Hatice Özbay 34 Takipçi | 294 Takip
Kategorilerim

Okumak İstediklerim

deneme

Röportajlarım

Haber

Şiir

Ünlüler

Makale

Diğer İçeriklerim (62)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (34)

Bir Kıvılcım Yeter Bazen

2013-01-18 18:47:00
Bir Kıvılcım Yeter Bazen |  görsel 1
Bir Kıvılcım Yeter Bazen |  görsel 2

 

Bir Kıvılcım Yeter Bazen

Orda bir köy var uzakta o köy bizim köyümüzdür.

Gezmesek de, tozmasak da o köy bizim köyümüzdür

La la la laaa la la la laaa

Ya da; “Gitmesek de,  kalmasak da o köy bizim köyümüzdür.”  Şeklinde söyleriz, ama hep söyleriz.

Çok duygulanırım dinlerken, küçüklüğüm canlanır derinden.

Uzun süre aynı ilde ve başladığım okulda, okulumu bitiremediğimden midir, alıştığım arkadaşlarımdan tam da işte arkadaşlarım dediğim sırada ayrıldığımdan mıdır, özlediğim öğretmenlerimden midir, komşumuz Sadriye abla veya Fatmagül Hanım teyzelerden mi bilemedim.  Hep o köye özlemim oldu.

Babam askerdi. İlkokula İstanbul ve Osmaniye’de ortaokula Erzincan’da, liseye Mersin’de, üniversiteye Ankara’da gitmiş biri olarak anlamını hiç yitirmedi “O köy” benim için. Önceleri “O köy” dediğimde aklıma hep Mersin gelirdi. Okul tatillerinde Mersin’e giderdik çünkü. Köy değildi elbet ama benim için uzaktakiydi.  Gidemesem de, kalamasam da, özlesem de…

----

Nisan ayı başında Coşkun Ergün’den bir çağrı aldım, “Bir oluşum içerisindeyiz, senin de el atmanı istiyorum”  diyordu.  Konuyu bir gün önce özetlemiş olduğundan biliyordum. “Ulaşılmayan köy kalmayacak” diyordu. “İnternet sitesi açıldı, önce bir bak. Kitap götüreceğiz, giysi götüreceğiz Anadolu’ya.” Heyecanlandım ve hemen verdiği internet sitesi adresini açtım. Çocukluk şarkım “Orda bir köy var uzakta” sözleriyle karşıladı Merter Platformu internet sitesi.

Başlıkta “O Köy  Uzak Değil – Sürekli Sosyal Sorumluluk Projesi” yazıyordu.  Heyecanım arttı… Hatta çok duygulandım çünkü böyle bir projeye katkı koyabilmek beni çok mutlu ederdi.

Ve Özgenç Özenç’in Merter’deki ofisindeki o ilk buluşmaya gittim. Masanın üzerinde okul kitapları, kırtasiye malzemeleri vardı. “İşte bunları temin ettik” diyen Real Jeans Yönetim Kurulu Başkanı  Özgenç Özenç’in sesi coşkulu, gözleri pırıl pırıldı. Masanın etrafında platformun öncülüğünü yapan L&K Jeans’in Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Acar ile birlikte hareket etmeye söz vermiş, Yake Jeans patronu Muammer Kendir ve  Ertürk Tekstil’in patronu Selçuk Ertürk’de vardı. Hepsi çok heyecanlıydı. “Zaman kalmadı ilk sevkiyatlar 23 Nisandan önce olmalı. Hatta 22 Nisan’da Van’da olmak istiyoruz her şey hazır. Özer yayınlarının sahibi Hasan Özer kitap seçimlerimizle bizzat ilgileniyor. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız Bey okullarda okutulması gereken kitaplar konusunda bilgilerini bizden esirgemedi ve hep yanımızda olacağının sözünü verdi. Biz Merter’de iş yapan iş adamlarıyız ve bugün otuz kişi yola çıkıyoruz ama inanıyorum ki en kısa zamanda binlere, on binlere ulaşacağız. Türkiye’de kitap gitmeyen okul kalmayacak.”

“Peki bu yola çıkmaya nasıl karar verdiniz?  Bu çok büyük iddialı ve yürekten kutlanacak bir hareket, siz de öncülersiniz. “deyiverdim bir solukta şaşkınlık ve hayranlıkla.

İşte o an acı gerçeği ve yola çıkış şeklini anlattı Başkan Cengiz Acar; “ Kitap okumayı çok severim. Eşim de çok sever. Kitap okumadan veya gazeteleri okumadan kolay kolay yatağa girmem. Bir gün bir gazetenin iç sayfalarından birinde yoruma gerek olamayan bir yazı dikkatimi çekti. Yazı şöyleydi : ‘Birleşmiş Milletler okumayı yeni bilim dalı olarak kabul etti.’Okumanın önemini anlatan bu yazıyı merak ettim ve araştırdım. Acaba Birleşmiş Milletler’in daha önce kabul ettiği bilim dalları nelerdi? 

Sonuç; Psikoloji, hukuk, enerji, atom, uluslararası ilişkiler, tıp, politika, kanser, evren v.s.

Şaşırdım  bu kadar önemli konulardan sonra okumak denen ritüel, neden yeni bilim dalı olarak kabul edilmiş diye düşündüm  ve araştırmaya Türkiye’de ne kadar kitap okunduğu ilgili sonuçları arayarak devam ettim.  

Sonuçlar şöyleydi: “Türkiye’de ihtiyaç malzemeleri sıralamasında  kitaplar 235. sırada yer almaktadır. Dünyada çocuklara özel günlerde kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içinde 140.sırada yer almaktadır. Türk çocukları kitap okuma konusunda çoğu Afrika Ülkelerinin gerisinde kalmış durumdadır. Japonya’da toplumun % 14 ü, Amerika’da % 12 si, İngiltere’de ve Fransa’da %21i düzenli kitap okurken,  Türkiye ‘de yalnız 10.000 kişide  1 kişi düzenli  kitap okuyor. Nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama  100 bin tirajla basılırken, 73 milyon  nüfuslu Türkiye’de bu rakam 2-3 bin civarında kalıyor.  ABD ‘ de yılda 72 bin adet konusu farklı kitap basılırken (72 bin farklı model gibi), Rusya’da 58 bin . Japonya’da 27 bin, Türkiye’de ise 7 bin kitap basılıyor. Bu bilgilerin doğruluğunu teyit ettikten sonra konuyla ilgili  biraz daha ders çalıştım. Ve konuyu ilk kez paylaştığım işadamlarıyla internet üzerinde faaliyette bulunan kardeş okullar sitesinin kurucusuna ulaştık  ve bu site üzerinden köy ve mezra okullarındaki öğretmenlere ulaştık. Öğretmenlerle tanıştık. Onları anlamaya çalıştık. İdealizme ve diyalektik e şahit olduk. İş adamları da bir şeyler yapmalı diye düşündük  ve tekstilci arkadaşlarımızı  bir toplantıya davet ettik. ilk toplantıda yaklaşık 50 iş adamıydık. Arkadaşlarımıza  konuyu anlattık. Öğretmenlerin mesajlarını okuduk, konu ile ilgili slayt gösterileri izlettik.  Konuşmamız  bittikten sonra arkadaşlarımızın gözlerine baktık. Bir an salonda sessizlik oldu. Bazı arkadaşlarımız ağlıyordu. İşte böylece Merter Platformu 31/03/2011 tarihinde kurulmuş oldu ve beraberinde internet sitesi de hazırlandı. Şimdi ilk sevkiyata hazırız. Ancak hepimiz tekstilciyiz, aramızda bunları medyaya aktarabilecek kimse yok. Siz de Van’a gidecek ekipte olur musunuz?” Böylesine onurlu bir uğraş, böylesine samimi ve içten teklif karşısında kesintisiz ve tek solukta “Gurur duyarım ne zaman gidiyoruz?” dedim. Hazırlıklar tamamlandı ve 22 Nisan 2011 tarihinde Van’da idik. 23 Nisan’da Vanlı çocukların yeni okuma kitapları olacaktı. Oldu da.

Van’a, Muş’a ve İstanbul’da birkaç okula, Merter Platformu Kurucu Üyesi olarak ben de katıldım. Tüm bu yolculuklarda yürekli işadamlarının yanı sıra idealist öğretmenlerle tanıştım. Anadolu’daki çocukların ellerinden tutum, yanaklarından öptüm, ışıl ışıl parıldayan gözlerine baktım. Çoğunluğun öğretmen olmak istediğini, çünkü tek modellerinin öğretmenleri olduğu gerçeğini gördüm. Bu yolculukta çocukların geleceği için bir kıvılcım yakan yürekli işadamları ile yol arkadaşlığı yapmak isteyen hatta desteklerini esirgemeyen, bu duygularla adeta Anadolu’ya çıkartma yapan gönüllü işadamlarıyla da tanıştım.

Ama hepsi bu yazıya sığamayacak kadar çok. Söz veriyorum,  ilerleyen günlerde anekdotlarımı ve gelişmeleri sizlerle paylaşacağım.  

Yukarıda anlattıklarımın çok daha fazlasını www.merterplatformu.com adresinden okuyabilirsiniz.  

Bu da Kadının Gururlanma anı…

194
0
0
Yorum Yaz