHP Parti Meclisi üyeliği mi?

N.E. Ben evet oniki yı

l parti meclisi üyeliği yaptım. Tüzük olayında Deniz Baykal ile ters düştüm. Geçirilmek istenen tüzüğü anti demokratik buldum, çekimser kaldım. Hatta red vermek istiyordum. Tabi bu şaşkınlık yarattı. CHP Parti Meclisi üyesi Nazlı Eray, açık oyla genel başkanın geçirmek istediği tüzüğü onaylamıyor. Tabi bir daha parti meclisi listesine giremedim. Girmeyince de zaten politikanın dışında kalıyorsun. Bu beni üzmedi. Milletvekilliği adaylığında, kadına harikulade bir anahtar veriliyor. Her seferinde harika buzdan bir anahtar verildi bana. Listeler yapılıp seçime gidildiğinde birde bakıyorsun avucunda bir yudum su, hiçbir kapıyı açmıyor. Seviyordum politikayı ama bir süre sonra bana da bıkkınlık geldi.

H.Ö. Eğ

itimli, kültürlü birey ve yazar olarak mecliste olsaydınız, ülkeye mutlak katkılarınız olurdu diye düşünmekteyim, eğer siz milletvekili olsaydınız öncelikle neler yapardınız?

N.E. İlk etepta dört

şey bile yapsam yeterliydi. MEB. İle iletişim kurardım. Okuma derslerine önerilerde bulunurdum, yaratıcı yazın konusunda, Bunlar Workshop’lar… Hiç para da gerektirmez bunlar.Çevirileri önemserdim, şimdi TEDA’yı kurdular TEDA’nın yurt dışında çevrilen eserlerin ses getirmesi için, ajanların nasıl ayarlanacağını söylerdim. Bu üçü bile yeterli. Yazar olarak otuz yıldır bu işin içindeyim. Partide bunlar olmadı ama yapmak isterdim.

H.Ö. Ülkenin gidi

şatını nasaıl görüyorsunuz?

N.E. Çok karışı

k görüyorum. Apar topar seçim yapılıyor, kanunlar geçiriliyor. Cumhurbaşkanı orada rüzgarda geminin güvertesine tutunan bir adam gibi durmaya çalışıyor. Bunlar çok tehlikeli. Başbakan sakin ve dirayetli gibi davranmaya çalışıyor, bilmiyorum altında ne var? Kim ne için hazırlanıyor? Birleşmiş olan sağ tam böyle çamurdan yapılmış bir bebek gibi birden ayrılıverdi. Yaz ortasında seçim olması da çok kötü ve tehlikeli…

H.Ö. Ülkenin aydı

nlık bir düşünürü olarak, sosyal demokrasi mücadelesi veren bir insan olarak, öykülerine ders kitaplarında ter verilen bir yazar olarak Milli Eğitim’de ki gerici kadrolaşmayı nasıl yorumlayacaksınız?

N.E. Yeniden iktidara AKP tek ba

şına gelirse, İmam Hatipleri öne çıkaracak. Onlara çok büyük imkanlar sağlanacak.

H.Ö. Sizce Türkiye gerçekten laik bir ülke mi?

N.E. Bu bir kaos, kendine özgü ve tehlikeli bir laiklik…H.Ö. Bitirirken söyle

şiyi yeni öyküler kitaplar var mı? Yada ne zaman?

N.E. Yeni romanlar, öyküler olu

H.Ö. “Dü

N.E. Evet, yı

ş İşleri Bültenleri” çok güzeldi ve ilgi ile izleniyordu..llarca Güneş gazetesinde, Cumhuriyet’te, Radikal ve Akşam Gazetelerinde yazıyordum ve yine yazmak isterim…

Bu samimi söyle

şiyi Sinan Göksel görüntüledi. Mutlaka Nazlı Eray’a sorulmadık sorularım kal, bir daha ki buluşmaya bıraktım onları da… Mutlaka Sevgili Nazlı, yeni kitaplar yazacak ve bende sizlerle paylaşacağım… şuyor. Ancak yeniden bir köşem olsun istiyorum gazetelerde.Şimdi çok daha fazla,

 

an üstü bir şey bu. Angelo Savelli bana dedi ki “Herhalde sizin bütün hikayeleriniz Türkiye’de oyunlaştırılmıştır!” Hayır, böyle bir şey yok. Ben sesimi çıkarmadım tabi… Angelo Savelli tesadüfen rastlıyor benim adıma ve kendisi İngilizce bilmiyor, Türkçe bilmiyor. İtalyanca’ya da çeviremiyorlar da, İtalyanca satır satır anlattırıyor birkaç hikayeyi. Ondan sonra çeviriyorlar veriyorlar tabi. Fakat o ikisine tutuluyor. “Monte Cristo”, “Ah Bayım Ah”ta ki bir öykü ile “A”da ki “Rüya Sokağı”na.şk Artık Burada Oturmuyor” den belli bölümler alı ile yirmidokuz ediyor, “Bir Kadeh Yışka bir adam çıkıyor, kaza oluyor. Mehme

259
0
0
Yorum Yaz