Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Biz bu ülkeyi böleceğiz… Bülent Peker'in yazısı

2013-06-26 04:23:00
Biz bu ülkeyi böleceğiz… Bülent Pekerin yazısı |  görsel 1
Biz bu ülkeyi böleceğiz…

Diyorlar ki; biz bu ülkeyi bölecekmişiz…

Aslında evet. Biz bu ülkeyi böleceğiz! Karpuz keser gibi tam ortasından ayıracağız üstelik…

Önce yıllardır bizi sağ ve sol diye ayıranlardan başlayacağız. Taksim Meydanı’nın tam ortasına bir çizgi çekecek, sağdakileri sola, soldakileri sağa koyacağız. Başlarına adamlar dikecek, karşıt görüş marşlarını dinleteceğiz sabahlara kadar. Zamanında bize yaptıklarının ne demek olduğunu göstereceğiz…

Dindar, dinsiz, laik, antilaik, kemalist, elitist, Türk, Kürt diye ayıranlara gelecek sıra. Ellerine tarih kitapları verecek, yüzyıllardır ayrıştırılan halklara yapılan zulümleri göstereceğiz. Kimilerine aynı topraktan geldiğimizi kimilerineyse aynı patlamayla oluşan evrenin varlıkları olduğumuzu anlatacağız.  İşimiz zor olacak ve hatta anlamayacaklar biliyoruz. Fakat durmayacak, gözlerine baka baka, kulaklarının dibinde bağıra bağıra anlatacağız. Pes etmeyeceğiz…

Politikacılarla medyayı aynı yerde toplayacağız mesela. Biri konuşacak diğeri yazmayacak. Konuşan daha da çok konuşacak ama yazan yine yazmayacak. Doğal olarak da “yine” kimse oku(ya)mayacak. Televizyonların antenlerini kıracak, modemlerin fişini çekecek, ömür boyu birbirlerine monolog yapma imkânı tanıyacağız…

Genç kızlarımıza, kadınlarımıza el kaldıran, taciz ve tecavüz edenlerin hatırı kalmayacak elbette. Beşer metrekarelik odalara koyacağız onları da. Suç aletlerini yanlarına verecek, ömürlerinin sonlarına kadar birbirleriyle kaynaşma ayrıcalığını tanıyacağız…

Arsızları, hırsızları, namussuzları Survivor adasına nakledeceğiz. Bir dilim ekmek uğruna sabahtan akşama kadar köpekler gibi çalışmanın ne demek olduğunu orada göstereceğiz. Bir tas sıcak çorba, bir dilim taze ekmek uğruna birbirlerini ezmelerini izleyeceğiz. Aralarında bize sempatik gelen şebekleri önce halk oylamasıyla adadan alacak, sonra tekrar geriye göndereceğiz. İbret-i alem olsun diyeceğiz…

Bütün bunlar olup bittiğinde belki de çok kimse kalmayacak etrafımızda. Ama inat değil mi? Üç yerine beş çocuk yapacak, fakat aklı hür, vicdanı hür, insan gibi insanlar yetiştireceğiz. Geçmişini, bugününü ve geleceğini görebilen, kendinden önceki hiçbir neslin yapmadığı kadar olanlardan ders alan yeni bir nesil inşa edeceğiz. Bilimle, kültürle, sanatla, inanç ve vicdanla barışık yepyeni bir nesil… Hiçbir ayırım gözetmeden insana ve insanlığa hizmet edecek yeni bir nesil…

Bu taksimat esnasında halkı ses geçirmez camların ardına koyacak, komedi tadında olan bitenleri izleteceğiz. İzlerken birbirimizle konuşmaya başlayacak, konuştukça birbirimizi tanıyacak, tanıdıkça daha da çok seveceğiz. Kim bilir belki de yıllar sonra küçük bir tebessümü getireceğiz hanelere, sokaklara ve meydanlara…

Gitmeden, “şair yelekli çocuktan” (*) şarkılar çalacak, genç yaşta aramızdan ayrılanları kimimiz elinde mum, kimimiz dilinde dualarla anacağız…

“Baba ben yıkıcıyım ama 
Kendini bilmez değilim
Yaşamak istiyorum sadece
Kendi savaşlarım uğrunda 
Ben sadece ben olmak istiyorum…”

(*) Ebediyete intikalinin sekizinci yıl dönümünde şair yelekli çocuk Kazım Koyuncu’nun anısına…

Kendi dilinden:

“Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar ‘a, ateş hırsızlarına, Ernesto “Çe” Guevara’ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.”

 

Bülent Peker'in yazısı 

Biz bu ülkeyi böleceğiz…

 

126
0
0
Yorum Yaz