Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Heyecanlı Mütevazı Zarif Şerif Sezer

2009-07-13 23:20:00



 



Heyecanlı Zarif Mütevazı Şerif Sezer


 

Bu ay uzun boylu, zarif oyuncu Şerif Sezer’in Göztepede’ki evine konuk olduk. Mütevazı oyuncu, oldukça samimi karşıladı bizi. “Bana bilinen şeyleri anlattırmayacaksınız değil mi?” diye gülüşerek başladık konuşmaya.

Şerif Sezer Ankara Devlet Konservatuarında yatılı okur. Okul yıllarında tanıştığı bir gençle ilk evliliğini yapar. Eşinin kazandığı burs nedeniyle Fransa’ya giderler. Tatil için geldiği İstanbul’da eşinden ayrılır ve sevdiği kente yerleşir. Uzun zaman tiyatrolarda iş bulamaz. 1978 yılında Ergin Orbey'in Genel Müdürlüğü zamanında Devlet Tiyatrosu’nda çıkan afla yeniden tiyatro yaşamı başlar.

Şerif Sezer’in ilk sinema filmi olan “Bir Günün Hikâyesi”yle de, sinemadaki oyunculuk kariyeri başlar. 1982 yılında Cannes'da Altın Palmiye ödülü alan “Yol” filminde Yılmaz Güney’le oynar. “O filmi gözyaşları içinde izledim” diyor kendisi. Arkasından galası durdurulan “Hakkâri’de Bir Mevsim”le Almanya’dan Gümüş Ayı ödülü gelir.  Hayatının ilk “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü Ankara Film Festivali'nde  “Herşeye Rağmen” den alır. Şerif Sezer “Asmalı Konak” dizisindeki rolüyle evlerimize konuk olur ve tanınır. Diziler, Sezer’e hak ettiği şöhreti kazandırır. “Mustafa Hakkında Herşey”, “Çemberimde Gül Oya” ve ona “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazandıran“Babam ve Oğlum” la artık aranan oyuncu olmuştur.

 

Fransa’da yaşadığınız günlerde podyuma çıkmışsınız?

Abartılıyor, Fransa’da öğrencilik yıllarımda dikiş atölyesine gidip yardım ediyordum. Para kazanmak için. Top modeller geliyordu. O gün gelmeyen vardı. Gelmeyen modelin yerine ‘Siz modellik yapar mısınız?’dediler, kendimi podyumda buldum.

Fransa’ya okumak için gitmişsiniz orada kalmayı düşünmediniz mi?

Hayır, sürekli olarak düşünmedim. Ben İstanbul’u çok seviyorum.

Üzerinde bedenini saran siyah kadife bir elbise vardı ve bizimle yaptığı söyleşi sonrası Kanaltürk TV’de ki programa katılacaktı.  

Çok şıksınız bu gün...

En gösterişli giysim işte bu… Çok modaya uygun giyinmem. İçinde kendimi rahat hissettiğim giysileri tercih ederim. Tiyatrocu olarak oyunculuğa başladım. Ara verdim, Fransa’ya gittim. Orada okula gittim bitiremedim. Orada bir şey yapmam pek mümkün olamadı.

Evliliğiniz ve çocuk kararınız?

İlk evliliğimi Fransa’da yaptım ve ilk evliliğimden çocuğum yok. Kızım Deniz, ikinci evliliğimden dünyaya geldi. Çok sorumluluk almak isteyen birisi değilim. Hayvanları çok sevmeme rağmen istemedim ve beslemedim. Özgür olmak istedim açıkçası. Bir çocuğun sorumluluğunu almak hiç istemedim. Çok zor, çocuk yapma kararı çok zor alınmış bir karardır benim için. Sonunda çocuk yapmadığım için, ‘ya çok pişman olursam’ diye düşündüm ve yapmaya karar verdim. Çok planlı bir şekilde hamile kaldım ve doğurdum. Bir arkadaşım ‘Her sorun, çözümleriyle birlikte gelir’ demişti. Hiç unutmuyorum dank etmişti kafama. Öyle karar verdim anne olmaya.

Kaç yaşındaydınız?

Aaa hiç bunları söyleyemeyeceğim, ama genç değildim. Hamileliğim de hiç iyi geçmedi. Yatmam gerekti, kanamam vardı, bulantılarım vardı, çok kötüydüm.

Hamileliğiniz sırasında çalışıyor muydunuz?

Kuşadası’nda bir film çekiyorduk, kanamalarım başladı ve geri dönmek zorunda kaldım. O filmde çekilemedi zaten.

Hangi filmdi?

İsmini hatırlamadım.

Sizin geri dönmeniz nedeniyle mi çekilemedi?

O filmde Erkan Yücel öldü. Kaza oldu ve öldü. Ben bir gün önce dönmüştüm. Benim yerime birisini bulabilirlerdi. Erkan Yücel’in ölmüş olması nedeniyle çekilemedi. Sonuçta dokuz ay yatarak ve midem bulanarak çok kötü bir hamilelik geçirdim. Hiç hatırlamak bile istemiyorum. Hemen bitmesi gereken bir şeydi hamilelik benim için.

Tam bir sendroma dönüşmüş.

Çocuk sahibi olmayı istemiyordum ama eşim çok istiyordu. Çocuğum olmadığında, pişmanlık duyar ve çok üzülürsem diyordum. İkisi bir araya gelince çocuk sahibi olayım dedim. Cinsiyetinin kız olduğunu öğrenince, çok ama çok sevindim. Kız çocuğum olmasını çok istiyordum. O doğduktan sonra da, ‘Ben bunu iyi ki yapmışım’ hiç demedim. Tam tersi ben buna nasıl bakacağım konusunda korkularım oldu. Başımda büyük yok. Hiçbir bilgim yoktu. Nasıl bakılır? Nasıl altı değiştirilir? O günlerde evin içinde ruh gibi dolaşıyordum, kâbus gibi… Hamilelikte yirmi iki kilo aldım, üç ay sonra kilolarımın hepsi gitti. Nerdeyse hamilelik öncesi kilomun altına düştüm. Sonrasında alıştım ve müthiş bir aşkla bağlandım ben çocuğuma.  

Çocuğunuza alışmanız uzun mu sürdü?

Çok sürmedi, doğumdan bir hafta sonra alışmıştım. Her kadın bir kez muhakkak anne olmalı bu duyguyu yaşamalı. Anne olmayan birine anne olmayı anlatmak çok zor… Onun yerine ölebilirsiniz.

Zor hamilelik sonrası doğumunuz nasıl oldu?

Sezaryen ile oldu. Sezaryende çok kolay bir şey, hiç şikâyetçi olmadım. Hiç ağrı çekmedim çabucakta kalktım.

İşinize ne kadar ara verdiniz?

O zaman Devlet Tiyatrosu’ndaydım. Deniz doğduktan bir sene sonra yeniden oynamaya başladım. Sinema yoktu. Diziler zaten yoktu o zaman.

 Çocuğunuza anne sütü verdiniz mi?

Bir buçuk ay meme verdim. O sıralarda ev değiştirme işlerimiz vardı, kızımı arkadaşlarıma bıraktım daha fazla veremedim. Sonra çocuğum için delirdim. Dünyanın en güzel armağanı…

Çocuk sevgisini tadınca, ikinci çocuk yapmayı düşünmediniz mi?

Hiç düşünmediğim gibi, ikinci çocuğu nasıl yapıyorlar, diye düşünüyorum. O kadar zor ki çocuk büyütmek. En azından benim için böyleydi. Çok korkuyorum, hep panik halindeyim. Onun başına bir şey gelecek diye çok koktum. Hala, eve gelinceye kadar bin kere telefon ediyorum ‘Nerdesin, kimlesin?’ diye. Şu anda yirmi bir yaşında, araba kullanıyor, aklım hep onda. Birinci de böyleyken, ikinci çocuğa nasıl cesaret ederim diye düşündüm ve halada böyle düşünmekteyim. Layıkıyla çocuk büyütmek çok zor… Ben çok heyecanlı birisiyim. Her şeye çok büyük tepki veriyorum. Kendime bile zarar verircesine heyecanlarım. Çocuğum eve girinceye kadar rahatsızım, o eve girdiğinde çok rahat ediyorum. ‘Anne ne olur yat uyu, bekleme’ diyor ama elimde değil.

Kızınız şu anda nerede?

Okulda… Konservatuarda tiyatro bölümünde okuyor.

Siz de iz bırakan, “İyi ki oynadım ya da oynamasaydım” dediğiniz filmler oldu mu?

Tüh keşke oynamasaydım dediğim hiçbir filmim yok. Çünkü hepsi çok güzel filmler ve bu konuda şanslı sayılırım. Toplam on beş filmde oynadım zaten. Türk Sinema tarihine geçmiş tüm filmlerde oynamışım demek ki. Hiç boş yok.

Şu rolü oynasaydım’ dediğiniz oldu mu?

Muhakkak olmuştur. Çünkü eski Yeşilçam oyuncuları gibi çok fazla filmde oynamadım. Üç yüz tane filmde nasıl oynanır? Bence hepsi birbirinin aynıdır. Orada karakter yaratmak diye bir şey yok. Hollywood’a baktığımız zaman, iyi bir oyuncunun bütün hayatı boyunca yirmi beş – otuz tane yaptığı film vardır. Bizde ayda bir film yapılıyordu. O film değil, fotoğraf çektirmek gibi bir şey.

Bir role ne kadar sürede hazırlanıyorsunuz?

Çok sürmez. Yönetmenle paylaşıp, kısa bir araştırma yaparım. Birikimleriniz de yol gösterici olur. Atmosfer kurulduktan sonra her şey oluyor.

Uzun soluklu dizilerde de oynadınız. Asmalı Konak’ta ezik kadın tiplemesiydi. O karakter sanki size yapıştı gibi siz ne dersiniz?

Aslında şöyle bir şey, bu senaryocuların tembelliğinden olabilir. Siz bir rolde iyiyseniz, ondan sonraki gelen tekliflerde aşağı, yukarı aynı oluyor. Mesela ben, kentli kadın çok oynamadım açıkçası. Genelde doğulu kadını oynadım.

Kentli kadınsınız

Evet, ben de öyle düşünüyorum.

Siz hangi filmleri izlersiniz?

Korku filmi olmasın yeter. Tüm filmleri izlerim. Korku filmi hiç seyretmedim ve seyredeceğimi de sanmıyorum asla ve asla.

Dizi ya da film çalışmaları yok diyelim, günlük yaşamınız nasıl geçiyor?

Bu gün ne yapsam acaba, diye düşünüyorum. Kalkıyorum kızım okula gidiyor, ona kahvaltı hazırlıyorum. Kahvemi içiyorum, gazetelerimi okuyorum. Hangi diziyi izlesem diye kanalları geziyorum. Görmediklerimi seyrediyorum.

Eski Türk filmlerini izler misiniz?

Dayanamıyorum artık. Biraz İstanbul manzaralarına bakıyorum sadece. Hepsi birbirinin tekrarı… Çok iyi olanlardan da az var.

Kendinizi torun sahibi olarak düşünüyor musunuz?

Elbette, istiyorum. Kızımda evlenmeyi çok fazla düşünmüyor ama. Ben kızımın o küçücük halini çok özlüyorum. Çok güzel ve yaramaz bir çocuktu. İstediğini elde edinceye kadar ağlardı hiç vazgeçmezdi. Kendime sorardım ‘Sen buna sonunda evet diyecektin de, niye önceden hayır dedin?’ Çocuğunuzun size söylediklerinin binde birini başkası söylese, dönüp suratına bakmazsınız. Çocuğunuz söylediğinde affediyorsunuz.

Kızınızla paylaşımlarınız; birlikte film izler misiniz, müzik dinler misiniz?

Evet, çok film izleriz. Ama şimdi o farklı müzikler dinliyor. Çok küçük yaşta dört buçuk yaşında piyano çalmaya başladı. Zaten sonrada konservatuara girdi. Anneliği ben biraz abartıyorum galiba. Kızım ‘Anne hiç bir arkadaşımın annesi senin gibi değil’ diyor.

Sizin oyuncu olmanız, kızınızın küçük yaşta piyano çalmaya başlaması, bu günkü meslek seçiminde etkili oldu diyebilir miyiz?

Önceleri benim mesleğim ile ilgili hiçbir isteği yoktu. Lise son sınıfta ‘Ben konsevatura gideceğim ve tiyatro okuyacağım’ dedi. Bende çalıştırmadım, kendi başına çalıştı ve becerdi. Onu hiç seyretmedim. Oyunculuğu hakkında en ufak bilgim yok. Oynayacağı parçaları ya da sınav parçalarını asla bana göstermiyor. Bu ayın 29’unda okul oyununa çıkacak, Akatlar’da sahneye çıkacak. Ben çok büyük bir heyecanla bekliyorum ki olağanüstü heyecanlıyım.

Normalde böyle mesleği olan bir çocuğun, annesinden yardım istememesi enteresan.

Biraz tuhaf ama… Dışarıdan geliyorum içeride ses var, kapıyı açtığım anda hiç ses yok. Bana göstermiyor. Evden çıkıyorum Deniz çalışsın diye. Yaptığı işleri okul arkadaşlarına gösteriyor.

Başarılı bir anne modelisiniz, sizden çekiniyor mu?

Bilmiyorum…

Öğretmenleri ile ilişkileri nasıl?

Çok iyi, çalışkan başarılı bir öğrenci…

Dominant karakteriniz var galiba? Ayın 29’unda, onu izleyeceğinizi biliyor mu?

Evet… Biliyor izleyeceğimi ve çok heyecanlandığımı.

Şu anda herhangi bir dizi veya reklam filminde oynuyor mu?

Hayır, okul bitene kadar oynamayacak.

Bu hanginizin kararı?

Kendisi karar veriyor.

Ne zaman kendi kararlarını vermeye başladı?

Hep, her zaman, Deniz tüm kararlarını kendi verdi.

Deniz, okul dışında ki zamanlarını nasıl değerlendiriyor?

Pek zamanı yok diyebilirim. Genelde arkadaşları ile oluyor.

Sizin yeni projeleriniz var mı?

Evet, Show TV’de Ocak ayında başlayacak olan bir dizide oynayacağım. Film çalışması yeni bitti. 25 Ocak tarihinde vizyona girecek.

Ev işleri ile aranız nasıl? Yemek yapmayı sever misiniz?

Ev kadınlığı çok sevdiğim bir şey değil. Bir kızım ve bir kocam var tabi yemek yapıyorum.  Ege mutfağını çok seviyorum. Zeytinyağlı yemekler yaparım mutlaka her gün ve severek yerim. Elma yemeyi çok severim.

Kitap, dergi okur musunuz?

Çok değil. Benim radyo dinleme alışkanlığım var. Radyoda haberleri dinlemeyi çok severim.

Çekimleriniz olduğunda İstanbul dışında çalışmak zorunda kalıyorsunuz. Zor olmuyor mu?
Planlıyorum. Zor olsa da işim bu ve vakti iyi ayarladığınızda her şeyi yapmaya fırsat bulursunuz. Eşim çok uygar bir adam.

İlk Ödülünüz ve toplam kaç ödül oldu?

İlk Ödülü Ankara’da aldım. O çok müthişti. ‘Herşeye Rağmen’ ile aldım ilk ödülümü. Ev taşınırken kamyoncu bile herhalde bu antikadır diye almış arabanın ön tarafına koymuştu, çok gülmüştüm. 10’u geçti ödül sayım. Sinemaya geç başladım ama hayli ödül aldım, ‘En iyi kadın oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu olarak. En son da ‘Babam ve Oğlum’dan bir ödül aldım. Ama tiyatro oyuncusu olarak tiyatro adına hiç ödül almadım.

Son olarak, annelik ve iş yaşamını nasıl planladınız?

Bir ev, bir fabrika gibi… O ev yaşayacak, o ev çalışacak. Bir şey yapmıyormuşsunuz gibi ama her şey biter ve yerine koymak zorundasınız ve planlı olmak zorundasınız.

 

Şerif Sezer’e teşekkürler…

01.  01.2008

 

Hatice Özbay

hatice.ozbay@yahoo.com

 

 

962
0
0
Yorum Yaz