Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Kocaeli Üniversitesi’nden

2007-06-28 20:27:00
  I. Ulusal Şiir Kongresi / haber / Hatice Özbay

 İstanbul’da, “II. Uluslar arası İstanbul Beyoğlu Şiir Festivali”, dolu dizgin sürerken, 16- 18 Mayıs tarihlerinde Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birimi’ de Türkiye’de bir ilk olan “I. Ulusal Şiir Kongresini” gerçekleştirdi.

Kocaeli Üniversitesi, eğitim bilim ve güzel sanatların her dalına yıllardır destek verdiği bilinir. Güzel sanatların bir kolu olan şiire ise 1996 yılından bu yana destek vermiş ve ilk şiir etkinliklerini de 1997 yılında düzenlemiştir. O yıllarda başlayan Prof. Dr. M. Nejat Gajar ve Şener Aksu’nun şiir aşkı, şiir etkinliklerinin 2007’ de kongreye dönüşmesine neden olmuştur. Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birimi, 16-18 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen “I. Ulusal Şiir Kongresi” Türkiye Şiir tarihinin de bir dönüm noktasıydı. İlk kez yapılan kongre de yetmiş bildiri sunumu gerçekleşirken, üç konferans, panel ve iki de gösteriyle son buldu.

Şiirin kongresi bal gibi olur

Uzun ve yorucu çalışmaların ardından gerçekleşen bu kongrenin mimarı Prof. Dr. Nejat Gacar ile konuştuğumda; “Şiirin kongresi mi olurmuş? Diyenlere işte cevap: Şiirin kongresi olur, bal gibi olur.” Dedi, başarmış olmanın heyecanı ve rahatlığıyla konuşuyordu. Nejat Gacar, Tıp Fakültesi Profesörlerinden bilim ve sanatı aynı potada eritmeye çalışanlardan.

“I. Ulusal Şiir Kongresi” çerçevesinde katılımcılara baktığımızda 1916 doğumlu İlhan Berk’ den 1984 doğumlu Fırat İlim’ e uzanan üç kuşağı bir araya getiren geniş bir panoramayı gözlemledik. Üç ayrı salonda gerçekleşen oturumlara ilgi oldukça yoğun idi. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen şiir sevdalıları kongreyi takip edebilmek, birbirleriyle konuşabilmek, tanışabilmek için hazırlanan zeminde, kongreyi sonuna dek dikkatle izlediler.

İlk olan organizasyonların gerçekleşmesi sadece maddi değil, beraberinde manevi zorlukları da getirir. Bunları Nejat Gajar ve yol arkadaşı Şener Aksu nasıl geçtiler?  Kongreye giden yolda neler yaşadı? Hangi engellerle karşılaştı? Bilinen zorlukların dışında bilinmedikler de var mıydı? Kongre Gelenekselleşecek mi? Burada söz Nejat Gajar’ın “Elbette çok zorluklar yaşadık. Geçtiğimiz 6 ay içinde en sık karşılaştığımız “Şiirin kongresi mi olur?” Sorusuydu. Sevgili Şener Aksu ile dilimiz döndüğünce yanıtlamaya çalıştık bizde. Evet şiirin kongresi olur. Şiirin insan için olması, şairin toplumun en duyarlı bireyi olma özelliğini taşıması, daha da öte şiirin yaşayan, soluk alıp veren bir olgu olarak kabul edilmesi onun sorunlarının tartışılacağı bir kurultayın da toplanabileceğini gösterir. Rektörümüz Sayın Sezer Ş. Komsuoğlu’ nun verdiği candan destekle de, sevgili Şener Aksu ve ben bunu gerçekleştirdik. Tabi bu arada köstek olmak isteyenlerde olduğu gibi sessizce izleyenlerde oldu. Biz sonuçtan mutlu olduk, özellikle “Serbest Bildiler” bölümüne ilginin yoğunluğu doğru bir iş yaptığımızın göstergesiydi. Kongrenin bir ilk olması nedeniyle seçme yapmadık, kongreye sunulan tüm bildirilere yer verdik. Böyle de olması gerekiyordu.

Biz üç kişi yola çıktık, yeterli destekler de bulabilirsek bu kongreyi uluslar arası boyuta taşıyabiliriz. Tabi bu kongrenin bayrağını bizden başka birileri de taşımalı. Biz bir ilki yaptık, şimdi başka üniversitelerinde bu kongreye sahip çıkması, talip olması gerek, hatta ikincisini başka bir üniversite yapmalı.”

Nejat Gajar’ın içten yanıtları, inanmışlığı bu kongrenin gelenekselleşeceğine olan inancımı güçlendirdi.

I. Ulusal Şiir Kongresi’nde ki konferanslar dan ilki, sunumunu Güngör Gençay’ın yaptığı “Şiirde Dil ve Diyalektik Olgusu” Vecihi Timuroğlu, ikincisi “Şiirde Ritmik Yapı Anlamın açılanması açısından Ne Gibi Olanaklar Sağlar” Afşar Timuçin ile üçüncüsü, “!980 Sonrası Dünyada Yeni Sanat ve Siyaset Yöntemleri Açısından Türk Şiiri” Hasan Bülent Kahraman ‘ dı.

Festivalin ikinci gününde, Afşar Timçin yönetiminde ki panelin konusu “Gerçeklikten Ayrı bir Toplumcu Gerçeklikten Söz Edebilir miyiz”, panelistleri, Arife Kalender;“Şiirin uzun bir yolculuk olduğunu ve yolculuğa çıkarken de seyrinin bilinemeyeceğini vurgularken Orhan Veli’ nin dizeleri ile sözlerini destekledi.Ayrıca şiirde yok sayılamayacak bir olgunun “gerçeklik” olduğunu vurguladı. Güngör Gençay’da, Konuşmasında; öncelikle “toplumsallık” ve “toplumculuk” olgularını irdelerken, “toplumculuğun; üretimin emekçiler ve halkın yararına kullanılan siyasal , ekonomik ve toplumsal bir öğreti olduğunu bunun da sosyalizm olduğunu...” söyleyerek sözlerini “Gerçeklik” üzerine yoğunlaştırdı. Özkan Mert ve Veysel Çolak’ ın da konuşmacı olarak katıldığı panel, ikinci günün öğlen saatlerinde sonlandı.

I. Ulusal Şiir Kongresi’nin 2007’nin en iyi kitap ödülünü, “Eşsesli Hüzünler” isimli kitabıyla Özgür Özmeral aldı. Bu kitap genç şairin ilk kitabı ancak ilk ödülü değil. Kitabı yayınlanmadan önce, dosya iken de; “2005 Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birincilik Ödülü” aldı. Ayrıca kitap dışında kalan şiirlerinden de 2006 yılında İzmir “Ali Rıza Ertan Ödülü” aldı. İlk kez yapılan şiir kongresinin “2007’nin En İyi Kitabı Ödülü”nün kendisine verilmesinden duygulanan Özgür Özmeral “Türkiye’de ilk defa düzenlenen bir kongre, “Şiir Kongresi” en önemlisi de buydu. Üstelik, misafirlerini ağırlamasından tutun da, içerik zenginliğine kadar dolu dolu bir etkinlikti.  Nejat Gajar ve Şener Aksu tüm organizasyonun detaylarını anlattılar bize. Böylesi zor ve kapsamlı bir etkinlikte Türkiye’nin değerli şairleri karşısında bu ödülü almak, onlarla bir arada olmak, dostluk kurmak ve şiir üzerine konuşmak benim için çok başka bir duyguydu.” Dedi.

Tekin Gönenç’ in oturum başkanlığını yaptığı 17 Mayıs günü Özgür Özmeral, iki buçuk yıllık bir araştırmaya dayalı hazırladığı ikinci kitabı “Cemal Süreyya Şiirinde Kadın ve Erotizm” kitabının bir parçası olan, “Cemal Süreyya Şiirinde Erotik Görünümler” konusunda bildiri sundu. Yeni kitabıyla ilgili şunları söyledi; “Yoğun, detaylı tema tik bir çalışma oldu. Kitabımın esin kaynağı yüksek lisans tezim oldu. Cemal Süreyya üzerine yapılmış bilimsel bir çalışmanın olmaması da belirleyici oldu. Cemal Süreyya ile ilgili yazılan yazılar genellikle anı ve deneme üzerinde yoğunlaştığını tespit ettim. Cemal Süreyya’nın şiirinde biyografik unsurların da olduğunu özellikle küçük yaşlarda annesini kaybetmiş olmasının etkisi vardır şiirlerinde. Bunu işlerken ben de anne olan kadını işledim.”

Kongrede, “Antikçağdan Günümüze Şiir ve Kadın İlişkisi” Ayten Mutlu, “Geldik Bugüne” Bilal Kayabay, “Şiirin Temel Kavramları ve İmge – Gerçeklik Kuramı” Nuray Gök Aksamaz, “Şiirin Eksiği Yoktur, Eksik Şiir Hiç Yoktur” Yelda Karataş konularında bildiri sunan şairlerin ortak söylemi, “kongrenin şairler için önemli bir buluşma alanı” olmasıydı. Bu kongrenin şiiri bilimsel bir alana taşımış olması da en çok konu edilendi.

Yelda Karataş “Son derece iyi olan organizasyon ve misyonunu kavramış bir ekiple karşılaştık kongrede. Şairlerin buluşma alanı oldu, sürekli şiir konuştuk, şiirle beslendik.  Şairler, öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, eleştirmenler, yayıncılar ve öğrencilerin katıldığı panorama da, genç şairlerin, çınarlarla buluşması da vardı. Ayrıca “Nikomedia” gezisi, tarihi eserlerin kurtarılması konusunda gösterilen duyarlılık ve çalışma da ciddi eylemler.” Dedi. Kocaeli Üniversitesi’nin 1997 yılında ki ilk şiir etkinliğine de katılan şair Leyla Şahin, konuştuğum da; “İlk katıldığım etkinlikte de olan Abdulkadir Budak, Arife Kalender, Ayten Mutlu, Çiğdem Sezer gibi arkadaşlarla yeniden aynı üniversitenin ilk şiir kongresinde buluşmaktan çok mutlu oldum. Kemal Özer’in, İlhan Berk’in, Özkan Mert’in orada olduklarını da söylemeliyim. Doğunun en uç yerinden Kars’tan gelen öğrencilerin katılımı beni çok etkiledi. Toplumun hızla bir çürümüşlüğe doğru evrilmesin de şiirin gücünün fazla olduğunu düşünmüyorum. Ben devrimci bir kuşaktan geliyorum. Dünyayı değiştirmek özlemi ile yaşamış ve böylece yaşlanmakta olan bir şairim. Gençliğimde şiirle devrim yapılabileceğini düşünüyordum. Şimdi bulunduğum yerde şiirle, romanla, resimle devrim yapılamayacağını öğrenmiş bulunmaktayım. Bu  çalışmaların etkinliklerin mutlaka önemli yeri ve katkıları vardır. Şiirin öneminin ve değerinin farkındayım. Az olabiliriz, anlaşılmayabiliriz ama çokuz. Bir devrim yapmak, toplumu değiştirmek, toplumun yazgısı üzerinde etkili olmak söz konusu değildir. Fakat şiirsiz bir hayat, şiirsiz dünya mümkün olamaz. İnsanın özünde şiire yani güzel olana, yani muhalif olana, yani asi olana karşı daima bir yer vardır. Bu noktadan baktığımızda şiirsiz olunamayacağını söylüyorum.” Dedi.

Etkinliğin içerisinde “Şiir Etkinlikleri Birimi Sahne Denemesi Topluluğu”nun hazırladığı “Patikaların Gittiği Yer” isimli gösteri beğeni ile izlendi.

Şairler üç gün boyunca şiir konuştular, sürekli şiir okudular, yazdıklarıyla birbirlerini tanımanın dışında yakın temasları oldu.

Yazımı sonlarken, Leyla Şahin’in çok sevdiğim, hatta vurgunu olduğum dizelerine yer vermek istedim.

Benim bir annem olsaydı Tuna’ya benzerdi

Akardı bir şehrin kalbini ikiye bölüp

Bir çalgı olsaydı mutlaka kırık bir çalgı

Akerdeon şiirim işte açılıp kapanan yara 

37
0
0
Yorum Yaz