Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Leman Sam'dan MEN DAKKA DUKKA

2013-06-06 19:27:00
Leman Sam'dan MEN DAKKA DUKKA |  görsel 1

Sayın Başbakan, bugünlerde herkes size mektup yazıyor, ben de eksik kalmayayım dedim. Geçen gün bir konuşmanızda ''Biz neyi eksik yaptık da insanlar böyle gösteri yapıyorlar '' diye soruyordunuz, haklısınız. Sizin pencerenizden bakınca öyle görünüyor. Çünki etrafınızdaki herkes herşeyi mükemmel yaptığınızı söylüyor ve siz bizlerin fikrini hiç sormuyorsunuz.

Ay sonunda Kuzey Afrika ülkelerine, iş adamlarını ve sevdiğiniz gazetecileri de yanınıza alıp, görüşmeler yapmak üzere diplomatik bir geziye gittiniz. Tam da siz geziye çıkmak üzereyken, Taksim Gezi Parkının olduğu gibi korunmasını talebeden gençler masum bir itiraz nöbeti tuttukları için, polis tarafından basılıp gaza maruz bırakıldılar. Adına gösteri veya eylem bile diyemiyorum çünki oturup kitap okuyorlardı. Büyükannem uyurken ve su içerken yılan bile dokunmaz derdi. Bu arada ben yılanları da çok severim sizin hiç hayvan sevmediğinizi çok yakın bir arkadaşınızdan öğrenmiştim ürperdiyseniz mazur görün.

Polis o gençleri bir düşman gibi gördüğü için acımadan dövdü ve bununla başlayan toplumsal talepler daha geniş halk kitleleri tarafından dile getirilmeye başladı. Topluluk gitgide büyüdü, gençler, yaşlılar, her renkten hiç birbirine benzemeyen insanlar, kartopu gibi büyüyerek ve polise sadece bedenlerini siper ederek, kendilerini gayet adaletsiz bir karmaşanın içinde buldu. İşte tam da ülkede göz gözü görmezken, keşke bu geziyi erteleyip, bir çift güzel sözle insanların gönlünü alıp, akil bir tavırla insanlara itidal tavsiye etseydiniz, çok faydalı olurdu.

Her zamanki öfkeli halinizle giderayak insanlara çapulcu diyerek hakaret de ettiniz. Sizi sevdiğimi söyleyemem zaten sizin de benim sevgime ihtiyacınız yok ama yine de kırk yılda bir yüzünüze tebessüm yayıldığında sevindiğimi söyleyebilirim.

Annenizi kaybettiğinizde de hepimiz sizinle birlikte ağladık. Bilirsiniz belki bu ülkenin insanı duygusaldır ve kendisini yönetenleri sevip saymak ister. Ne zaman ekrana çıksanız, asık bir suratla durmadan insanlar aşağılamanız, azarlamanız belki size müthiş bir büyüklük duygusu veriyor olabilir, ve bu yüzden herkesi tebanız olarak görüp, benim halkım, benim valim, benim bakanım, emniyet müdürüm vd diyor olabilirsiniz.

Etrafınızdaki herkesin sizden çekindiğini hatta korktuğunu görüp daha da sertleşiyorsunuz galiba.

Bildiğim kadarıyla siz bir burjuva çocuğu değilsiniz yani ''ananı al da git ulan'' dediğiniz çiftçi, ben veya bir memurla aynı yerdensiniz. Sizi Belediye Başkanı olarak tanıdığımız ilk yıllarda ince uzun, daha güleryüzlü biriydiniz. Seçim kazandığınızda yaptığınız özenti balkon konuşmalarında da samimiyetinize inanmıştık. Bu denli zengin de değildiniz o zaman ve daha mütevazı konutlarda ikamet ediyordunuz yani bizlere daha yakındınız.

Ne oldu da arayı bu kadar açtınız, para artı güç mü sizi bu kadar sert ve acımasız yaptı. Gitgide yaşam biçiminiz, bakışlarınız halka hitabınız değişti ve bizleri istediğiniz zaman ezebileceğiniz böcekler gibi görmeye başladınız.

Hayatını kaybeden askerlere de kelle demiştiniz yanlış hatırlamıyorsam. Oğlunuz da bir hastalık bahanesiyle askere de gitmemişti. Aileniz evlilik bağlarıyla daha da büyüdü, iş ve medya dünyasına hükümdar oldunuz.

Medya sizin istemediğiniz hiçbirşeyi yayınlayamaz hale geldi. Gerçi siz Belediye Başkanı iken oğlunuz bir sanatçı hanımefendiyi arabasıyla ezmiş ve ölümüne neden olmuştu da, adamlarınız derhal gelip olay yerine gelerek temizlemiş delilleri yoketmişti, biz o zaman da medyada bunu görememiştik. Demek o zaman da medya emrinizdeymiş. Oğlunuz alkollü müydü o gün, sanmam. Siz şu meşhur alkollü içki düzenlemesini açıklarken ''kafa kıyak gençlik'', ''iki ayyaş'' gibi, ancak bir kahvede okey oynayan kabadayı diliyle konuşmanız halkta bir şaşkınlık yarattı.

Belki kimilerine sempatik geliyor olabilir ancak bir Başbakan halkın örnek alacağı bir figürdür bence. Bir siyasetçi olarak hiçbir yabancı dil bilmiyorsunuz, İsrail'e posta koyarken kullandığınız ''van münüt'' hitabınız, çoğu yandaşınız tarafından esprili ve sempatik bulunmuş ve onlar tarafından pohpohlanmış olabilirsiniz. Ancak gerçeği görmediniz, bizimle inceden dalga geçtiler. Şu son günlerde olan biten kargaşaya elbette bu yazdıklarım sebep değilse de son iki yılda üstüste yaptığınız dayatmaların ve halkı hiçe sayarak aldığınız kararların toplum üzerinde nasıl bir basınç yarattığını size hiç mi söylemediler dostlarınız, yoksa etrafınızdakiler dosttan ziyade menfaatçi ''evet efendimciler''mi, ya da siz artık dostlarınızı bile dinlemiyor musunuz? 

Sayın Başbakan, size bakınca şefkatli, babacan, vicdanlı bir devlet adamı görmedim hiçbir zaman ama bu kadar hain olacağınızı da beklemiyordum.

Öğrenci eylemlerinde gencecik çocuklar polisinizden acımasızca dayak yerken, bu görüntüleri sükunetle nasıl izlediniz, üstelik talepleri harç, Yök, kantin gibi masum taleplerdi.

Polis ağzını açana bastı biber gazını. Yeri gelmişken bir zamanlar siz de Yök'ten şikayetçiydiniz ama kaldırmadınız. Y

argıdan şikayet ederdiniz ama bugün sayenizde insanların yargıya güveni büyük ölçüde azaldı. Çoğumuz polis ve yargıdan ciddi olarak korkar olduk. Çaresiz kalan herkes Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde alıyor soluğu.

Verilen para cezaları da bizim cebimizden çıkıyor. Suriye konusunda hiçkimse konuşamıyor korkudan hemen hainlikle suçlanıyor. Bebekler ölüyor diyorsunuz da eleğe dönmüş Suriye sınırından silah ve mühimmat gönderildiğini sağır sultan bile duydu.

Çözüm sürecindeki başarınıza Reyhanlı felaketi gölge düşürdü. Bir de akabinde Amerika'ya gitmeniz halkı çok incitti Reyhanlı halkının başını okşamadan, Boston bombalaması için Obama'ya başsağlığı dilediniz. Neredeyse her gün bir iki kadın cinayeti işlenirken, çocuk sayısı ve kürtaj konusundaki tuhaf açıklamalarınız tüm kadınların kalbini kırdı.

Din hiç olmadığı kadar öne çıktı, mezhepler ayrıştı. Siz sünni olduğunuz ve ülkede sünniler çoğunlukta olduğu için Diyanet İşleri de sünni bir kurum haline geldi. Hazineden aldığı kaynaktan yazık ki aleviler vergi vermelerine rağmen hiç pay alamadılar. Sivas'ta alevi aydınları yakarak katledenler sizin iktidarınızda serbest bırakıldılar. Üstelik yapılacak olan üçüncü köprüye de Yavuz Sultan Selim adını verdiniz, aleviler çok incindiler çok...

Dizilere kızdınız, sanat kurumlarına düşman oldunuz, ucube diye hakaret ederek heykel parçaladınız.

Emek Sinemasını rant uğruna yıktırdınız ve buna karşı çıkan sanatçıların üzerine tomalarla tazyikli su ve biber gazı sıktı polisiniz, yaşlı başlı saygın oyuncularımız yerlerde süründü. Yetmedi en doğal demokratik hak olan gösteri hakkını hepimizin elinden alarak Taksim'i bizlere kapattınız.

Toplumun ahlak bekçiliğine soyundunuz, kucağa oturmak filan gibi gençleri rencide edecek cümleler kurdunuz. Topçu Kışlasını yeniden inşa edip, yanına rezidans ve avm yapacağınızı açıkladınız. Beni doğduğum büyülü şehir İstanbul zaten bir avm ve rezidans cehennemi olmuşken bari taksim'e dokunmasanız diye küçük harflerle karşı çıktığımızda, bizleri tarihe saygı duymamakla suçladınız. Öte yandan kazılar sırasında bulunan eski eserlere çanak çömlek dediniz.

Daha buraya sığdıramadığım türlü nedenlerle bugünlere geldik. Gitgide betonlaşan şehrin, köprü nedeniyle çok sayıda ağaç kaybedeceği kaygısındayken, bir gece vakti, yasal olmayan biçimde, iş makinelerinin Gezi Parkının görmüş geçirmiş ağaçlarını sökmeye başlaması insanların sabrını taşırdı.

Gençlerin tuttuğu gece nöbeti sırasında, sabaha karşı polisin parkı basıp, çocukları dövüp çadırlarını yakması, fitili ateşleyen kıvılcım oldu. Sırrı Süreyya Önder'in de iş makinelerinin önünde durması ve ağaçların kesilmesine karşı çıkması sanıyorum polisi çok öfkelendirdi ve o günden itibaren düşmanla savaşır gibi hınçla gençlere saldırdırıyorlar.

Ben bunları yazarken siz hala yoksunuz ama buradan haberleri takibediyorsunuzdur, canınızın sıkıldığına eminim. Döndüğünüzde sizi bir sorunlar yumağı bekliyor olacak, canınız daha da sıkılacak. Siz olan bitene entel dantel protestosu veya çapulcu kalkışması diyebilirsiniz bense size çok yakınlarda kullanmış olduğunuz bir sözü söyleyeceğim Men dakka dukka... Eyvallah

 

Leman Sam

 

186
0
0
Yorum Yaz