Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Kadınız Biz

2013-03-08 01:19:00
Kadınız Biz |  görsel 1

 

Kadınız Biz

 

Birileri 365 günü ve hatta olsa, 366’ncı günü bile dolduracak...

‘Adı konulmuş’ günlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok!

Anneler günü...

Babalar günü...

Sevgililer günü... 

Yerli malı haftası...

Şu günü...

 Bu haftası...

Liste uzar gider...

Bir gün değil, her gün diyenlerdenim ben...

Hiç bir biçimde bunların arasında sayılmaması gereken bir gün var ki, neredeyse bu günü de sıradanlaştırıp, tüketime araç edecekler.

 

‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’artık oldu  ‘Dünya Kadınlar Günü’

Umarım, tüm özel günlerde, haftalar öncesinden kasırga(vari) yayılan tüketim çılgınlığı, ortalığı kasıp kavururken, bu günü de kasıp kavurmaz. 

 

***

Geçtiğimiz yıllarda aşağıdaki haberi hepimiz okuduk.

“8 Mart 2007 yılında Türkiye Parlamenterler Birliği, en yaşlı beş kadın parlamentere şükran plaketi verdi.

Haber aynen şöyle: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla en yaşlı 5 kadın parlamentere şükran plaketi veren TBMM Başkanı Arınç, burada yaptığı konuşmada "Bayanların parlamentoda temsil edilmesinin, bugün yaşadığımız bazı olumsuzlukların çaresi olduğunu düşünüyorum" dedi.”

Hangi Çare?

 

O günden bugüne yıllar geçti ve çare arıyoruz hala…

 

***

Haberin devamında “Bugün de Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Türk Parlamenterler Birliği'nin çok anlamlı bir toplantıya ev sahipliği yaptığını ifade eden Bülent Arınç, geçmişte milletvekili olarak, Meclis'te bulunmuş kıdemli parlamenterlerin hatırlanması ve onlara bir şilt takdim edilmesinin çok anlamlı olduğunu kaydetti.”

Hangi anlam?

***

Şimdi sorularıma geçiyorum... (Cevapları isteyenler okusun)

1. Bu ve benzer kutlamalar, gerçekten günün anlamına uygun kutlamalar mıdır?

 

2. 15 ila 64 yaş arasında ki kadınların kaçı dünyada ve ülkemizde işgücü kapsamında yer almaktadır?

71 ülkede 15 ila 64 yaş arasındaki kadınların en az yarısı işgücü kapsamında yer almaktadır. Olayın genelinde, kadınların işgücüne katılım oranının en yüksek olduğu yerler gelişmiş olan ülkeler ve Afrika’nın Alt Sahra kuşağı olmakta; bu oranın en düşük olduğu 23 ülkenin yaklaşık dörtte üçü çoğunluğun Müslüman olduğu ülkelerdir.( GÜROL.2000. s.216)

“2004 verilerine göre Türkiye genelinde kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 27.7, işsizlik oranı ise 9.5 İşgücüne katılan her 100 kadından 49'u ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. İşgücüne katılan kadınların yüzde 48'i tarım sektöründe, yüzde 16.5’u sanayi ve yüzde 18'i hizmet sektöründe çalışıyor.”

 

3. Dışarıda ve aile içinde şiddet azalmış mıdır?

Şehirlerde evli kadınların % 18’i, köylerde de % 76’sı eşleri tarafından dövülüyor.

Kadınların % 57,7’si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor.

Aile içi suçların % 90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor. (Milliyet- 2001)

 

4. Türkiye’de çalışan kadın sayısı AB nin neresinde?

“Kadınların işgücüne katılım oranı hem kentlerde, hem de kırsal kesimlerde erkeklere oranla oldukça düşük. 2005 yılında kırsal alanlarda erkeklerin işgücüne katılım oranı yüzde 78.2 iken, bu oran kadınlarda yüzde 36.5 olarak görülüyor. Kentlerde ise erkekler yüzde 75.1, kadınlarda yüzde 20.5 olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamlar AB ortalaması ile karşılaştırıldığında arada önemli farklılıklar olduğu görülmektedir. 2006 yılında Türkiye’de erkeklerin işgücüne katılım oranı yüzde 71.8 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran 25 AB üyesi ortalaması olan yüzde 78'e yakındır. Ancak, kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 24.9’ken, bu oran 25 AB ülkesinde ortalama yüzde 63.1’dir.”(İş- Kur Kayseri Müdürü Rifat Çetinkaya 09.02.2008)”

 

5.Okuma yazma bilmeyen kaç kadın var?

“2000 yılı itibariyle okuma yazma bilmeyen kadın sayısı hala 4 milyon 625 bini buluyor.(Bu sayı 2006’da 5 milyon 200 bin olarak biliniyor) Kadın ve erkek çalışanların ücret dengesizliği, kadın aleyhine devam ediyor. (8 Mart 2005 AA)”

 

6.  İl sayısının 100’e çıkacağı söylenirken kaç kadın vali görev yapıyor?

Bugün Dünya Kadınlar Günü ama yönetimde kadının adı yok. Bugüne kadar bir tek kadın vali olmayı başarabilmiş. 686kaymakamın ise sadece 13'ü kadın.Bugün, Avrupa Birliği'ne ilerleyen Türkiye'de devlet mekanizması, hükümet ve bürokrasinin karar alma organlarında hala kadının adı yok. Cumhuriyet'in kuruluşundan 2005'e kadar tek bir kadın vali olmayı başarabilmiş: Lale Aytaman. 2 kadın vali yardımcısı ve 6 kadın kaymakam adayı bulunan Türkiye'de hâkim ve cumhuriyet savcılarından yalnızca yüzde 18'i, 15 üyesi olan Anayasa Mahkemesi'nin ise 1 asil, 2 yedek üyesi kadın. Avukatlarda kadın oranı yüzde 26', noterlerde de yüzde 15,5’de kalıyor.( 8 Mart 2006) ”

7.  Kadın, anne olduğunda, bebeğini büyütürken anne süt izni dışında ücretli izin kullanabilecek mi?

8.  Çocuğuna kim bakacak?

9.  Okul masraflarını kim karşılayacak?

10. Mutfaktaki yangını nasıl söndürecek?

Sorulacak daha onlarca soru var...

***

Yüz elli beş yıl önce, kırk bin dokuma işçisi kadın, Amerika’nın New York kentinde, çalışma koşullarının değişebilmesi yolunda, ölümü göze alıp greve gittiler.

Eylemleri, direnişleri, çığlıkları yıllarca hatırlanmadı.

Ta ki altmış bir yıl sonra, Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin direnişin başladığı günü ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ olarak  kutlanması önerisini getirene dek.

Yıllarca yasaklanarak, zaman zaman da kabullenerek sürdürüldü kutlamalar. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Mart 1977’de, 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kabul etti ve tüm dünyada kutlanmaya başladı. Türkiye’de 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, dört yıl kutlamalar yapılamadı.

Sendikalar, kadın kuruluşları, yıllarca bu önemli günde kadına yönelik ayrımcılığı, daha güçlü olarak dile getirmeye çalışsalar da; ayrımcılık devam etti, ediyor.

Kadın eğitilmeden... töre cinayetleri önlenemezken... Yaşamın çeşitli alanlarında eşitsizlik devam ederken... Berdel sürerken...  

Kadın cinayetleri önlenemezken…

Yıllardır mecliste kadına yapılan taciz, tecavüz olaylarına karşı alınacak önlemler tartışılırken…

Kadının kafasındaki düşünceler, türbanla örtülmeye çalışılıyor.

Bırakın beyler, kadının saçını, başını.

İster örter, ister açar…

 

Kadının eğitimi tartışılıyor…

Bırakın kadının eğitimini.

İster okur ister okur -yazar olur.

Bunların kime ne zararı var?

Yıllar içerisinde ne değişmiş sizce?

2012 ve sonrasında özgür, dayanışmacı, paylaşımcı, eşit işe eşit ücretin ödendiği, baskılardan arınmış, sömürünün sürmediği, cinsel tacizlere uğranmayan, adil ve barış içinde yaşayacağımız bir dünya isteyen tüm kadınların "Dünya Emekçi Kadınlar Gününü" saygıyla kutluyorum.

 

Hatice Özbay / 2012

www.Kirlisakal.com

96
0
0
Yorum Yaz